Britanya'ya ilk Hindistan isyanının hesabı soruluyor

Tüm dünyada soykırım en tartışılan kavramlardan biri haline gelirken, ünlü Hintli tarihçi-yazar Amareş Mısra da Britanya'nın 150 yıl önce Hindistan'da soykırım yaptığına dair bir kitap kaleme aldı. 'Uygarlıklar Savaşında:

YENİ DELHİ- Tüm dünyada soykırım en tartışılan kavramlardan biri haline gelirken, ünlü Hintli tarihçi-yazar Amareş Mısra da Britanya'nın 150 yıl önce Hindistan'da soykırım yaptığına dair bir kitap kaleme aldı. 'Uygarlıklar Savaşında: Hindistan MS 1857' adlı kitapta, Hindistan'ın 1857'de Britanyalı sömürgeci güçlere karşı başlattığı ilk isyanda 10 yılda 10 milyon kişinin öldüğüne dair savlar ve belgeler sunuluyor. Daha önce kimsenin bunları yazmadığına dikkat çeken Mısra, "Tarihin dengeli kitabında 1857 sonrası kaç Hintlinin öldüğünden hiç söz edilmediğini hayretle gördüm. Bu, milyonların ortadan kaybolduğu bir 'holocaust'tu. Britanya bakış açısına göre gerekliydi, zira kazanmalarının tek yolunun kent ve kasabalarda tüm nüfusu ortadan kaldırmak olduğunu düşünüyorlardı. Basit ve zalimceydi. Ama çapı hep saklı tutuldu" diyor.
19. yüzyılda bir Avrupa gücüne en büyük karşı koyuş olarak nitelenen Birinci Hindistan Bağımsızlık İsyanı'nın 10 yıl sonra nihai başarısızlığa uğramasıyla, ülke dönemin tek süpergücü olan Britanya sömürgesinin doğrudan boyunduruğuna girmişti. Geleneksel tarih kitaplarında sadece 100 bin Hint askerinin öldürüldüğü yazılırken, Britanya güçlerinin öldürdüğü isyancılarla sivillerden hiç söz edilmiyor. Oysa Britanya'nın iddia ettiği gibi isyanın sadece kuzeyle sınırlı olmadığını, alt kıtanın tamamına yayıldığını belirten Mısra, yerel kayıtlardan öldürülen mücahitlerle Hintli asilerin de hesabını çıkarırken, Britanya resmi kayıtlarında o dönemde Hindistan çapında işgücünün beşte bir-üçte bir arası azaldığına dair verileri de sunuyor. Hatta işgücü yokluğundan hükümet depolarında iki milyon mektubun açılmadan kaldığı noktaya gelinmiş. Britanyalı memurlar, bu manzarayı "Bizim çocukların, kadınlarımızla çocuklarımızı öldüren aşağılık Hindularla Muhammedçilerden aldığı öcü gösteriyor" diye yorumlamış.
'Göç etmiş de olabilirler'
Mısra'nın iddiası karşısında Hindistan Tarihi Araştırma Konseyi Başkanı Şabi Ahmed "Onca kişi öldürülmeyip göç etmiş de olabilir" dedi. Konuyla ilgili kitap yazmış Britanyalı tarihçi Saul David şu görüşü dile getirdi: "Ölüleri saymak geçerli bir yöntem, ama yüz binleri geçmez. Britanya mezaliminin yol açtığı açlıktan da milyonlarca kişi ölmüştür. Emperyalizme saldırmak için bu sayıları dökmeye ya da 'holocaust'tan söz etmeye gerek yok. Emperyalizmin sicili zaten kötü." Delhi Üniversitesi tarih profesörü Emir Faruk ise, madalyonun öbür yüzünün gösterilmesini, o dönemde hiç umursanmayan Hindistanlıların sesinin bugün duyurulmasını alkışladı.
Dickens ile Marx'tan ilginç yorumlar!
Hindistan İsyanı'na dönemin aydınlarının tepkisi de hatırlanmaya değer. Ünlü romancı Charles Dickens "Hindistan'da başkomutan olmak isterdim... Irkı yok etmek için elimden geleni yapmam gerekir" derken, filozof Karl Marx da "Soru İngiliz'in Hindistan'ı fethe hakkı olup olmadığı değil, asıl sormamız gereken, Britanya tarafından fethedilmiş Hindistan'a Türk, Pers ya da Rus tarafından fethedilmiş Hindistan'ı tercih eder miydik" diye fikir cimnastiği yapmış!