Bu anayasayla olmaz

Durum, son andaki nihai müdahaleye dayanan Amerikan aksiyon filmlerini andırıyor. Irak'ın yeni anayasa taslağını hazırlamakla görevlendirilmiş bulunan komisyonun üyeleri...
Haber: BATER MUHAMMED VERDEM / Arşivi

Durum, son andaki nihai müdahaleye dayanan Amerikan aksiyon filmlerini andırıyor. Irak'ın yeni anayasa taslağını hazırlamakla görevlendirilmiş bulunan komisyonun üyeleri, görevlerini ABD'nin belirlediği sürenin dolmasından bir saat önce tamamlayıp anayasa taslağını parlamentoya sundu.
Irak anayasasının taslağının hazır hale getirilmiş bulunması, Irak'ta demokrasi ve çoğulculuğun zaferi olarak pohpohlanabilir. Gelgelelim tablo aslında hiç de bu kadar parlak değil. Buna karşılık söz konusu anayasa taslağının hazırlanmasını ihanet, işbirlikçilik ya da işgali desteklemek olarak değerlendirmek de doğru bir yaklaşım sayılamaz. Basitçe ifade edersek, uzun zaman alması gayet doğal ve Irak halkından çok sayıda temsilciyi içermesi gerektiği tartışma götürmez demokratik bir girişim söz konusu. Fakat şunu da kabul etmek gerekir ki bu girişim Bush'un mümkün olan en kısa zamanda zafer ilan edip askerlerini geri çekme müjdesini verebilmesi için, Irak'ta kurumsal demokratik yapının unsurlarının bir an önce tamamlanması noktasındaki Amerikan baskısının altında gerçekleşti.
ABD kendini kolladı
Anayasa taslağının parlamentoya sunulmasıyla birlikte Amerikan yönetimi, Irak'taki temel hedeflerini gerçekleştirmeye ve kayıplarını mümkün olduğunca azaltma hedefine bir adım daha yaklaşmış oldu. Anayasanın kabul edilip uygulamaya konulmasının ardından aynı Amerikan yönetimi Irak'taki demokratik kurumların işlemeye hazır hale geldiğini iddia edebilecek. Daha doğrusu, Irak'taki siyasi karar süreci üzerinde ABD denetiminin korunması, Irak'ın doğal zenginliklerinin Amerikan şirketlerince gaspının sağlanması, petrol yataklarının merkezinde stratejik ABD askeri üslerinin kurulması karşılığında Amerikalı askerlerin ülkelerine, evlerine, ailelerine sağ salim dönme imkânı doğacak.
Irak'ın anayasa taslağı iyice tartışılmadan süratle hazırlandı. Bu telaş nedeniyle, Irak devlet yapısını özellikle de kurulması öngörülen federasyonu ve diğer kurumları yerle bir edecek saatli bombalar konuldu anayasa taslağının içine. Bunlar Irak'ta iç savaşın çıkmasına yol açabilecek türden saatli bombalar. Yasama kurumunda İslam hukukuna biçilen payı ve Baas Partisi mensuplarının Irak toplumundan kökünün kazınmasının gerekliliğini içeren ifadeler bunlardan yalnızca iki tanesi.
Şiiler ve Kürtler, Sünnileri Saddam Hüseyin'in Irak'ında karar organlarına tek başlarına hâkim olmakla suçluyorlardı. Bu suçlamaların doğruluk boyutu ve özellikle de Baas Partisi ile tüm Sünnileri bir tutma girişimi bir yana, Şiiler ve Kürtlerin geçmişten ders almadıkları görülüyor. Yoksa şimdi Sünnilerin hareket alanını sınırlamaya, onları karar alma organından uzak tutmaya ve endişelerini dikkate almamaya kalkışmazlardı.
Maalesef Şiilerin, Sünnilerin ve Kürtlerin çıkarları birbiriyle uyuşmuyor. Bu durum, Baas rejiminin düşüşü sonrası taraflarca ortaya konulan köktencilik ve mezhepçi yaklaşımlar nedeniyle kesin bir hal aldı. Çünkü Kürtler federasyon yoluyla ayrılmak için çalışıyorlar. Şiiler ise federal bir yapı ile dini ağırlık temelinde birleşik bir Irak'ı denetimleri altına alma planı arasında tereddütte. Hal böyleyken Sünniler kayıtsız bir savunmayı tercih etmekte, kararlarını direniş hareketleri lehine vermekte, yeni Irak devletine entegre olma yönünde çalışmaksızın Şiilere ve Kürtlere
karşı propaganda yapmakta.
Irak anayasa taslağı işte bu ayrılıkçı ve mezhepçi yaklaşımların gölgesinde hazırlandı. Bu yüzden ülkeyi yeni bir çatışma ortamına ve devletin yapısının giderek çözüleceği bir kargaşaya sürükleyebilir.
Irak'tan en az kayıpla ve bir an önce kaçmanın hesabını yapan Amerikan yönetimi için pekâlâ bir başarı sayılabilir bu anayasa taslağı. Hatta aynı derecede aceleci bir yöntemle taslak kabul edilip Irak'ın anayasası haline gelirse Amerikalılar başarılarına başarı katacak. Fakat Şii, Kürt ve Sünni liderler gerçekçi ve akılcı olduklarını ortaya koyabilirse durum değişir. Maalesef yakın gelecekte böyle bir olasılık görünmüyor.
(Ürdün gazetesi Düstur, 25 Ağustos 2005)