Britanya istismarcı

De Villepin'in açıklamalarından sonra, ilk anda ortaya konulan soru, Paris'in bu çizgide hareket etmeye devam ederek, Türkiye'nin üyeliğini Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması konusuna bağlayıp bağlamayacağıydı.
Haber: STAVROS LİGEROS / Arşivi

De Villepin'in açıklamalarından sonra, ilk anda ortaya konulan soru, Paris'in bu çizgide hareket etmeye devam ederek, Türkiye'nin üyeliğini Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması konusuna bağlayıp bağlamayacağıydı. Her halükârda bu konu açılmış bulunuyor. Ankara'nın, Gümrük Birliği Protokolü'nü imzalamış olmasına rağmen, Kıbrıs'ı tanımayacağı yönündeki tek taraflı deklarasyonu, Fransız diplomasisi için Avrupa kanunlarının ihlal edildiği konusunu ön plana çıkarması için mükemmel bir fırsat oluşturdu.
Bir üye devletin aday bir ülke tarafından tanınmaması 'siyasi paradoks'tan daha fazla bir şey oluşturuyor, çünkü sadece siyasi bir konu değil, özellikle, kurumsal ve hukuki bir konudur, çünkü madem ki Türkiye, Komisyon ile değil de '25'ler ile müzakere yapacak uygulanma nitelikleri de var. Bu nedenle, basit mantığa tahrik oluşturması bir yana, AB yasallığına karşı da tahrik oluşturuyor. Başka bir ifadeyle, sorunun Trafları Kıbrıs-Türkiye değil AB-Türkiye'dir. konusu oluşturuyor. Yakında, AB, tek taraflı Türk deklarasyonu için ortak tez biçimlemeye çalışacak. Lefkoşa ile Atina'nın, tanınma gereğini, üyelik müzakerelerinin başlaması için şart olarak koymadan, vurgulamaları görevleridir. Ancak, başka bir ülke tarafından konuyla ilgili başka bir öneri yapılırsa ya da tek taraflı Türk açıklamasının geri çekilmesi talep edilirse, doğrudan ilgili tarafların (Atina ve Lefkoşa), Londra ile Washington'ın baskısı altında mesafeli durması, ulusal açıdan şerefsizlik ve siyasi intihar oluşturur. Yunanistan ile Kıbrıs'ın yapacakları şey, masaya getirilen en ilerici öneriyi desteklemek olmalı.
AB Dönem Başkanı İngiltere, Fransız inisiyatifinin 'dişlerini sökme' teşebbüsünde bulunuyor, Atina ile Lefkoşa'ya yönelik argümanı, Türkiye'nin Avrupa yönelimi yörüngesinden çıkmasını engellemek için Ankara için çıtanın çok yükseğe konulmamasının gerekli olduğudur! Aslında, İngiltere, Türkiye'nin üyelik yörüngesine girmesi durumunda Avrupa çerçevesinde kalacağı, bu bağlamda da denetim altında olacağı yönündeki argümanı seslendiren Yunanlı politikacıları istismar ediyor. Ancak, bu mantıkla, sadece büyük bir fırsatın kaçırılması tehlikesinin yanı sıra, tanınma konusunun da 'balığın kavağa çıktığı zamana' bırakılma tehlikesi de var. (Yunan Kathimerini gazetesi, 19 Ağustos 2005)