Davutoğlu: Kıbrıs'ta statüko ya değişecek ya da değişecek

Davutoğlu: Kıbrıs'ta statüko ya değişecek ya da değişecek
Davutoğlu: Kıbrıs'ta statüko ya değişecek ya da değişecek

Kıbrıs müzakereleri Talat ile Hristofyas?ın barış yazılı demet alışverişine rağmen yılan hikâyesine dönerken, Türkiye?nin AB süreci de olumsuz etkileniyor. FOTOĞRAF: EPA

Dışişleri Bakanı, 'Kıbrıs müzakereleri son şans. İngilizcede enough is enough (yeter artık) derler. Uluslararası aktörlerin birkaç ay içinde etkinlik göstermesi lazım' uyarısı yaptı. Davutoğlu, 'Ya müzakerelerle statüko değişir ya da alternatif yolları düşünmek zorunda kalırız' diye çıkıştı

ANKARA - Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs’ta Türk ve Rum taraf arasında süren müzakereleri son şans olarak gördüğünü, statükonun müzakerelerle değişmemesi durumunda herkesin alternatifler araması gerekeceğini söyledi. Önceki gece TRT’nin ‘Enine Boyuna’ programına katılan Davutoğlu, ‘Artık yetti’ mesajı vererek, AB ve uluslararası aktörleri gelecek bir kaç ay içinde çözüm yolunda ağırlıklarını koymaya çağırdı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı ağırlarken, yıl sonuna dek adadaki müzakerelerde sonuca ulaşılıp referanduma sunulmasını istemişti.  Davutoğlu’nun Ankara’nın Kıbrıs sabrının tükenmekte olduğuna işaret eden sözleri şöyle:

Talat’la yakın temas: Kıbrıs’ta çözüm yanlısı girişimleri ağır basan hep Türkiye oldu. Biz sözlerimizi tuttuk. Bundan sonra Talat ile daha sıklıklıkla yakından görüşeceğiz. Barıştan kast ettiğimiz, temel parametreleri Annan Planı’yla çizilmiş olan iki kesimlilik, iki kurucu devlet ve siyasi eşitliğe dayalı, Türkiye’nin etkin garantörlüğüne dayalı bir barış. 

Yeter artık: Her ne şekilde olursa olsun Kıbrıs’taki statükonun sürmesi taraftarı değiliz. Bu müzakerelerin son şans olduğunu herkesin algılaması lazım. Kıbrıs Türklerinin sanki büyük bir insanlık suçu işlemiş gibi tecritle yaşaması imkansız. İngilizce bir tabir vardır, ’Enough is enough’ (yeter artık) diye. Türkiye’nin bütün bu çabalarının AB tarafından görülmesi ve uluslararası aktörlerin birkaç ay içinde etkin şekilde ağırlığını koyması lazım.

Alternatif düşünülmeli: Bu yıl sonuna kadar çözüm olmaması durumunda ne olur? Biz olması için çaba sarf edeceğiz, ama artık KKTC’ye haksız ambargoların sürmesi mümkün değil. Ya karşılıklı müzakerelerle bu statüko değişir ve Doğu Akdeniz’de barış ve güvenlik alanını beraber kurarız, bu anlamda Türkiye’nin AB süreci önündeki engelleri de kaldırırız. Ya da alternatif yolları hep beraber düşünmek zorunda kalırız. 

AB: Katılım sürecinde Türkiye AB’yi, AB de Türkiye’yi etkiliyor. AB’den beklentimiz eşit muamele. Türkiye, hiçbir zeminde kendine kategori koymuyor. Yani AB’de sorun olduğu için Ortadoğu’ya yönelmiş değiliz. Türkiye, her an her yerde olayları takip eden bir ülke.

O tabiri kullanmadım: Yeni Osmanlıcılık tabirini hiç kullanmadım ve kullanmayı doğru görmedim. Devletler arasında ağabey-kardeş ilişkisi yok. Biz nasıl kimseden emir almıyorsak, kimseye emir vermek istemiyoruz. Otururuz birlikte bir dünya kurarız.

Irak: Gizli veya açık Irak’taki bütün gruplarla ilişki içindeyiz. Hepsiyle yakın dostluk ilişkisi içindeki tek ülkeyiz. Irak’ın birliği etrafında tüm grupların bir araya gelmesini istiyoruz. Bizim için Erbil ile Basra arasında fark yok. Irak politikamız, sadece kuzeyden gelecek olumlu veya olumsuz bir duruma bağlı değil, bütün Irak Türkiye’nin ilgi alanında.

Bağdat ile ortak kabine: Irak’la ekonomi, siyasi ve askeri alanda işbirliği konuları çok fazla. Başbakan Tayyip Erdoğan ile Bağdat’a yaptığım ziyarette üst düzey stratejik konsey oluşturuldu. Bu konseye Irak Başbakanı Nuri Maliki ile Erdoğan başkanlık edecek, icracı bakanlar da yer alacak. İki hükümet, ortak kabine toplantısı gibi bir toplantı yapacak. Bu da bölgede ilk kez olacak bir durum.

Kürt kardeşlerimiz: Dağlıca saldırısı, uluslararası hukuk anlamında bize her hakkı veren bir saldırıydı. Terörle mücadelede sadece teröristle mücadeleyi ele alıyoruz. Kürt kardeşlerimizle bir sorun olamaz, içeride zaten olamaz. Bu Türkiye’nin tarihine aykırı. Kuzey Irak’ın bütünlüğünü tehdit algılamamız mümkün değil. Orada konuşlanmış bir örgütü tehdit algılıyoruz. Kürt vatandaşlarımızın Türkiye’nin birliği içinde buraya tümüyle ait olmalarını hissettirecek yaklaşım içindeyiz.

Karabağ işgali süremez: Ermeniler arasında Karabağ’da işgalin devamı halinde doğal statü kazanacağına inananlar olabilir. 170 yıl sürse dahi normallik kazanamaz, bu işgaldir. Nihai hedefimiz, Karabağ işgalinin sona ermesi, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, halkların kaynaşması. (Radikal)