CHP'nin 'ilerleme' yorumu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Avrupa Birliği ilerleme raporunda bazı olumlu unsurların yanı sıra Türkiye'yi sıkıntıya sokacak hükümler bulunduğunu, özellikle Kıbrıs, azınlıklar ve...
Haber: ZİHNİ ERDEM / Arşivi

ANKARA - CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Avrupa Birliği ilerleme raporunda bazı olumlu unsurların yanı sıra Türkiye'yi sıkıntıya sokacak hükümler bulunduğunu, özellikle Kıbrıs, azınlıklar ve sivil-asker ilişkilerinin değerlendirildiği bölümlerin tarafsızlık içinde yazılmadığını öne sürdü.
Onur Öymen'in AB'nin açıkladığı İlerleme Raporu ile ilgili değerlendirmesi şöyle:
"Parlamenter dokunulmazlıklarının sınırlandırılması öneriliyor. Hâkim ve savcıların tamamen tarafsız ve bağımsız atanması isteniyor. Eğitim, sağlık, çevre ekonomi ile ilgili bazı olumlu beklentiler var.
Kıbrıs bölümü Türkiye'ye uymaz
Dışişleri Bakanı, Kıbrıs konusundaki bazı güçlüklere değiniyor. Bu doğrudur ama bunun şaşırtıcı bir tarafı yoktur. 21 Eylül 2005 tarihli Karşı Deklarasyon metninde ne deniliyorsa, Katılım Ortaklığı Belgesi'nde de aynı şeyler söyleniyor. Orada Rum gemi ve uçaklarına Türk liman ve havalimanlarının açılması, Kıbrıs'la ilişkilerin normalleştirilmesi, yani Kıbrıs'ın tanınması, Kıbrıs meselesinin çözümünün de tam Rumların istediği gibi BM kararları ve AB normlarına göre sonuçlandırılması talep ediliyor. Her üç unsur da Türkiye'nin şimdiye kadar öngördüklerinin, Türkiye'nin görüşlerinin tam tersidir.
Azınlık dayatması
Azınlıklar konusunda Lozan'da kurulan sisteme karşı bir tavır sergileniyor. Bu, bizim 83 yıldan beri sürdürdüğümüz politikaya karşıdır. Türkiye'nin azınlık politikasını Avrupa Birliği ülkeleri standardına getirmesi isteniyor. Oysa bir AB azınlık standardı yok. Türkiye'ye ise bu dışarıdan dayatılmak isteniyor.
Ekümenik sıfatı
Patriğin ekümenlik sıfatının tanınması, Ruhban Okulu'nun açılması isteniyor. Ekümenlik sıfatı izlenilen 83 yıllık politikaya ters. Ruhban Okulu ile ilgili politika belli. Askerler parlamentonun da üstündeymiş gibi bir izlenim yaratılıyor. Parlamentonun askerleri hem siyaseten hem de mali konularda denetlemesi isteniyor. Herkes biliyor ki Türkiye'de parlamentonun üstünde bir güç yok. Parlamento askerlerin telkiniyle hiçbir karar almış değildir. En son örneği de 1 Mart tezkeresidir.
Köy korucuları güvenlik işi
Köy koruculuğunun kaldırılması isteniyor. bu bir güvenlik konusudur. Askeri boyutu olan bir konudur. Güvenlik kuvvetlerimizin ihtiyacı olduğu sürece köy koruculuğunun kaldırılması terörle mücadeleyi zaaafa uğratır.
Meclis'te görüşülmeli
AB ile ilişkilerimizin son durumunu Mecliste konuşmalıyız. Almanya'nın iktidar değiştikten sonra Türkiye'ye desteğinin azaldığını, politikasında değişikliğine gittiğini görüyoruz. Bunları Meclis'te görüşmeli, ortak kararlar almalı ve bir milli tutum oluşturmalıyız. Meclis AB ve Kıbrıs konusunda bir yol haritası çizmelidir. İktidar ve muhalefet el ele vererek Türkiye'yi bu mayınlı tarladan çıkarmalıyız."