Bir hastalık icat ediliyor

Son yılların 'popüler çocuk sorunu' haline geldi hiperaktivite ve dikkat eksikliği (HADE) dedikleri şey.
Haber: ÜSTÜN ÖNGEL / Arşivi

Son yılların 'popüler çocuk sorunu' haline geldi hiperaktivite ve dikkat eksikliği (HADE) dedikleri şey. Psikiyatristler ısrarla, bu sorunun bir 'hastalık' olduğu bilgisini yayıyorlar.
Düpedüz yalan!
Yanlış, yaygınlaştığında doğruya dönüşüyor sanki. Yanlış demek bile hafif kalır burada. Düpedüz yalan bu. İlaç firmalarının ve psikiyatristlerin
'nemalandığı' bir yalan. HADE denen şeyin bir 'hastalık' olduğuna dair elde tek bir kanıt bile yok.
Bu bir yana, HADE adlandırmasının bile karşımızdaki sorunu doğru tanımlamadığını biliyoruz; 'hiperaktivite' de 'dikkat eksikliği' de son derece yanıltıcı; bunların yerine 'özdenetimsizlik' ve 'motivasyon eksikliği' çok daha doğru adlandırmalar.
Çağın sorunu
Bilhassa büyük şehirlerde yaşam koşullarının hızlı değişimi ve zorlaşması, aile yapısının ve eğitim ortamlarının değişimini de zorunlu kılıyor. Ne var ki aileler ve eğitim ortamları, söz konusu değişime ayak uyduramıyorlar. Çocuklar, hiç de elverişli ortamlarda büyümüyor.
Ebeveynin olmadığı veya yetersiz olduğu yerde, eğitimsiz bakıcılar veya büyükanneler devreye giriyor ve çocuklar çok daha büyük yanlışlara maruz kalıyor.
Sınırlı bilgiler
Eğitimciler ise, çocuğun evden getirdiği sorunları daha da artırmak için çalışıyor sanki. Ebeveynlerin ve eğitimcilerin, çocuk gelişimi ve psikolojisiyle ilgili bilgileri, piyasaya hâkim olmuş yüzeysel 'kişisel gelişim kitaplarından' edinilmiş bilgilerle sınırlı. Böyle bir ortamda ebeveynler, psikiyatristlerin 'hastalık' safsatasına mahkûm bırakılmış durumda. Ondan sonra gelsin ilaç. Ebeveynlerin de, öğretmenlerin de işine geliyor, çünkü böylece ne aile ve eğitim ortamının değişmesi ne de ebeveynlerin ve öğretmenlerin ilave sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Çocuk ilaç sayesinde 'uysallaştığı' için, yetişkinler rahata eriyor. Peki ya çocuklar? Onlara ne oluyor?
Çocuklar tehlikede
HADE ile etiketlenen ve ilaç alan çocukların, uzun vadede kokain başta olmak üzere yüksek düzeyde madde bağımlılığı riski altında olduğunu, bağımsız ve güvenilir araştırmalar sayesinde biliyoruz.
Psikiyatristler, bunun aksini, arkasında ilaç firmalarının olduğu düzmece araştırmaları öne sürerek yayıyorlar.
Oysa Berkeley profesörü psikolog Nadine Lambert'ın 1998 yılında yaptığı, kapsamlı, bağımsız ve güvenilirliği yüksek araştırma-
da, 400 çocuğun 20 yıl izlenmesi sonucu, ilaç kullananların madde bağımlısı olduğu net görülüyor. İlaç ve psikiyatri lobisi bu araştırmayı yok saymak ve kendi araştırmalarını öne çıkarmak için elinden geleni yapıyor.
İlaç yasakları
Tesadüf bu ya, 7 Aralık 2003'te Observer'da yayımlanan bir yazıdan öğreniyoruz ki, ilaçlarla ilgili 'bilim dergilerinde' yayımlanan makalelerin yarıya yakını, üzerinde ismi yazılı profesörler tarafından değil, ilaç firmaları adına çalışan 'hayalet yazarlar' tarafından yazılıyor.
Yine tesadüf bu ya, bu kez 10 Aralık 2003'te Guardian'da çıkan bir yazıdan da öğreniyoruz ki, çocuklarda kullanımıyla ilgili onay almamış olmalarına rağmen 'güvenilir' olduğu 'inancıyla' yıllardır çocuklara verilen
'antidepresanlar', ciddi riskler taşıdığı için yasaklanıyor. Yani bu haberlerle ne 'ahlâksız' bir endüstriyle ve bir bilim grubuyla karşı karşıyayız, anlıyoruz.
İlaçların, HADE'yle ilgili konuştuğumuzda Türkiye'deki tek ilaç olan Ritalin'in, bağımlılık riskinden başka birçok sakıncası da var. Liste çok uzun. En önemlisi, kalpte sorun yaratıyor ve ölümcül olabiliyor.
İki vaka
Ritalin'in ölüme yol açtığıyla ilgili biri otopsi raporuyla kesin ispatlanmış iki vaka var (reçetesiz yasadışı kullanıma bağlı olarak ise 200'ün üzerinde kayıtlara geçmiş ölüm vakası var). Stephanie 11 yaşında kalp yetmezliğinden öldü ve yıllardır bu ilacı kullanıyordu. 14 yaşında ölen Matthew'ün otopsi raporu ise çok kesin bir dille, Ritalin'in damarlarda hasara yol açmasına bağlı olarak ölümün gerçekleştiğini belirtiyor. Bir yetişkinin kalbi 350 gram civarındayken, Matthew'ün kalbi 420 gram olarak ölçülmüş.
Yol yakınken
Milli Eğitim Bakanlığı, HADE'yle ilgili psikiyatristlerle birlikte, ilk etapta 14 ilde uygulanacak bir proje başlattı. Güdülen amaçsa HADE denen sorunu yaşayan çocukları tespit edip, psikiyatri servislerine yönlendirmek. İlk bakışta, ne güzel, çocuklar yardım alacaklar diye düşünebiliriz. Öyle olmayacak ama. Öğretmenler zaten böyle bir proje ortada yokken bile çocukları etiketlemeye ve ilaca yönlendirmeye hazırlar. Bu çocuklarla nasıl baş edebileceklerini bilmiyorlar çünkü.
Meşrulaştırma çabası
Bu sorunlu çocuklar onlar için 'çıban başı.' Psikiyatri ve ilaç, o nedenle işlerine geliyor, şimdiden bu projeyi destekliyorlar.
Zaten yapıyor olduklarını şimdi meşrulaştırmış olacaklar. Amerika Birleşik Devletleri'nde yakın zamanda bazı eyaletlerde yeni bir yasa yürürlüğe girdi. Artık okul idarecileri ve öğretmenler hiçbir veliyi, çocuklarını psikiyatriste götürmeleri ve çocuklarına ilaç vermeleri konusunda zorlayamayacak. Ya ilaç verirsin ya da çocuğunu okuldan al, diyemeyecek. Yıllardır yapıyorlardı bunu, artık yapamayacaklar.
Dönüşü zor olur
Türkiye'de ise böyle bir projeyle büyük bir yanlışa yöneliyoruz.
İlerlemeden durdurulması gereken bir proje bu. Uygulama yaygınlaştığında, geriye dönüşü çok zor olacak. Amerika'da 6 milyon çocuk bu ilacı kullanırken ve sözgelimi Japonya'da neredeyse hiçbir çocuk ilaç kullanmazken, Türkiye'de geçen yılın tahmini rakamlarıyla 8-10 bin çocuk ilaç kullanmış durumda.
Hâlâ bir şans var Türkiye'de. Yaygınlaşmadan önüne geçebiliriz. Bu proje uygulanacak olursa, birkaç yıla kalmaz, ilaç kullanımı ikiye, üçe katlanır. Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili birimleri neden böyle bir projeye soyunur, anlayabilmek mümkün değil. Projeyle ilgili iyimser tahminim, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili birimlerinin başındakiler, ne olup bittiğinin farkında değiller. Nasıl bir oyuna alet olduklarını henüz bilmiyorlar.
Acil eğitim!
Çok çarpıcı bir başka bilgi var elimde. Adana ölçeğinde 6-14 yaş arasında 37 bin çocuğun özel eğitim alması gerekiyor. Çeşitli engel gruplarındaki 37 bin çocuğun sadece 4 bini (yüzde 11'i) eğitim alabiliyor. Bunlar 'somut' sorunlar, öyle HADE gibi ne olduğu bile çok tartışmalı olan sorunlar değil. Hal böyleyken, acil eğitim bekleyen binlerce çocuk varken, 'yaratılmış' bir hastalık için böyle bir projenin başlatılıyor olmasını gerçekten anlamak mümkün değil.
Üstün Öngel: Sosyal psikolog, Çukurova Üniversitesi