Bülent Tanör'ün ardından

İÜ Hukuk Fakültesi anayasa hukuku ekolünün tarihsel mirasını temsil
eden ve bu hukuk dalına getirdiği nitelikli katkılarla bu sorumluluğu onurla taşıyan bilim adamlarından birini kaybettik. Acımız derin, ama ona yapılan büyük haksızlıklar nedeniyle öfkemiz büyük. Ne var ki yaşam her alanda devam ediyor. Yetişen genç kuşaklar, eskilerden aldıklarına yeni değerler ve birikimler katarak, bayrağı taşımaya devam edecek.
Haber: Prof. Dr. FAZIL SAĞLAM / Arşivi

İÜ Hukuk Fakültesi anayasa hukuku ekolünün tarihsel mirasını temsil
eden ve bu hukuk dalına getirdiği nitelikli katkılarla bu sorumluluğu onurla taşıyan bilim adamlarından birini kaybettik. Acımız derin, ama ona yapılan büyük haksızlıklar nedeniyle öfkemiz büyük. Ne var ki yaşam her alanda devam ediyor. Yetişen genç kuşaklar, eskilerden aldıklarına yeni değerler ve birikimler katarak, bayrağı taşımaya devam edecek. Tanör hep bu bilinçle, her an kendini yenileyip aşarak, birikimlerini genç kuşaklara sevgiyle ve özenle aktarak, en sıkıntılı günlerinde bile dolu dolu yaşamasını bildi. Bilimsel çalışmalarını, hasta döşeğinde çoğu sağlıklı akademisyenin kendisiyle yarışamayacağı bir yoğunlukla sürdürdü. Bu
açıdan Bakır Çağlar'ın şu sözlerine aynen katılıyorum: "Tanör, anayasa hukuku alanında çalışanlar arasında bilimsel yeteneği ve birikimi ile akademik kariyerini bir çeşit insanlık mesleği olarak kavrayan tek insandı."
Tanör'ün çalışmaları içinden yapılacak basit bir seçme, bu niteliği göstermeye yeterlidir: 'Siyasi Düşünce Hürriyeti ve 1961 Anayasası' adlı eseri, düşünce özgürlüğünün demokrasi için taşıdığı rolü ön plana çıkaran klasikleşmiş örnek bir çalışmadır. 'Anayasa Hukukunda Sosyal Haklar' adlı eseri, sosyal devlet ve sosyal haklar alanına ilk kapsamlı analizi kazandırmıştır. 'Türkiye'de İnsan Hakları Sorunu' adlı kitabı, bugün Avrupa Birliği'ne giriş sürecinin gündemini belirleyen insan hakları konusunu Türkiye'nin somut sorunları içinde araştıran öncü çalışmalar arasında yer almaktadır. 'Osmanlı Türk Anayasal Gelişmeleri' adlı eseri, anayasa tarihimize yeni bir bakış getirmiş, demokratikleşme çizgisinin günümüze ışık tutan aşamalarını bilimsel yöntemlerle tahlil etmiş ve bu alanda yeni ufuklar açmıştır. 'Türkiye'de Yerel Kongre iktidarları', 'Kurtuluş' ve 'Kuruluş' adlı kitaplarıyla devrim tarihimizi genç kuşakların ilgi odağı ve onur kaynağı haline getirmiş, yerel kongrelerin Kurtuluş Savaşı içindeki rolünü ve katkısını ortaya koymuş, Kemalist önderliğin yerel kongre iktidarlarını ulusal düzeyde birleştirme, örgütleme ve kurtuluş ve kuruluş için mobilize etme yönündeki önem ve işlevini ve dehasını açıklığa kavuşturmuş; ulusal kimliğin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliği ile özdeşliğini vurgulamış ve Cumhuriyet'in ulusçuluğunu, bütünlükçü, toplayıcı, barışçı ve evrenselliğe
açık boyutu ile tanımlamıştır. 'Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri' ve 'Demokratik Standartların Yükseltilmesi' başlıklı çalışmaları, 2001 yılı içinde gerçekleşen Anayasa değişikliğinde ve buna bağlı olarak yürütülen uyum yasaları çalışmalarında adeta belirleyici bir etki yaratmıştır. Bunlar Tanör'ü yücelten ve Türk demokrasi hareketini gururlandıran ürünlerdir. Ne var ki Türkiye'de kendilerine hiç yakışmayan bir gücü ellerine geçirenler, üstün niteliği ve başarıyı cezasız bırakmıyor. Yazının bundan sonraki bölümü bundan duyulması gereken utanca özgülenmiştir. Utanç da hata gibi insana özgüdür. İçtenlikle duyulan utanç bazan hatayı affettirebilir.
Utanç listesi
Yukarıda geçen "Acımız derin, ama ona yapılan haksızlıklar nedeniyle öfkemiz büyük" sözü, bu haksızlıklara karşı onu savunma onurunu taşımamdan kaynaklanıyor. Ne yazık ki bu onur, 10 Mayıs tarihinden bu yana yasa ile elimden alındı. Üniversitede görev yapan doçent ya da profesörler, Avukatlık Kanunu'nda yapılan bir değişikliğe göre, artık yükseköğretim kurumlarına karşı dava alamıyor. Ama bu yasak, Tanör'e yapılan haksızlıkları kamuoyuna aktarmama engel teşkil etmiyor. Bunları gerektikçe tüm belgeleriyle kamuoyunun bilgisine sunmak, boynumun borcudur. Ancak bu yazı kapsamında yalnızca bu haksızlıkların ve bunlara karşı açılan davaların bir dökümünü yapmakla ve yetkili yargı organının verdiği kararları açıklamakla yetineceğim. Bu kararlar karşısında utanmayı da en azından bu kadarlık bir erdeme sahip olanlara bırakacağım.
Tanör, kansere karşı savaşırken, kendisine önce 'yönetim görevinden ayırma' cezası verildi. Tanör o sırada İÜ İnsan Hakları Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü olarak görev yapıyordu. Sonra hakkında 'olumsuz sicil' kararı verildi. Bunu 'üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası' önerisi ve bir de 'uyarma cezası' izledi.
İyi ki mahkemeler var
Bütün bu işlemlerin altında İÜ Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun imzası var. Ama bütün sorumluluğu ona yüklemek de haksızlık olur. Örneğin 'olumsuz sicil' kararının altında YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün de imzası var. Bu karar, İstanbul İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İptal kararında aynen şöyle denilmektedir:
" ... tüm bu hususların ışığında önceki yıl çalışmaları ve sicilleri olumlu olduğu anlaşılan davacının 2000 yılı sicilinin hukuken geçerli sebepler ve somut ölçülere dayanılarak objektif biçimde sicil amirleri tarafından değerlendirildiğinden söz edilemeyeceği gibi, idari yöneticilik vasfında bulunması gereken tarafsızlık, adillik ve basiretlilik ilkesine bağlı kalınarak doldurulduğundan söz edilme olanağı da bulunmamaktadır."
Bu satırları yorumsuz olarak kamuoyunun bilgisine arz ediyorum. 'Yönetim görevinden ayırma' cezasına gelince, bu cezayı öneren soruşturma komisyonu Prof. Dr. Faruk Erzengin, Prof. Dr. Dinçer Gülen ve Prof. Dr. Öznur Bülent Seçkin'den oluşmuştur. Bu karar da İstanbul 2. idare Mahkemesi'nce iptal edilmiştir. 'Uyarma cezası'nı öneren soruşturma raporunun altında ise Prof. Dr. Kayıhan İçel ve Prof. Dr. Ergin Nomer'in imzaları yer alıyor. Diğer üye Prof. Dr. Çetin Özek ise kendisine yakışır bir biçimde bu öneriye katılmamış, Tanör'ü aklayan örnek bir karşı oy yazısı yazarak kendisine karşı duyduğum derin saygıyı daha da güçlendirmiştir. Bu işlem de istanbul 6. İdare Mahkemesi'nde görülen 2001/1210 esas sayılı davada iptal kararı ile sonuçlanmıştır. Ne ilginçtir ki iptale konu olan uyarı cezasını önerenlerden Prof. Kayıhan İçel, Tanör'ün ölümü ardından ilk övücü demeci veren kişilerden biri olmuştur. TÜSİADın talebi üzerine hazırladığı 'Türkiye'de Demokratik Standartların Yükseltilmesi' başlıklı çalışma için aldığı telif ücretini döner sermayeye yatırmadığı gerekçesiyle Tanör hakkında 'üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası' öneren soruşturma raporunun altındaki imzaları bilmek de kamuoyunun hakkıdır. Prof. Dr. Erkan Topuz, Prof. Dr. Ercan Öngör, Prof. Dr. Refik Yiğit tarafından hazırlanan bu rapor, Alemdaroğlu tarafından da benimsenerek, dosya, bu konuda karar vermeye yetkili makam olan Yüksek Disiplin Kurulu'na gönderilmiştir. Kurul, önce Tanör'ü 20.09.2001 günü savunma yapmak üzere çağırmış, sonra bu çağrıyı 31.10.2001 gününe ertelemiştir. Daha sonra ise bilinmeyen bir tarihe erteleme yaparak, savunma talebimizi geri çevirmiş, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma önerisinin karara bağlanması bu şekilde -bilerek ya da bilmeyerek- zamanaşımına uğratılmıştır. YÖK'ün bu tavrını Alemdaroğlu'nun keyfi işlemlerinden bıkmış olmasına bağlamak acaba çok mu iyimser bir yorum olur?
Her ne hal ise, bütün bu oyunlardan bir üniversite mensubu olarak hicap, hüzün ve öfke duyuyorum. Tanör'e yapılan haksızlıkları sindiremiyorum. Ama en azından Türkiye'de bağımsız yargı organının bu haksızlıklara set çekmesi ile avunuyorum. Son sözüm Tanör'e yönelik haksız işlemlere alkış tutan köşe yazarlarına.
Despotizmin açtığı davalar
Onlara Tanör'ün soruşturma kurulu önünde verdiği ifadenin son cümlesi ile seslenmek yeterlidir: "Bu soruşturma da hakkımda açılan diğer soruşturmalar gibi despotizm heveslilerine karşı durmamın bir sonucudur. Ayrıca Türkiye'nin en büyük fikri değeri olan Atatürkçülük ya da Kemalizm'in kişisel keyfilik ve despotizm heveslilerinin elinde kalkan olmasına da her zaman karşı çıktım, bundan sonra da çıkacağım"
Sevgili Bülent, adın ve eserlerin onların hakkından gelmeye yeter. Işık içinde yat.
Prof. Dr. Fazıl Sağlam: YTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi