'Bana diktatör diyen, Bush'a baksın'

2006 yazında geçirdiği bağırsak ameliyatının ardından yetkilerini kardeşi Raul'a devreden Küba lideri Fidel Castro, uzun nekahat döneminde özyaşam öyküsünü Le Monde diplomatique Genel Yayın Yönetmeni Ignacio Ramonet'ye anlatıyor.

LONDRA - 2006 yazında geçirdiği bağırsak ameliyatının ardından yetkilerini kardeşi Raul'a devreden Küba lideri Fidel Castro, uzun nekahat döneminde özyaşam öyküsünü Le Monde diplomatique Genel Yayın Yönetmeni Ignacio Ramonet'ye anlatıyor. Guardian gazetesinin alıntılar yaptığı çalışmadan, efsanevi liderin en çok Küba Devrimi'nin gerisinde halkın yattığının kavranamamasına ve kendisine diktatör yaftası yapıştırılmasına içerlediği anlaşılıyor.
Castro "Devrimi eleştirenler tümüyle sizi suçluyor, 'Castro'nun Küba'sı' diyor..." sorusunu şöyle yanıtlıyor: "Halk yokmuş gibi devrimi kişiselleştiriyorlar. Mücadele etmiş devrimi savunmuş milyonlarca insan, yüz binlerce meslek sahibi, doktorlar, çiftçiler, üretenler, araştırma yapanlar - bu insanlar sanki yok. Sadece Castro adında o şeytani herif var."
Castro, Amerikalılarla her görüşmesinde yüzlerce imza verip fotoğraf çektirdiğini, gerçek olmayan kişilik muamelesi gördüğünü söyleyince, Ramonet 'yıldız muamelesi' teşhisini koyuyor. Bunun üzerine kendini çok sert eleştirdiğini aktaran Castro, giderek daha az kendini beğenmiş, kendinden daha az memnun olduğunu, dürüst ve azimli kendini eğitim süreciyle küçük bir hayvandan insana dönüştürdüğünü anlatıyor.
'İdeal yönetici yaşı 80'
"Tarih sizi nasıl yargılayacak" sorusuna "Bunu dert etmeye değmez. Napolyon zaferden başka şey düşünmezdi. Bugün pek çok ülkede general ve imparator olarak yaptıklarından değil, kendi adını taşıyan konyaktan ötürü biliniyor" diye yanıtlayan 81 yaşındaki Castro, emeklilikten söz açılınca kendisine ihtiyaç duyulduğundan bir saniye fazla görev yapmayacağını söyleyip ekliyor: "Platon Devlet'te yöneticilik için ideal yaşın 55'ten sonrası olduğunu söylemişti. Bence onun kastettiği ideal yaş 60. Platon'un devrinde 60 yaş bugünün 80 yaşı gibi bir şeydi."
'CIA'deki moronlar'
2005'te CIA'in parkinson hastası olduğunu açıkladığı hatırlatıldığında "Bu, beni hâlâ öldüremediklerinin itirafı. Kibirli olsaydım, bu moronların ben normal yoldan ölünceye dek beklemek zorunda kalacaklarını itiraf etmelerinden gurur duyardım" diyen Castro, hakkındaki 'zalim diktatör' suçlamaları hatırlatılınca şöyle konuşuyor: "Bana niye diktatör dediklerini anlamıyorum. Diktatör hiç sınırlamayla karşılaşmaksızın kurum ve yasaların üzerinde keyfi, tek taraflı karar verir. Avrupa, ABD Başkanı George W. Bush'a en demokratik yöneticiymiş gibi muamele ediyor. Bush'un Temsilciler Meclisi, Senato ya da kabinesine bile danışmadan korkunç kararlar verebileceğinin farkında değiller. ABD Başkanı'ndaki güç Roma imparatorlarında bile yoktu.."
'Fikre değil eyleme hapis'
"Küba'da bir kişinin bile işkence gördüğünü ya da benim işkence emri verdiğimi nasıl söyleyebilirler? Küba'da bir kişi devrimden farklı görüşleri ya da muhalif olduğu için değil, yasalara göre devrim karşıtı eylemde bulunmuşsa hapis cezası alır. Tarih boyunca yabancı bir gücün hizmetinde ulusuna karşı eylemde bulunmak hep son derece ciddiye alınmıştır."
Dünyaya tehditler arasında gezegenin yöneticisi olmaya soyunan tek süper gücün hegemonik ihtirasını da sayan Castro, Küba'da tek parti yapısının topluma yanıt verip veremediği sorusu üzerine, çok partili seçimleri sonunda en çok parayı harcayıp en çok reklamı yapan kişinin kazandığını belirtti. Yolsuzlukla mücadeleden söz ederken, 'devrimin ilk yılından beri her hizmeti ödediğinden cebinde birkaç pezosu kaldığı' esprisi yapan Castro, hep ayda 30 dolara denk gelen bir maaş almasına rağmen iki kez dünyanın en zenginleri listesine konulmasına şaştığını belirtip ekledi: "Tahvili mümkün tek kuruşu olmadan ölme zaferi benim olacak. Anılarım için milyonlar teklif ettiler, ama hiçbirini kabul etmedim."
Kennedy suikastı yorumu
Puroyu 20 yıl önce ülkenin iyiliği ve halkın sağlığı için bıraktığını, üniforma giymeyi takım elbise-gömlek seçmeye ve kravat takmaya gerek kalmadığı için tercih ettiğini, CIA'in suikast girişimleri yüzünden hep dolu bir 15'lik Browning tabanca taşıdığını anlatan Castro, John F. Kennedy suikastı için şu yorumu yaptı: "Lee Harvey Oswald'ınki gibi teleskopik tüfekle birkaç saniye içinde ateş edip doldurup tekrar ve tekrar ateş edemezsiniz. Hele o iyiliksever, asil ruhlu Jack Ruby'nin mahkûm olmuş Oswald'ı polis ve kameralar önünde öldürmesi, bilmiyorum böyle bir şey dünyanın başka yerinde hiç olmuş mudur?"
Çin Devrimi'nin liderini de anmadan geçmedi: "Mao Zedung'la tanışmak isterdim, ama Çin-Sovyet geriliminden ötürü mümkün olmadı. Tüm zamanların büyük siyasi stratejistleri, askeri liderleri arasına Mao'yu da katmak gerek. Ölümü sonrası yayımlanan Çin ile SSCB'nin rekabeti bırakıp güçlerini birleştirmesine dair mektubunu unutamam."