Çiçek ne diyecek?

En çok satan Türk romancısı Orhan Pamuk'a açılan davanın ilk duruşması geçen günlerde yapıldı ve yargıç davayı 7 Şubat tarihine erteledi.

En çok satan Türk romancısı Orhan Pamuk'a açılan davanın ilk duruşması geçen günlerde yapıldı ve yargıç davayı 7 Şubat tarihine erteledi. Bu ertelemenin, Türk liderlerin Pamuk'a yönelik 'Türk kimliğine hakaret' suçlamasıyla açılan davanın düşürülmesinin bir yolunu bulmaya çalıştığının sinyali olduğunu umut edebiliyoruz sadece.
Geçen şubatta bir gazeteye verdiği röportajda Pamuk, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1915'te Ermenilere yönelik soykırıma ve Türkiye'de 1980'lerden bu yana Türklerle Kürtler arasında süregiden çatışmalara atıfta bulundu. "Bu topraklarda 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü ve benim dışımda kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor" diyordu
Pamuk. Bu sözler, birtakım savcılar da dahil, bazı Türkler tarafından üç yıl hapisle cezalandırılabilir bir suç olarak görüldü.
Pamuk'a (ki Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasındadır) açılan dava, Türkiye'nin Avrupa'nın siyasi değerlerini benimsemeye gönüllü olup olmadığı ve daha önemlisi, Avrupa Birliği üyeliğine hazır olup olmadığı konularında soru işaretleri yaratmış durumda. Son yıllarda Başbakan Tayyip Erdoğan ve iktidardaki partisi, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlamasını sağlayan bir dizi reforma imza attı. Bazı reformlar ifade özgürlüğünün alanını genişletir nitelikte.
Fakat yasalar Türk kimliğine, devlete ve Atatürk'e hakareti hâlâ yasak sayıyor. Yasadışı hakaret ile fikrin meşru ifadesi arasındaki çizgi ise belirsiz. Bunun sonucu olarak Türkiye'de onlarca insan Pamuk'a yönelik suçlamaların benzerleriyle yüz yüze. Geçen ay Türk bir yayıncı, 1997'de yayımladığı bir kitaptan dolayı hapis cezasıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı. Pamuk davasını ertelemekle yargıç, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'e davanın sürüp sürmeyeceğini sormuş oldu. Cevap, uzun yıllardır milli birliği sivil hakların üzerinde sayan bir ülkenin mevcut durumu hakkında da çok şey söyleyecek. Birçok Türk Pamuk'un (ve daha az tanınmış başka insanların da benzer suçlamalarla) yargılanmasına karşı çıkıyor. Fakat bazılarının buna yandaş olduğu da açık. Pamuk davasını düşürmek ve yargılanmasına yol açan yasayı kaldırmak, Türkiye'nin AB üyeliği doğrultusunda atmak zorunda olduğu hayati adımlar. Daha önemlisi, Türkiye'nin kurumlarını ülkenin yeni yasalarına tabi kılacak şekilde dönüştürmesi de bu adımlara bağlı. (Başyazı, 21 Aralık 2005)