'Çocuk depoları'na son

Günümüzde İngiltere'de her 10 bin çocuktan 50'si yerel yönetimler tarafından koruma altındadır. Bu çocukların yüzde 65'i koruyucu aile yanındadır; yüzde 12'si çocuk evlerindedir.
Haber: AYSEL EKŞİ / Arşivi

Günümüzde İngiltere'de her 10 bin çocuktan 50'si yerel yönetimler tarafından koruma altındadır. Bu çocukların yüzde 65'i koruyucu aile yanındadır; yüzde 12'si çocuk evlerindedir. Geri kalan yüzde 23 oranı kendi biyolojik ailelerine geri döndürülmek üzere çocuk bakım servislerinin kontrolü altındadır veya evlat edinilmek üzere belirli yerlere yerleştirilmiştir.
ABD'de de her 10 bin çocuktan 75'i koruma altındadır. Bu, yarım milyonun üzerinde çocuğun devlet korumasında olması demektir ki, başlıca koruyucu aile, çocuk köyü, grup evleri ve kurumları içerir.
Koruma altındaki çocukların yüzde 77'si koruyucu aile yanındadır. Kanada'da bakanlık, çocuğun bakımını üstlenen her koruyucu aile için yılda yaklaşık 11 bin dolar, residantial bakımevleri için 48 bin dolar harcar.
'Merkez'in gücü
Çocukların korunması konusunu çok ciddiye alan ülkelerin başında, sosyal devlet nitelikleriyle İsveç ve Norveç gelir. Bu ülkelerde çocuk koruma servisleri, her çocuğun bakım, güvenlik ve gelişimini garanti altına alır. Üst düzeyde sorumluluk 'çocuk ve aileden sorumlu bakanlıktadır'. Çocuğun kendi ailesinde bile, onun bakımı, güvenliği ya da gelişiminde bir sorun bulunuyorsa, bu servisler çocuğun ve ailenin durumunu inceler, hazırlanan rapor servisin merkezinde tartışılır. Koruma altına alınmasına karar verilirse, çocuk ailesinden alınarak öncelikle koruyucu aileye yerleştirilir. Çocuğun nereye yerleştirileceğine bu merkez karar verir.
Çocuk ve aile birbirini görebilir. Eğer aile içinde cinsel kötü kullanım, uyuşturucu madde veya alkol bağımlılığı gibi ciddi sorunlar varsa, merkez çocuk için çözümün daha iyi olacağına inanıyorsa, çocuğun nereye yerleştirildiğini ana-babaya bildirmeme hakkına sahiptir. Çocuğu aile bireyleri dışında kimlerin görebileceğine de merkez karar verir ve gereğinde ana babalık sorumluluklarını ana-babadan alabilir. Bu durumda en kısa sürede çocuk için bir vasi tayin eder ve çocuk ona teslim edilir. Çocuğun evlat edinilmesi için tüm girişimlerde bulunan da bu merkezdir.
Tedavi kurumları
Davranış bozukluğu tanısı alan, devamlı suç işleyen, zararlı boyutlarda madde kullanan çocuk ve gençlerse 'institution' denilen kurumlara alınır. Bu durumda kendisinin veya ailesinin izni olup olmamasına bakılmaz. Çocuk bu kurumda gözlenir, incelenir, dört haftaya kadar süre içinde tedavisi yapılır, gereğinde daha uzun süreli tedavi yapan bir başka kuruma gönderilir.
Ciddi sakatlıkları olan çocuklar da eğitim ve tedavi kurumlarına yerleştirilir.
Böylece 8 milyon nüfusu olan İsveç'te yılda ortalama 4 bin çocuk ve genç, ana-babanın izni olmasa bile, kamusal bakıma alınmaktadır. Halen 14 bin çocuk evlerinden alınıp koruyucu aile yanına ya da kurumlara yerleştirilmiştir. Bu uygulamanın çocukla ilgili olarak ana-babaların haklarına sınır konması demek olduğu, İsveç'in son 10 yılda totaliter bir devlet haline geldiği, ailelerin kendi çocuklarının bakımını üstlenme ve onları eğitme haklarından yoksun kaldığını eleştiren çeşitli yazılar da yayımlanmıştır. (İnternet-Google'da child protection-child welfare system gibi anahtar kelimeler ülke isimleriyle birlikte kullanılarak, bu alanda çok zengin kaynaklara ulaşılabilir.)
Koruma altındaki çocukların sayısı ve sistemler her ülkede farklı. AB üyelerinin hepsinde, Avustralya, Kanada ve ABD'de büyük ve kalabalık yurt ve bakım-evleri kapatılmıştır; genel eğilim 'residential' sistemdeki sayıların da azaltılması, koruyucu ailelerin, çocuk köylerinin ve evlat edinme (adoption) sistemlerinin daha çok işlerlik kazanması yönündedir.
Koruyucu aile
Koruyucu aile, yetkililer tarafından seçilen, denetlenen ve kendilerine para ödenen ailelerdir. Bunların çocuğa iyi ve güvenli bir ev sağlama yeteneğine sahip olması gerekir, geçici süreyle çocuğun bakımını üstlenirler. İsveç'te yapılan incelemeye göre insanlar başlıca dört nedenle başkasının çocuğunu evlerine alıp sorumluluğunu yüklenirler:
Birinci grup kendi çocukları olmayan; ikinci grup akraba çocuğunun sorumluluğunu almak zorunda kalan ailelerdir. Üçüncü grupta ev kadınları, dışarıda çalışmak yerine kendi çocuklarıyla birlikte başka çocuklara da bakarak para kazanmaktadır.
Dördüncü grup aileler, kendi çocukları büyüyüp evden ayrılınca, boş kalan yuvayı yeniden çocuk sesiyle doldurmak istedikleri için koruyucu aile olmuşlardır. Her ülkenin kendi yapısına uygun olarak, çocuk koruma servisleri vardır; bunlar koruyucu aileleri denetler; bir süre sonra çocuk kendi biyolojik ailesine geri verileceği için, bu ailenin sorununun çözümüyle ilgilenir.
Kışla tipi bakım
İnstitution ya da residential denilen kurumlarsa, ciddi davranış problemi olan, tekrar tekrar suç işleyen, zararlı boyutlarda madde kullanan ve koruyucu aileye göre daha fazla sayıda çocuğun yerleştirildiği yerlerdir. Çocuk burada gözlenir, incelenir, tedavisi yapılır, gereğinde daha uzun süreli tedavi yapan bir başka kuruma gönderilir. Öyleyse, koruyucu aile bakımıyla residential bakım pek çok yönden farklıdır. Öncelikle, koruyucu ailede çocuk sayısı çok daha azdır, korunan çocuk bir aile ortamındadır. Oysa residential bakımda çok sayıda bakıcı nöbetleşe ve sık sık değişir, çocuk için çok önemli olan bir yetişkine bağlanması genellikle sağlanamaz.
Ülkemizde çocuk yuvalarının ve yetiştirme yurtlarının çoğu, ne yazık ki hâlâ çok sayıda çocuğun bir arada yaşadığı çocuk depoları niteliğindedir. Kışla tipi bakım modelinin kaçınılmaz olduğu durumlarda bunların düzeltilmesi yoluna gidilmesi elbette önemlidir, ama asıl yapılması gereken çocuk köylerinin, koruyucu aile ve evlat edindirme sistemlerinin yaygınlaştırılmasıdır. Bugünkü bilgilerimize göre, ancak bu yolla çocuklarımız düzenli bir ev ve aile yaşantısına, geçici süre için de olsa, kavuşturulurlar.
Çocukların koruma altına alınması, kötü muameleden korunması için bir asırdan fazla süredir çalışmalar yapılmasına rağmen, ekonomik ve toplumsal alanda gelişmiş ülkelerde bile bu konu hâlâ sosyal bir yaradır.
Çocukların bir kısmı koruma altında da ihmal edilmiş, fiziksel ve cinsel kötüye kullanım yaşamıştır. ABD'de korunan çocukların beşte biri bakım altında tekrar örselenmiştir. ABD'de çocukları koruma sistemindeki kötü uygulama ya da ihmal nedeniyle neredeyse her ay bir olumsuz olay gazetelere yansır.
Ülkemizde de 'koruyucu aile' bakımından belirgin sorunların hâlâ çözülmemiş olduğu, son olarak gazete sayfalarına taşınan Barbaros Çocuk Köyü nedeniyle açıkça görülmektedir.
Gerçekte ülkemizi büyük koğuş sistemlerinden kurtaracak olan çocuk köyü gibi örneklerin gelişmesini desteklemek, var olanları gözümüz gibi korumak ve yaşanan olumsuz bazı olaylar nedeniyle bunların yıpratılmamasına özen göstermek son derece önemlidir.
Bozulmaya karşı önlem
Karşımızdaki soru şudur: Çocukları korumakla yükümlü kurumlar, çocuklar için zararlı olmaktan nasıl kurtarılabilir; bu kurumlardan gelen çocuklarda ciddi bozulmalar olmuşsa, nasıl düzeltilebilir?
Son olarak şu noktayı vurgulamak isterim: Suçlular elbette cezasını görmeli. Ama medyamızdan, çocuk köyünde yaşanan bu son olumsuz tecavüz olayını genelleştirmemesini ve bu kurumlara karşı güvenin yıpratılmamasını beklemek hakkımız olmalıdır. Bu gibi tecavüz adı verilen olaylarda, ülkemizde hâlâ bekâret kontrolü gibi son derece aşağılatıcı ve örseleyici girişimlerin uygulanması da ayrıca üzerinde önemle durulacak konulardır.
Prof. Dr. Aysel Ekşi: Psikiyatr, International Hospital