Çözüm reformda saklı

Bağdat'taki Mısırlı elçiyi kaçırıp öldürenlerin Londra'da bazıları Müslüman onlarca masumun kanını akıtanlarla aynı örgütlere üye olması şaşırtıcı bir ironi gerçekten.
Haber: SELAME AHMED SELAME / Arşivi

Bağdat'taki Mısırlı elçiyi kaçırıp öldürenlerin Londra'da bazıları Müslüman onlarca masumun kanını akıtanlarla aynı örgütlere üye olması şaşırtıcı bir ironi gerçekten.
Mısırlıların, Zerkavi çetesinin İslam adına kirlettiği Irak direnişine öfke kusması gibi Londra ve Avrupa'dan da İslam'a ve Müslümanlara yönelik beklenen tepkiler geldi. Blair farklı ırklar ve dinlerin bir arada yaşadığı ülkesini Müslümanlara karşı bir baskı kampanyası başlatabilecek fitnenin sonuçlarından sakınmaya çalıştı; İslam'ı tahrif etmeye çalışan köktenci örgütler ile İslam'ı karıştırmama çağrısı yaptı.
Bu türden uyarılar, ölüm ve felaket anlarında pek fayda etmiyor. Zira Avrupa'da Müslümanları kuşatan tehlikeler tecrit edilmeleri, seyahat etme özgürlüklerinin alınmasıyla sınırlı kalmayabilir. Geçenlerde Thomas Friedman'ın da işaret ettiği gibi her Müslüman masumiyeti ispatlanana kadar suçlu hale gelebilir.
Çünkü Batı, kentlerinin, caddelerinin ve açık toplumlarının tel örgülerle çevrili çukurlara dönüşmesini asla kabul etmez.
Fakat sorun, yani Batı'nın çifte standartlı yaklaşımı hâlâ ortada duruyor. Batı'da Londra patlamaları üzerinde yoğunlaşılırken Tikrit, Felluce, Kerbela ve diğer kentlerde Amerikan ve İngiliz uçaklarının ateşi altında onlarca masumun öldürülmesiyle terör ortamının nasıl beslendiği unutuluyor. İsrail uçakları Filistin köylerini ve kamplarını yerle bir ediyor, Guantanamo mahkûmları birer şehide dönüşüyor. Ayrıca Bush ve Blair'in Irak savaşını meşrulaştırmak için pohpohladığı yalanlar unutuluyor.
İslam'ın sopasına sarılmış ve sadece Londra, Madrid ve New York'ta değil Mısır, Fas ve Suudi Arabistan'da da masumları öldüren köktenciler, birinci derecede bizlerin sorunu. Çünkü Batı, İslam'ın kavramlarını düzeltmek veya akılları bozulmalardan arındırmakla sorumlu değil.
Müslüman âlimler, bir başka ifadeyle İslam dünyasındaki devlet fakihleri İslam'ı saran bozulmaya karşı koyma ehliyetine sahip değil. İslami kurumların devlet organlarına entegrasyonu sonrası Müslümanlar, devlet fakihlerinin fetvalarını dinlemiyor. Bu fakihlerin din adına köktenciliği kınaması yankı yapmıyor. Dini kurum siyasi amaçlara hizmet etmek için fetva çıkarınca doğruluğunu kaybetti.
Terörle mücadeledeki gerçek ikilem bu. Blair güvenlik önlemlerinin ve devlet fakihlerinin bu ikilemi çözemeyeceğinin farkında. Çözüm Arap dünyasında iç ve dışta tam reformla olur ancak.
(Mısır gazetesi Ahram, 14 Temmuz 2005)