Danimarka'da terörist tişört davası

Müslümanlığa hakaret olarak algılanan Hz. Muhammed karikatürlerini ifade özgürlüğü adına can siperane savunan Danimarka, siyasi görüşlerini modaya döken bir avuç insana açılan davayla bölündü.

KOPENHAG - Müslümanlığa hakaret olarak algılanan Hz. Muhammed karikatürlerini ifade özgürlüğü adına can siperane savunan Danimarka, siyasi görüşlerini modaya döken bir avuç insana açılan davayla bölündü. Bir grup solcu, Kolombiya ile Filistin'deki sol gruplara sempatilerini sergileyip mali destek sağlamak amacıyla üretip pazarladıkları tişörtler yüzünden terörle mücadele yasaları uyarınca 10 yıla varan hapis istemiyle yargılanmaya başlandı.
Tüm dünyada Che portreli, orak çekiçli, siyasi sloganlı tişörtler giyilirken, AB üyesi Danimarka'da bunların 600 adedi yüzünden 'terörist tişört davası' açılması Avrupalılarda giyim kuşam yüzünden hapsi boylama kaygısı yarattı. Danimarka'nın en köklü radikal partisi Sol Sosyalist Parti bağlantılı Fighters+Lovers (F+L, Savaşçılar+Aşıklar) grubunun yedi üyesi, terör sponsorluğuyla suçlanıyor. Zira AB'nin terör örgütleri listesindeki Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) logolarıyla kalaşnikof resimleri basılı tişörtleri tasarımlayıp satmışlar. Gelirin bir kısmını bu örgütlere yollama planını uygulayamadan eylülde yargı karşısına çıkmışlar.
'İnsani amaçlı bağış'
Kendisini 'özgürlük davası ve hard rock sokak giyimine adanmış özel girişim' diye tanımlayan F+L, tişörtleri internetten satıyor. FARC logolu rengarenk tişörtleri giyen bronz tenli modellerin kataloğuna bakıp ya da Kopenhag'da grubun sosisli sandviç sattığı minibüse gidip sipariş vermek mümkün. F+L'nin ilham kaynakları arasında, 'stilize klasik cool' tarzını övdüğü efsane Filistinli kadın gerilla Leyla Halid ile 'funky frapan' tarzını beğendikleri FARC kurucusu Jacobo Arenas da var. Her tişört 20 avroya satılıyor, 5 avrosunun iki örgütün radyo istasyonu ekipmanı gibi 'insani projeler'ine bağışlanması hedefleniyordu.
Bobby Schultz takma adını kullanan grubun sözcüsü, tişörtlerin savaşı çekici ya da silahlı mücadeleyi seksi gösterdiği iddialarını reddederken, 24 yaşındaki Katrine Willumsen, potansiyal bir sorun olabileceğini söylediği bu iddialarla alay ediyor: "Dünyadan yüzlerce siparişi alan biri olarak şunu söyleyebilirim ki, müşterilerin çoğu şişman, yaşlı erkekler. Moda meraklısı gençler olmadıklarını hemen anladım, çünkü eski moda isimleri vardı ve XXL beden sipariş ettiler."
Suç işlediklerini reddeden F+L üyelerine göre, AB'nin terör listesi demokratik değil, çünkü kapalı kapılar ardında bilinmeyen kriterlere göre hazırlandı, üstelik iki örgüt de 2. Dünya Savaşı'nda Danimarka'da Nazilere karşı direnişle kıyaslanabilecek direniş hareketleri.
'Bizim Tora Bora'
Şubat 2006'da kapsamlı izleme operasyonuyla tutuklanan grubun bilgisayarları, kirli sepetindekiler dahil tüm tişörtlerine el konuldu, hesapları donduruldu, web sitesi kapatıldı. Kolombiya da tişörtlerle ilgili Danimarka'ya protesto verdi. Grup Filistin veya Kolombiya'ya para ulaştıramadı. Ama davada ABD, İsrail ve Güney Amerika'dan terör uzmanları dinlendi. Mahkemeye FARC ve FHKC'nin 'terör örgütü mü yoksa özgürlük savaşçıları' mı olduğu, İsrail'in Filistin işgalinin meşru olup olmadığı ve Bogota'da demokratik rejim bulunup bulunmadığına karar verme sorumluluğu yüklendi. Savcı Lone Damgaard, "Neyin terör olduğuna karar vermek kolay değil" diye dert yandı. F+L, temyize, hatta AİHM'ye gitmekte kararlı. Sosis minibüsü önünde 'Danimarka'nın Tora Bora'sına hoş geldiniz' esprisi yapan Schultz da, bu kez 'savaşçılar için bir ateş ve aşıklar için ışık' sloganlı çakmak çıkartıp yankı yaratacakları fikrinde.