Avrupa'nın gözü Rusya'da

Türkiye AB'yle üyelik müzakerelerine başladı. Teknolojik ve sosyal refah açısından gelişmiş, ancak doğal kaynaklar ve özellikle de enerji açısından fakir Batılı ülkelerle Avrasya'nın Müslüman alemi arasında kurulacak bir 'uygarlık köprüsü'nün önemi büyük.
Haber: Vagif Hüzeynov / Arşivi

Türkiye AB'yle üyelik müzakerelerine başladı. Teknolojik ve sosyal refah açısından gelişmiş, ancak doğal kaynaklar ve özellikle de enerji açısından fakir Batılı ülkelerle Avrasya'nın Müslüman alemi arasında kurulacak bir 'uygarlık köprüsü'nün önemi büyük. Kapitalizm-sosyalizm çatışma çağının yerini Hıristiyan-Müslüman çatışma çağı almamalı. Ancak aşırı düzeyde olmasa da bu çatışmanın son zamanlarda sık sık yaşandığı görülmekte. Bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrarın sağlanması, Batı ile Müslüman Doğu arasında yapıcı bir diyaloğun kurulmasına bağlı.
Şimdilik Türkiye'nin AB'ye katılma ihtimali belirsiz görünmekte. AB bir yandan, jeopolitik ve stratejik konumu, askeri gücü, vasıflı işgücü potansiyeli ve Avrupa ekonomisine katkı sağlayacak sektörlerinden ötürü (tarım, inşaat, turizm gibi) Türkiye'yi göz ardı edemiyor. Diğer yandan, hem Avrupa kamuoyu hem de politikacılar arasında ciddi kaygılar söz konusu.
Türkiye'ye engel çok
Zira, Avrupa zaten, sayıları her gün artan Müslüman diyasporadan kaynaklanan sorunlarla uğraşıyor. Türkiye'nin üyeliği bu sorunları daha da karmaşık hale getirebilir. Bir süre önce gerçekleştirilen AB Anayasası'na yönelik referandumlarda ortaya çıkan olumsuz tablo da Türkiye'nin AB müzakerelerinin önündeki engelleri pekiştiriyor. Tabii Ermeni meselesi
ve Kıbrıs sorununu da unutmamak lazım.
AB'nin Türkiye'yi saflarına alması için önemli bir neden de, AB'nin Rusya'ya yönelik politikası. Bu politika son zamanlarda giderek iki farklı tutuma dönüşüyor. Bir yandan AB çevreleri sık sık Rusya ile sıkı işbirliğinin öneminden bahsediyor; ancak, bu yönde pratik adımlar fazla atılmıyor. Kaldı ki, AB'li politikacılar da son zamanlarda bürokratik engeller çıkarma konusunda deneyim kazandı. Diğer yandan ise, AB'de bazı etkili güçler, Rusya'nın çevresinde bir kuşak oluşturmaya çalışıyor. Bu kuşak Hazar'dan Kuzey Denizi'ne kadar uzanıyor ve Türkiye'ye de bu tür planlarda önemli görevler verilmesi planlanıyor.
Ancak, Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakereleri önümüzdeki dönemde hızla ilerlemeyecektir.
Bu, öncelikle yukarıda bahsedilen engelleyici etkenlerin etkisi yüzünden böyle olacaktır. İkincisi ise, ekonomik ve sosyal gelişme seviyesi
birçok Avrupa ülkesine göre daha düşük 70 milyonluk Müslüman bir ülkenin üyeliği durumunda Avrupa'da yaşanması beklenen olumsuzluklar. Fakat daha da önemlisi, AB'nin, geçenlerde önemli derecede genişlemesinden kaynaklanan geçiş dönemini aşması ve AB Anayasası'nın kabulü sorununu çözmesi gerekiyor.
(Rus gazetesi, Moskova'daki Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı, 4 Ekim 2005)