Bu hapishaneye giren çıkmak istemez

Norveç'in katil, hırsız ve çocuk tacizcilerinden oluşan en azılı suçluları, öyle bir hapishanede cezalarını çekiyor ki, özgür hayatlarını 'neredeyse' hiç aramıyorlar.

BASTOEY - Norveç'in katil, hırsız ve çocuk tacizcilerinden oluşan en azılı suçluları, öyle bir hapishanede cezalarını çekiyor ki, özgür hayatlarını 'neredeyse' hiç aramıyorlar. Bastoe Adası'ndaki hapishanede demir parmaklıklı hücrelerde değil, kapıları asla kilitlenmeyen küçük kulübelerde kalan 115 suçlu, vakitlerini inek, domuz besleyerek ve organik çilek yetiştirerek geçiriyor. Ancak Bastoe'nin nimetleri saymakla bitecek gibi değil. Küçük sokak serserilerinden sabıkalı katillerle sübyancılara uzanan pek çok farklı suçtan hapse düşmüş mahkûmlar, müzik ve sporun yanı sıra marangozlukla uğraşırken, hapishane teknesiyle ıstakoz avına bile çıkabiliyor. Hatta gelirlerini kendi ceplerine atmayıp Uluslararası Af Örgütü'ne gönderecek kadar da cömertler.
Hapishane plajında keyif
En şaşırtıcı olanı ise adayı Norveç'e bağlayan feribotu mahkûmların işletmesi. Ayrıca hapishanede başlarında silah taşımayan ve adlarıyla hitap edebildikleri gardiyanlar var. Buna karşın altı yılda sadece bir firar girişimi olmuş. Adadaki halka açık plajda Norveçliler, hiç korkmadan su sporları yapıp eğlenirken, diğer yanda mahkûmlar etrafı temizliyor. Hatta mahkûmlar bir futbol takımı kurup yerel şirketlerin takımlarının yer aldığı turnuvalara bile katılıyor.
Kaçılması imkânsız hapishane adası Alcatraz'dan çok farklı bir görününüm çizen Oslo fiyordundaki Bastoe hapishanesinin yetkililerine göre, her türlü suçluyu bu yöntemle topluma kazandırmak çok daha kolay. Hapishane müdürü Oeyvind Alnaes, "Yabancılar, demir parmaklıklar ve dikenli teller olmadan da bu suçlularla baş edilebileceğini anlamıyor. Tüm hayatını insanları döverek geçirmiş bir çam yarmasının, heyecanla bir dananın doğumuna yardım ettiğini ya da bir hayvanı yaşatmak için suni teneffüs yaptığını görmek müthiş" diyor. Alnaes, mahkûmların Bastoe'nin sunduğu 'muhteşem firar fırsatlarından' yararlanmamasını da şöyle yorumluyor: "Her kaçışın sonu geleneksel hapishane olur. Bu da, Bastoe mahkûmları için berbat."
'Dünyadaki en mükemmel yer'
Nitekim ülkeye uyuşturucu sokmaktan üç yıl hapis cezası alan ve daha önce yüksek güvenlikli bir hapishanede yatan Tormod da aynı fikirde. Üç çocuk babası Tormod, "Diğer hapishaneler, çocukları korkutuyor ve ziyaretleri çok kısa sürüyor. Ama burada neşeli bir ortam var ve çocuklarımı daha sık görebiliyorum" diyor. Bir sokak kavgası yüzünden hapse düşen Kurt, "Burada herkese saygı duymak gerektiğini ve birlikte çalışılmadan hiçbir şeyin başarılamayacağını öğrendim" derken, mali suçtan mahkûm Bjoern, Bastoe'ya hayran: "Eğer hapse girilecekse, Bastoe dünyadaki en mükemmel yer. Burada neşelenip ferahlayabiliyoruz. Başımızın çaresine bakmayı öğreniyoruz. Tek başımıza yıkanmayı, yemeğimizi yapmayı ve oturduğumuz yeri temizlemeyi."
Gardiyan Kjell Roar Hansen ise inanılması güç bir anısını anlatıyor:
"Sistem yüzde 100 güven üzerine kurulu. Mesela kışın altı mahkûm, ellerinde zincir testerelerle ormana odun toplamaya gittiğinde başlarında sadece bir gardiyan vardı. O da silahsızdı."
'Kabadayı gelen gülümsüyor'
Salıverilen mahkûmların yeniden suç işleyip işlemediğine dair bir istatistik olmasa da Alnaes bu sistemin başarısından emin: "Pratikte bu sistemin işlediğini görüyoruz zira buraya kabadayı pozlarında gelen adamlar, iki ay sonra gülmeye başlıyor."