Coşku, nezaket ve hoşgörüyle sandığa

Coşku, nezaket ve hoşgörüyle sandığa
Coşku, nezaket ve hoşgörüyle sandığa

Tahran?da reformcuların büründükleri yeşil rengin hâkimiyeti hissediliyor. Musavi taraftarı bir kadın eline Farsça ?kadın-erkek eşitliği? yazarak, kampanyanın önemli bir konusuna vurgu yapıyor. FOTOĞRAF: EPA

İran bugün cumhurbaşkanlığı seçimine giderken, Tahran'da beş yaşındaki çocuktan 65 yaşındaki kadına herkes bir köşede ya Ahmedinecad ya da Musavi'ye desteğini sergiliyor. Trafiği kesmek siyasi eylem biçimi. Kaldırımlarda karşılıklı sloganlar atılıyor, ama ne itişme ne de laf dalaşı var
Haber: CEYDA KARAN / Arşivi

TAHRAN - İran başkentinde meydana luzüm yok, zira 15 milyon nüfuslu Tahran topyekûn meydan olup çıkmış. Ayna mesafesi bırakmaya tenezzül etmeyen, arada bir tampon tokuşturmaya gülüp geçen çılgın şoförlerle yollarda onları adeta barikat kurarak durdurup el ilanlarını sileceklerine sıkıştıran coşkulu gençlerin diyarı... Kimsenin kimseye kızmadığı, ‘işimiz gücümüz var kardeşim, çekilin yoldan’ demediği bir acayip diyar. İtiraf etmeliyim. Ben böyle bir seçim kampanyası görmedim, gören var mıdır bilmem!
İslam Devrimi’nden sonraki 10. cumhurbaşkanlığı seçiminin arifesinde ulaşıyoruz Tahran’a. İstanbul’dan uçakla 2 saat 45 dakika çekiyor. Havaalanından Tahran’ın kuzeyindeki ikametgâhımıza bir o kadar daha. Zira yollar arapsaçı. Trafik lambaları ya hep kırmızı yanıyor yahut sarı, kimsenin renge bakacak hali yok. Her sokak, her cadde panayır yeri. Ortalıkta kamu düzenini sağlayacak polis ara ki bulasın! Kamu düzeni siyaset yüklü. Beş yaşında çocuktan, 65 yaşında kadına kadar herkes bir köşe başında hangi adayı desteklediğini sergilemekle meşgul.
Tahran’ı kuzeyden güneye kesen Veliasr Caddesi hıncahınç. Mecidiyeköy’le kıyaslanabilecek Tecriş Meydanı panayır yeri. Otomobillerden rap, çıstak çıstak Farsça pop yahut geleneksel türkü sesleri taşıyor. Trafiği kesmek bir siyasi eylem biçimi, yolu kesilenin de müdahil olduğu...
Seçimde dört aday yarışıyor. Muhafazakâr kanatta Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ile eski Devrim Muhafızları Komutanı ve Uzmanlar Meclisi üyesi Muhsin Rızai, reformcu kanatta ise İslam Devrimi sonrasının son başbakanı Mir Hüseyin Musavi ile eski Meclis Başkanı Mehdi Kerrubi. Lakin Tahran sokaklarında beş dakika dolaşmak seçimin Ahmedinecad ile Musavi arasında geçtiğini anlamaya yetiyor. Tahran’da ya Ahmedinecad’ın rengi siyaha bürünüp yeşil-kırmızı-beyaz İran bayrağı renkleri taşıyanlar hâkim, yahut da Musavi yeşili... İki adayın taraftarları aynı caddede karşıt kaldırımlarda birikip sloganlar atıyor. Lakin ne tek itiş kakış, ne laf dalaşı. Yüzler hep gülüyor. Ahmedinecad taraftarlarının yığıldığı yol kenarından arada bir Musavi resimleriyle yeşil kurdela ve balonlarla süslü otomobil ve motosikletler geçtiğinde bir uğultu yükseliyor, yahut tam tersi. Herkes müthiş bir hoşgörüyle kendisini ifade ediyor.

‘Ortalığı divaneler sarmış’
Önceki gün Tahran’da İstanbul’a bir yıl yetecek benzin yakılmış olabilir. Abartmıyorum! Lakin elektrikten tasarruf ettikleri kesin. Zira gün geceye karışırken evinde oturan yok. Galatasaray UEFA kupasını aldığındaki kalabalık bile Tahran’dakinin yanında çekirdek nohut kalır. Mecidiyeköy’den Taksim’e, oradan Karaköy’e, Beşiktaş’a, Eyüp’e, Eminönü’ne hatlar çekin, her yeri insanlarla doldurun, ara sokakları felç olmuş, araçlarla iki metre ilerleyebilmek için yarım saat kontak kapatmayı gerektiren, motosikletlerin dahi geçebilecek yol bulamadığı bir trafiği ekleyin, işte size Tahran! Ahmedinecad yanlısı taksicimizin deyişiyle ortalığı ‘divaneler’ sarmış!
Önceki seçimlerde Ahmedinecad taraftarlarının borusu ötmüş. O vakit rakibi yolsuzlarıyla mimli eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani’ydi. Şimdi ise Musavi fırtınası esiyor. 80 milyonluk nüfusun yüzde 60’ını gençler oluşturuyor, seçmen kitlesinin yarısı da kadın. Tahran’da kadınlar her yerde. Zengin ve müreffeh kuzeyde İslami giyim kodlarının sınırlarını zorlayan gençkızlar, pür makyajlı, bedenlerini saran pardesülerle arz-ı endam ediyor. Rengârenk başörtülerinin açık bıraktığı geniş kahküllerinin altında gülen sürmeli gözler... Bileklerinde, başlarında Musavi yeşili kurdelalar. Genç erkekler de hiç sıradan değil. Türkiye’de de pek moda olan sağa sola taranmış kırpık saç stilleri, daracık tişörtleriyle motosiklet üzerinde yahut sonuna kadar açılmış otomobil camlarına kurulmuşlar. Ahmedinecadçıları siyaha büründüler diye somurtuk sanmayın. Kızları ‘Musavi kızlarını’ aratmıyor.
Musavi gençliği ‘Ahmedinecad rafti’ diye bağırıyor. Türkçesi, ‘Ahmedinecad defol’. Diğer popüler sloganları İngilizceden çalıntı: ‘Ahmedi bye bye’. Hepsi Ahmedinecad’ın bir kez daha iktidara gelirse özgürlük alanlarını daraltacağından kaygılı. Musavi’nin kendisi gibi ressam olan profesör eşi Zehra Rahnavard’la birlikte kampanya yapmasındansa çok memnunlar. Çiçek desenleriyle süslü siyah başörtüsünü tercih eden Rahnavard’ın ‘İslam’da kadınlar hep başörtüsü taktı’ diyerek konuyu malzeme etmemesinden yana dertli de değiller. Daha ziyade toplumsal hayatta erkeklerle daha eşit olmak, aldıkları eğitimden sonra iş hayatında yükselebilmek gibi dertleri var.

Ahmedi kızları: Biz zaten özgürüz
Ahmedinecad, ekonomideki kötü gidişat yüzünden köşeye sıkışınca, Musavi’yi ülkede yolsuzluklarla anılan Rafsancani’nin de desteklemesinden hareketle ‘yolsuzlukla’ itham etmişti. Rahnavard’ın da akademisyenliğinin sahte olduğunu öne sürmüştü. Ahmedinecad destekçisi kızlara attıkları sloganı sorduğumuzda ‘Musavi yalancı’, ‘Musavi çalıyor’ yanıtını veriyorlar. Hadi Rafsancani mimli, Musavi’ye neden böyle diyorsunuz dediğimizde, ‘yalancı’ ve ‘hırsız’dan öte yanıt yok. “Ama Musavi reformlarla sizi daha özgür kılacağını söylüyor” dediğimizde yanıtları: “Biz zaten özgürüz” oluyor. Onlar Ahmedinecad’ın kadınları daha güçlü kılacağı, ev kadınlarına sosyal güvenlik sağlayacağı, petrol gelirini yoksu ailelere pay edeceği vaatlerine inanıyor. Tecriş’in köşesindeki nargile evinde Ahmedinecad’ın son konuşmasını izliyoruz. Dört rakip aday ilk kez Amerikanvari TV tartışması yapmışken, cumhurbaşkanına biraz fazla yüklenilmesi devletin yayın kuruluşuna dert olmuş. Son konuşmada üç aday birer dakika verilmesi üzerine boykota giderken, 20 dakika tanınan İran lideri, “Beni seçseler de seçmeseler de aziz milletime teşekkür ederim” diye sözünü bitirdi. Yayın, bizde de pek meşhur olan ‘Sen gelmez oldun’ adlı Azeri şarkının ezgisiyle sona erdi. 

Trafiğin ilacı CD ve klipler
Son gece Tahran sokakları öylesine siyaset yüklüydü ki, futbol çılgını İranlılar Dünya Kupası umudunu canlı tutan BAE’nin bileğinin büküldüğü maçla hiç ilgilenmedi. Bizse gün boyu ve gece devam eden seçim panayırına 12’ye doğru veda etmek istediğimizde ciddi bir sorunla karşılaştık. Geri dönememek! Çaresizce taksi ararken rastladığımız Tebrizli Azeri gencin eski Peugeot otomobiline sığındığımızda ise gençliğin başka bir dünyasıyla tanıştık. Ünlü Aryan grubunu yahut Ehsan Hacıemiri’nin piyano eşliğinde söylediği hüzünlu slow parçayı dinleme fırsatı bulmakla kalmadık, şoförümüzün çıkardığı bir yığın CD arasından seçtiği video klipleri de sağ ön koltuğun güneş siperliğine monte edilmiş ekrandan izleme şansına nail olduk. Önce nazlı bir kızın peşinden koşan erkekleri anlatan bir Azeri klibi, ardından Kaliforniya’daki İranlı sanatçı Mansur’un ‘sevdiği başka biriyle evlendiği için yas tutan delikanlıyı’ anlatan Farsça klibi. Klipler arapsaçı trafikte kımıldamadan yarım saat idare etse de, otele dönme zorunluluğu tabanvaydan başka seçenek bırakmadı. Sabaha karşı 04.00’te sesler ancak kesilirken, aklımızda tek şey vardı: ‘Bu insanların oy kullanabilmeleri için bütün günlerini uyuyarak geçirmeleri gerekecek’.