Doğu Kudüs için Osmanlı arşivi umudu

Doğu Kudüs için Osmanlı arşivi umudu
Doğu Kudüs için Osmanlı arşivi umudu

Şeyh Cerrah?ta El Kürd ailesi 1956?dan beri yaşadığı evin bahçesine çadır kurmak zorunda kaldı. FOTOĞRAF: AA

KUDÜS - Gelecekteki Filistin devletinin başkenti gözüyle bakılan Doğu Kudüs’te Filistinlilerin evlerini bir bir ellerinden alan İsrail, geçen yıl 4 bin 557 Filistinlinin oturma iznini iptal edip 40 yılın rekorunu kırdı. 1967’den 2007’ye dek 8 bin 558 Arap’ı oturma hakkından mahrum bırakan İsrail, 2008’de 40 yılın ortalamasından 21 kat insanı oturduğu yerde ‘yasadışı’ yaptı. Genelde yurtdışında oldukları iddiasıyla izinleri iptal edilenler arasında 18 yaş altında 99 çocuk var. Filistinlileri evlerinden çıkarma operasyonunun son kurbanı ise 13 kişilik El Kürd ailesi.
Şeyh Cerrah semtinde ailenin mahkeme kararıyla boşaltılan evi, mahkemece geçen hafta Yahudi yerleşimcilere teslim edildi. Böylece ‘yasal’ yolla evlerinden edilen ailelerin sayısı dörde ulaştı. Ürdün ile BM’nin verdiği evlerde 1956’dan beri yaşayan 28 aileden kalan 24’ü aynı kaderi bekliyor. 65 yaşındaki Nebil El Kürd, 85 yaşındaki annesi Ümm el Nebil, 42 yaşındaki karısı Meysun, çocukları ve torunları evin bahçesinde kurdukları çadırda, sağa sola atılmış eşyalarının arasında yaşıyor. Selaymi ve Fetiyanni ailelerine de 15 Aralık’a dek boşaltma tebligatı geldi.
“1956’dan beri burada yaşıyorum. Bu ev benim” diyen Nebil Kürd, Osmanlı arşivlerindeki tapu belgelerini bulup hakkını arayacağını belirtti: “Haftaya İstanbul’a, doğrudan Osmanlı Arşivleri Müdürlüğü’ne gideceğim. Daha önce arşivlerin bir kısmı buraya devredildi. Avukatımız onların içinde aradı, ama bulamadı. Umudum, kalan diğer ailelerin tüm umudu İstanbul’daki arşivlerde.” 

‘Ruhsatsızsa yerleşimciler nasıl oturuyor’
1967’deki işgalin ardından Sefarad Yahudilerin arsaların 1948 öncesinde kendilerine ait olduğu iddiasıyla açtıkları davalar yıllar sonra evlerin ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkılması kararlarıyla sonuçlanırken, El Kürd, hukuku süreçteki çarpıklığa isyan etti. Mahkeme kararında, üstte evin boşaltılıp anahtarının mahkemeye verilmesi yazılıyken, altta daha küçücük yazıyla anahtarın yerleşimcilere verileceği yazıyor. Temyize gittik. Yanlışlık olmuş dediler. 29 Kasım’da yerleşimciler anahtarı alıp eve girdi. Ben evde yoktum. Eşyalarımızı dışarı atmışlar. Annem kalp spazmı geçirdi.  Burayı ben inşa ettim. İki kez ruhsat için başvurduk. Reddedildi. Ruhsatsız diye evimi dokuz yıl kapalı tuttular, 27 bin dolar ceza kestiler. Ödedim. Madem bu kadar ceza ödedim, niye mahkemelerde sürünüyorum. Madem ruhsatsız, o halde yerleşimciler girip nasıl oturabiliyor.” (aa, Haaretz)