Charles Darwin: Bugün, şimdi

Charles Darwin: Bugün, şimdi
Charles Darwin: Bugün, şimdi
Darwin'in kuramı 'canlılık' konusuna ('büyüme', 'üreme', vb) bir bakış biçimidir ve biyoloji bilimlerini (fizyoloji, genetik, bakteriyoloji, botanik, zooloji, vb) olanaklı kılmıştır. 'Darwin'i reddetmek' çağdaş biyoloji bilimlerini reddetmektir. Bugün başı ağrıyınca Aspirin içen her insan, dolaylı olarak da olsa, Darwin'i doğrular
Haber: ORUÇ ARUOBA / Arşivi

Darwin’in, doğumundan sonraki 200 yıl içinde başına gelenlere bakınca, TÜBİTAK gibi bir kurumun (kimya okuyup ‘malzeme mühendisliği’ profesörü olduğu; özellikle, Cidde’deki Kral Abdülaziz Üniversitesi’nde yararlı hizmetler verdiği anlaşılan) bir yetkilisinin sansürüne uğraması beni pek fazla şaşırtmıyor. En başından başlayarak çeşitli ‘ilahiyatçı’lardan ve Katolik profesörlerden oluşan dizi dizi kuşaklar, Darwin’in temellendirdiği ‘evrim’ görüşünün karşısına, Eski Ahit kaynaklı ‘yaratılış’ safsatasını, çeşitli adlar altında çıkaragelmişlerdir. Bunların en sonuncusu (bizde de ‘Adnan Hoca’ adı altında bir karikatürü gelişen) ‘zeki tasarım’ adı altında çıkarılanıdır:
Buna göre, canlılığın barındırdığı işlevsel biçim çeşitliliği öylesine karmaşıktır ki, bir ‘akıllı yaratıcı’ varsaymadan açıklanamaz. Örneğin ışık algısının bitki yapraklarından insan gözüne dek aldığı biçimler, göz işlevi gören organların biribirlerinden evrimleşmesiyle açıklanamaz; bu organları görme işlevini gözeterek biçimlendirmiş bir ‘zeki tasarımcı’ gerektirir.
Ayrıntısına girmeden, Darwin’in açıkladığının tam da bu çeşitlilik olduğunu belirtelim ve burada, Darwin’in kuramına, bir gazete yazısı içinde, olabildiğince toplu bir biçimde bakalım.
Her bilimsel kuram gibi, Darwin’in ‘evrim’ kuramı da, bugün şimdi işlemekle olan doğa olaylarını konu edinir, açıklar. Bu yolla da bugün şimdi doğaya bakarak doğruluğu sınanabilecek hipotezler geliştirir; bunlar da araştırma ve bilgi konusu edinilirler. Daha önemlisi, bu araştırma konuları, bilginin ilerlemesiyle, kendi başlarına bilim dalları oluştururlar ve örgün araştırma alanlarının kurulmasına olanak sağlarlar, bugün şimdi içinde yer aldığımız doğa olaylarını aydınlatırlar.
‘Bugün şimdi’ nitelemesini vurguluyorum, çünkü Darwin konusunda yaygın yanlışlardan biri, kuramının ‘canlılığın kökeni’ üzerine olduğu yollu; oysa Darwin, ‘türlerin kökenini’ açıklar, yani bugün şimdi çevremizde gördüğümüz canlı biçimleri çeşitliliğini. “Hayatın kaynağı nedir?”, “İlk canlı nasıl ortaya çıktı?” gibi, dinlerin safsatalarına da konu olan, metafizik sorular alanına girmez. Dinlerin her üç tektanrılı dinin de üzerinde anlaştığı ‘yaratılış’ safsataları, zaten, bilimsel olarak tartışılabilir değildir.
Bir başka yaygın yanlış aslında, bir saldırı stratejisi Darwin’in kuramı için “İşte canım bir kuram, bir nazariye, bir faraziye; bilimsel doğru değil” denmesi. Hiçbir kuram, ne doğrudur ne de yanlış; ancak, ‘bilimsel’ adına hak kazanan kuramlar, bugün şimdi, çevremizde olup biten olaylara araştırma konusu edinilebilecek bir biçimde bakmamızı sağlarken, o olayları başarılı bir biçimde açıklamamıza, yani doğru bilgiye yol açarlar. Kimse ‘çekim’ diye bir şey görmemiştir; ama Newton’un kuramı, ‘cisim’lerin ‘hareket’leri konusuna getirdiği bakışla, bilimsel bilgiye, yani Mekanik, Dinamik, Kinetik, vb bilim dallarına temel oluşturur. Einstein’ın kuramı da Newton’unkini ‘geçersiz’, ‘gayribilimsel’ kılmaz, yalnızca Fizik olaylarına farklı bir bakış, dolayısıyla faklı bilgi olanakları getirir.
Aynı şekilde, Darwin’in kuramı da ‘canlılık’ konusuna (‘büyüme’, ‘üreme’, vb) bir bakış biçimidir ve biyoloji bilimlerini (fizyoloji, genetik, bakteriyoloji, botanik, zooloji, vb) olanaklı kılmıştır. Darwin’den önce, bu bilimlerin konularını oluşturan ‘canlılık’ olayları, ereksel Aristoteles fiziği doğrultusunda işlenirken, Darwin’le birlikte, nedenselliğe dayalı, dolayısıyla çağdaş anlamda bilimsel bilgi üreten bilimler
haline gelmişlerdir. Bu bilimlerin geliştirdiği bilgiler de şimdiye dek düzenli olarak Darwin’in kuramını desteklemiş; bütün çürütme çabalarına karşın da, karşıt bir ‘kanıt’ bulunamamıştır.
‘Darwin’i reddetmek’ çağdaş biyoloji bilimlerini reddetmektir.
Bugün başı ağrıyınca Aspirin (salisilik asit) içen her insan, dolaylı olarak da olsa, Darwin’i doğrular.
***
Türkiye’deki duruma gelirsek: Öyle anlaşılıyor ki, ‘Anadolu taşra’sının İslam’ı ideoloji edinerek ve beceriksiz demokrasimizi kullanarak Istanbul ekonomik dükalığını ve Ankara’nın granit siyasetini kuşatma altına alıp, laik cumhuriyetin kalelerini bir bir zapt etmesi harekâtından, ‘En hakiki mürşit’imiz de nasibini alıyor. YÖK’ten sonra TÜBİTAK’ı da fetheden AKP, bu alanda da badem bıyıklı yün yelekli âlim profesörlerini cepheye sürüyor. İmam-hatip ‘formasyonu’yla mikrobiyoloji eğitimine giren kafa ne yapsındı ki?
TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik dergisi yakın gelecekte bir ‘Âdem ile Havva’ Özel Sayısı çıkarırsa hiç şaşmayalım.

Oruç Aruoba: Felsefeci