Dilma ABD'yi de mutlu etti

Dilma ABD'yi de mutlu etti
Dilma ABD'yi de mutlu etti

Brezilyalı seçmenler Dilma Rousseff’i devlet başkanı seçti; bu karar, ABD ’nin memnuniyetle karşılayıp teşvik etmesi gereken tarihsel değişimlerin zirvesini oluşturuyordu. Rousseff ve hem selefi hem akıl hocası olan Lula da Silva, serbest piyasa ekonomisi, yoksulları gözeten politikalar ve demokrasiye gerçek bir saygı arasında sağlıklı bir bileşim sağlayarak ilerliyor. Bu bileşim refahı artan bir Brezilya ortaya çıkarıyor. Ekonomik sicil, Venezüella’nın anayasa değiştiren Devlet Başkanı Hugo Chavez’in yüzünü kızartacak nitelikte.
Koltuğu bırakma sözünü tutan ve olağanüstü popülerliğe sahip olan Lula, yoksulların durumunu iyileştirmeye çalışan solcu bir işçi lideri olarak işe başladı. Fakat reformculuğun yanında popülist bir yaklaşımı olduğu da görüldü ve bu yaklaşım Brezilya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerden biri haline gelmesini sağladı. Vaktiyle askeri diktatörlüğün işkence tezgâhından geçen Rousseff, Lula’nın politikalarını sürdürme vaadiyle devlet başkanlığını kazandı. 

ABD karşıtı değil
Brezilya karasularında petrol keşfedilmesi refahın daha da artmasını sağlayabilir. Fakat Rousseff yoksulluk, yağmur ormanlarındaki kesimlerin yarattığı ekolojik tehdit, yüksek suç oranı ve enflasyon gibi ciddi sorunlar da miras aldı. Fakat Chavez’den ve Castro biraderlerden farklı olarak Lula ve Rousseff meşruiyet inşa etmek için ABD karşıtı sloganlara başvurmuyor.
ABD, Brezilya’yla sadece pamuk sübvasyonları gibi ticari meselelerde değil, İran , Küba , Venezüella ve Kolombiya’yla hassas üçlü ilişkilerde de daha da yakın istişarede bulunmalı. Brezilya yükselen bir küresel güç ve Rousseff selefinin tutarlı, dengeli liderliğini sergilersa ABD’nin elde edeceği daha çok kazanım var. (Başyazı, 7 Kasım 2010)


    ETİKETLER:

    ABD

    ,

    Küba

    ,

    İran

    ,

    Hugo Chavez

    ,

    Anayasa