'Çak' Hagel'a, İsrail ve lobileri kazansın!

Haber: FEHİM TAŞTEKİN - fehim.tastekin@radikal.com.tr / Arşivi

ABD Başkanı Barack Obama’nın Savunma Bakanlığı’na güvenlik danışmanı Chuck Hagel’ı aday göstermesine karşı anında protesto cephesi oluştu. Obama’nın İsrail’in güvenliğine sadakati sorgulanmaya başladı. Hagel’ın suçu şu: İsrail’e Hamas’la, ABD’ye Tahran’la diyalog önermiş; İran’a yaptırımların işe yaramadığını söyleyip askeri saldırı seçeneğine karşı çıkmış; senatörlerin İsrail’e destek çağrısı yapan, AB ’ye “Hizbullah’ı terör listesine al” diyen, George W. Bush’a “Arafat’la görüşme” diye akıl veren, yine 2006’da Bush’a “Hamas’ın seçimlere girmesini engelle” diyen mektuplarına imza atmamış.

Bastır-kazan ilişkisi
Koparılan fırtınaya rağmen İsrail ve Yahudi lobisi gayet iyi biliyor ki, ABD başkanları her koşulda İsrail’in koruyucusu olacaktır! İsrail’e destekte Evangelist selefinden geri kalmayan Obama’nın kasımdaki seçimde Yahudilerin % 70’inin oyunu aldığını unutmayalım. Peki, durum buysa bu gürültü neden? Bir kere peşinen şunu söylemek lazım: İsrail ile Amerikan yönetimleri arasında bir süreden beri devam eden ‘soğuk savaş’, iki devlet arasında bir soğukluk değil aktörler arası uyuşmazlıktan kaynaklanıyor. Amerikan siyasi yelpazesi henüz “Başka birçok ülkeyle ilişkilerin bozulması pahasına İsrail’i koşulsuz destekleyerek Amerikan politikalarını Yahudi lobisinin ipoteği altına sokmak zorunda mıyız?” sorusunu sorabilecek cesarette değil. Nitekim Hagel’a arka çıkanlar da “Hayır, Hagel İsrail’e sadıktır” savı üzerinden gidiyor. Hagel’ın kendisi de Senato onayından geçebilmek için İran’a karşı tüm seçeneklerin masada olduğu klişesini yineledi. Hagel’ın senatörken söylediklerini Pentagon’da politikalara dönüştürmesini kimse beklemiyor.

Obama’nın eli rahat
Gerilimin birkaç boyutu var: Birincisi İsrail ve Yahudi lobisi Hagel üzerinden Obama’ya çakarak müstakbel çıkarları garantiliyor. Hagel ‘İsrail karşıtı’ damgasını yedikten sonra Tel Aviv’in isteklerine direnemez. İkincisi Yahudi oylarının İsrail’e endeksli olmadığını gören ve yeniden seçilme kaygısı olmayan Obama, 2. dönemde Yahudi lobisinin baskılarından daha azade hareket etme şansına sahip. Ayrıca kuyruk acısı var. İsrail, ABD seçimlerine fazlasıyla burnunu sokmuştu. Mesela Knesset Başkan Yardımcısı Danny Danon, Jerusalem Post’ta Obama aleyhine zehir zemberek bir yazı kaleme alacak kadar Cumhuriyetçi Mitt Romney’in sözcüsü kesilmişti. Beri tarafta İsrail’in aşırı sağa yatması hem Demokratlar hem de liberal Yahudiler arasında kaygı nedeni. Çünkü Tel Aviv’in mevcut yönelimi, İsrail’i yalnızlaştırıyor ve savunulması güç bir noktaya taşıyor.

Yalnızlaşanlar...
Son olarak BM’de Filistin’e oy hakkı olmayan devlet statüsü verilirken sadece 8 devlet İsrail’in yanında yer aldı. Aslında bu sadece uluslararası toplumda değil ABD yönetimi nezdinde de örtülü bir tecride işaret ediyor. Obama, Filistin lideri Mahmud Abbas’a “Bu işten vazgeç” dese de tehditkâr bir tutum sergilemedi, üstelik BM’deki ‘Hayır’ cephesini büyütmek için fazla bir şey yapmadı. Aksi takdirde ABD’nin de yalnızlaşması pahasına Obama’nın sözünü dinleyenler Kanada, Panama, Çekya, Palau, Marshall Adaları, Nauru ve Mikronezya ile sınırlı kalmazdı. Filistin hesabına kazanılan zaferin Batı’nın muhatabı ve İsrail’in ‘barış ortağı’ Abbas’ı siyaseten dirilttiğini de not edelim. Hiç kimse Fetih’in 2007’de kovulduğu Gazze’de yıllar sonra devasa kitleyle 48. yılını kutlayacağını beklemiyordu. Siyaseten kadavraya dönüşen Abbas’ın dirilişi, Hamas’ın aksine İsrail devletini tanıyan Fetih’in de şahlanışı oldu. Bundan İsrail siyasetinin güvercin kanatları ve Batılı müttefikler de hoşnut olmalı. Filistin’deki bu eğilime karşın İsrail’de üretilmiş korkulardan beslenen aşırı sağın yelkeni şişiyor. 22 Ocak’taki seçime birlikte giren Başbakan Benyamin Netanyahu’nun partisi Likud ile Avigdor Lieberman’ın partisi Beytune oy kaybetse de zafere oynuyor. Likud-Beytune’den kaçan oylar sola değil daha sağcı Naftali Bennett’in Yahudi Evi’ne gidiyor. Şahin dış politikanın İsrail’i getirdiği yer Cumhurbaşkanı Şimon Peres’i de kaygılandırmış olmalı ki geçenlerde elçilere ‘Düşman değil dost kazanın’ öğüdünü verdi. Velhasıl İsrail askeri üstünlüğünü ve dokunulmazlığını ABD’ye borçlu. Obama belki asıl patronun ABD olduğunu hissettirmek istiyor. Ve son not: Hagel tercihi, 2. dönemde Obama’dan İran ve Suriye’ye müdahale umanlar için düş kırıklığı olabilir.