Çocuk tacizinde ikiyüzlülüğe son

Çocuk tacizinde ikiyüzlülüğe son
Çocuk tacizinde ikiyüzlülüğe son
Eşcinselliğin cezalandırıldığı Afganistan'da erkek çocuklara tecavüz, bazı Ortadoğu ülkelerinde de çocuk evlilikleri yaygın kabul görüyor. Batı'nın Ebu Garib'de veya Irak'ta yaptıklarına yüksek sesle karşı çıkan bazı Müslümanların, iş çocuklara gelince ahlaki körlük sergilemesini akıl almıyor
Haber: ShaIsta GohIr / Arşivi

Bazı Müslümanlar Batı ahlakını ayıplamaya bayılır; alkolizm, çıplaklık, evlilik öncesi cinsel ilişki ve eşcinsellik sık sık verilen örneklerdir. Fakat Müslümanlar ahlak üzerinde tekele sahip değil. Batı’da, çocuklarla evlenmek ve cinsel ilişkiye girmek yasadışı. Ne yazık ki, çok sayıda Müslüman ülke için aynısı söylenemez.
Kısa süre önce, ‘Afganistan’ın Dans Eden Erkek Çocukları (The Dancing Boys of Afghanistan)’ adlı belgeseli izledim. Belgesel, ‘bacha bazi’ adı verilen eski bir geleneği ifşa ediyordu; buna göre zengin erkekler cinsel kölelik amacıyla yoksul ailelerden neredeyse 11 kadar küçük yaştaki erkek çocuklarını satın alıyor. Çocuklara kadın kıyafetleri giydiriliyor; erkekler tarafından cinsel ilişki için oradan götürülmeden önce eğlencelerde dans ettiriliyor ve şarkı söylettiriliyor. 

Kuran’ı yanlış yorumluyorlar
Erkek çocuklara sahip olmak bir statü sembolü olarak görülüyor; eski bir savaş ağası, evli ve iki erkek çocuk sahibi olmasına rağmen, 20 yıllık bir süre boyunca neredeyse 3 bin erkek çocuğa sahip olmakla övünüyordu. Polisin işin içinde olması ve hükümetin sesini çıkarmaması, bu tür çocuk fuhuşunun yaygın olduğu anlamına geliyor.
Eşcinselliğin katı bir biçimde yasaklanmakla kalmayıp, rıza göstermiş iki yetişkin arasında bile olsa barbarca cezalandırıldığı bir ülkedeki bu ahlaki ikiyüzlülük korkunç. Eşcinsellere yapılan muamele böyleyken, genç erkeklere tecavüz eden adamlar eşcinsel veya pedofil olarak görülmüyor. Erkek çocuklarla ilişki Afganistan’a özgü bir fenomen de değil; oğlancılık komşu Pakistan’da da yaygın. Bana göre bu durumun sorumlusu, cinselliğin bastırılması ve aşırı derecedeki cinsiyet apartheid’ı.
Ve Ortadoğu’da da arzu edilir bulunanlar genç kızlar; burada erkekler çocuk evlilikleri yoluyla şehvetlerini yasal bir biçimde doyurabiliyorlar. Yemen’de kızların dörtte birinden fazlası 15 yaşından önce evleniyor. Ülkede çocuk yaşta doğum yapmaya çalışan kızların ölmesi olağandışı bir durum değil ve kısa süre önce, 12 yaşındaki bir çocuk gelin cinsel ilişki sonrası iç kanamadan öldü. Bir başka olaydaysa, Suudi Arabistan’da 12 yaşında bir kız çocuk 80 yaşındaki bir adamla evlendirildi.
Peki Müslüman ülkelerde çocukların evlendirilmesine niçin izin veriliyor? Ne yazık ki, aşırı muhafazakâr dini yetkililer bu eski kabile geleneğini Muhammed peygamberin Ayşe’yle evliliğine atıfta bulunarak meşrulaştırıyor. Peygamber onunla evlendiğinde Ayşe’nin dokuz yaşında olduğunu iddia ediyorlar. Fakat fikirlerini desteklemek için işlerine geldiği gibi kendi seçtikleri İslami metinlere odaklanıyorlar; Ayşe’nin çok daha büyük ve evlendiğinde 19 yaşında olduğuna işaret eden çok sayıda başka metni ve tarihsel bilgiyi yok sayıyorlar. Çocuk evliliğine İslam’da yer yoktur; zira Kuran, bu din adamlarının söylediğinin aksine, evlilik yaşını buluğ çağının değil, entelek-tüel olgunluğun belirlediği konusunda yoruma yer bırakmaz.
Peygamberin evliliğine yaklaşımınız nasıl olursa olsun, dünya çapında çeşitli kültürlerde ve toplumlarda çeşitli zamanlarda çocuk evlilikleri görüldüğü için, bu konuda hiçbir inanç ahlaki üstünlüğe sahip olduğunu iddia edemez. Fakat modern zamanlarda, çocuklarla evlenmek artık kabul edilir birşey değil ve bunu meşrulaştırmak için hiçbir bahaneye de başvurulmamalı.

Viktoryen Britanya’dan farksız
Burada İslami ilkelere yanlış bir biçimde tutunulmasını ve bazı Müslüman toplumlarının sergilediği ‘ben senden üstünüm’ tavrını, 19. yüzyılda Viktoryen Britanya’nın aşikâr ikiyüzlülüğüne ve çifte standardına benzetiyorum; o dönemdeki gururlu ve erdemlilik taslayan dış görüntü, kapalı kapılar ardında aşırı derecede yaygın olan cinsel ve ahlaki bozukluğu kamufle ediyordu. O günlerde de, çok sayıda erkek çocuklarla cinsel ilişkiye girmek için para ödemeye istekliydi; bu durum, yasaların ve toplumdaki yaklaşımların değişmesiyle sonuçlanan çok sayıda sosyal hareket ortaya çıkana dek sürdü.
Geleneksel Müslüman toplumlarda da toplumsal yaklaşımlarda benzer bir değişimin yaşanması gerekiyor. Erkek çocuklarını seks kölesi yapmak veya çocuk gelinler onur madalyaları olarak görülmemeli. Bunun yerine, Müslümanlar bu tür uygulamaları utanç duygusuyla bağdaştırmak için daha çok şey yapmalı; bunu yapmazlarsa, söz konusu davranışın kabul edilmesi onları da çocukların cinsel istismarında suç ortağı haline getirecek. Müslümanların Batı tarafından Ebu Garib, Guantanamo, Irak ve Afganistan’da yapılan suistimallere bu kadar yüksek sesle karşı çıkarken, iş çocuklara gelince niçin ahlaki körlük sergilediğini anlayamıyorum. Bu masumiyet ihlallerine son verilmesi için söz konusu sessizliğin kırılmasının vakti geldi.

Cesaret edenler susturuluyor
Britanya’daki Müslümanlar da çocuk istismarını ele almak konusunda fazlasıyla pasif bir yaklaşım sergiliyor. Çocuklara cinsel taciz ve tecavüzle ilgili ilk ağızdan çok sayıda hikâye dinledim; bu durum konunun hiçbir şekilde ele alınmadığını gösteriyor. Seslerini çıkarmaya cesaret edenler inkârla karşılaştı ve utandırıldılar. Bu tür yaklaşımlar, çocukların sessizlik içinde acı çekmeye devam edeceği anlamına geliyor. Katolik kilisesinde yakın zamanda meydana gelen skandalda da ortaya çıktığı gibi, çocuklara yönelik cinsel taciz her toplulukta meydana geliyor. Fakat onlar en azından bu konuda nihayet birşeyler yapmaya başladı. Müslüman toplumlar bundan ders çıkarmalı ve konuyu halının altına süpürmeye devam etmek yerine işe daha açık olmakla başlamalı.
Giderek daha çok sayıda Müslüman’ın, günah olarak gördükleri davranışlardan dolayı başkalarını eleştirmeyi görev addettiğini biliyorum; müdahale gerekçesi olarak da Muhammed’in şu popüler sözünden alıntı yapıyorlar: “Yanlış birşey görürseniz onu elinizle düzeltmelisiniz ve eğer öyle yapamıyorsanız, bunun yanlış olduğunu kalbinizde hissedin.” O zaman merak ediyorum; iş çocukların cinsel istismarına geldiğinde Müslü-manlar niçin sessiz kalıyor? (Müslü- man Kadınlar Ağı adlı kuruluşun Britanya yöneticisi, 25 Nisan 2010)