Büyük adımlara yanıt

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'nin AB üyeliğine yeni koşullar öne süren kararı müzakerelerin başlatılmasını önlemese de...

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'nin AB üyeliğine yeni koşullar öne süren kararı müzakerelerin başlatılmasını önlemese de, Avrupa'nın Türkiye'yi birliğe alma konusunda ne kadar gönülsüz olduğunu kim bilir kaçıncı kez gözler önüne serdi. Türkiye zamanın AET'sine üyelik başvurusunda bulunalı 40 yılı geçti. Üyeliğe giden uzun ve yorucu yolda Türkiye, ulaşmak istediği hedefe gerçekten ulaşabileceğine dair bir işareti sabırla bekledi.
Türk hükümeti bu sabrın artık taşmak üzere olduğu açıkça belirtti. Dışişleri Bakanlığı dün, Türkiye'nin her türlü 'imtiyazlı ortaklık' teklifini reddedeceğini ve müzakerelere ancak tam üyelik amacıyla yapılacaklarsa katılacağını açıkladı. AB tam üyelik teklifinde bulunmazsa Avrupa'nın Türkiye ile son yıllarda sürdürdüğü üyelik süreci muhtemelen parçalanır. Avrupa'nın Türkiye ile üyeliğe dair ilişkilerinin faydalarını hepimiz gördük. Türkiye, bulunduğu noktaya gelebilmek için, bir dizi geniş kapsamlı siyasi reformu hayata geçirerek büyük adımlar attı.
Siyasi reform anlamında daha yapılacak çok şey var; insan hakları geliştirilecek, azınlıklar korunacak, Ancak, ilerlemeye devam edilmesi için müzakere sürecinin canlı tutulması lazım.
Ortadoğu'da demokrasi için şart
Bu süreçten erken çıkılması ise felakete davetiye çıkarır. Üyelik hedefi görüş alanından çıkarsa Türkiye'nin şimdiki yoluna devam etmek için pek motivasyonu kalmayacaktır.
Türkiye'nin üyeliğe kabulü 10 yıl gibi uzun bir süre alabilir. Böylesine uzun bir müzakere sürecinde, Türkiye'nin demokratik bir devlete doğru daha da büyük adımlar atmak için bol bol vakti olacaktır. Üyelik müzakerelerinin başlatılması bu nedenle, Avrupa'nın gerek Türkiye'de gerekse Ortadoğu'nun tümünde demokrasiyi geliştirmek için fırsat olarak kullanabileceği, uzun bir diyaloğun başlangıcı olarak görülmeli.
(Başyazı, 29 Eylül 2005)