Dünyanın doğusu yangın yeri

ABD'nin Kaide ve Taliban'la savaşta ortaklığının bedeli olarak 2001'den beri 10 milyar dolar yardımla ayakta tuttuğu darbeci Devlet Başkanı Pervez Müşerref bu yıl sırat köprüsünden geçti. Asıl imtihanı ise savaş halinde olduğu İslamcılardan çok laik cephede yer alan avukatlar ordusuna karşı verdi.

Müşerref sırat köprüsünde

Müşerref'in üçüncü kez devlet başkanı seçilmek için bir sürü manevraya kalkıştığı 2007'de Pakistan'da şiddet, kan ve gözyaşı eksik olmadı.
FOTOĞRAF: AFP



ABD'nin Kaide ve Taliban'la savaşta ortaklığının bedeli olarak 2001'den beri 10 milyar dolar yardımla ayakta tuttuğu darbeci Devlet Başkanı Pervez Müşerref bu yıl sırat köprüsünden geçti. Asıl imtihanı ise savaş halinde olduğu İslamcılardan çok laik cephede yer alan avukatlar ordusuna karşı verdi.
Darbeci lider genelkurmay başkanlığını bırakmadan ikinci kez devlet başkanı seçilmesi hesabını bozmaya azimli görünen Yüksek Mahkeme Başkanı İftihar Çaudri'yi 9 Mart'ta görevinden alarak yolundaki taşları temizlemeye kalkıştı. Ama bununla avukatların başını çektiği isyanı tetikledi.
Lal Mescit'le öfkeyi topladı
Zaten yaz aylarında başkent İslamabad'da 'Şeriat' diye tutturan Lal Mescit cemaatinin isyanını 10 Temmuz'da 105 kişinin öldüğü kanlı baskınla bitirerek İslamcıların öfkesini kabartmıştı. İlk etapta sopalarla yola getiremediği avukatlara boğun eğip 20 Temmuz'da Çaudri'yi görevine iade etti. Ancak Müşerref 6 Ekim'de mecliste ikinci kez devlet başkanı seçilirken, Çaudri hâlâ en büyük tehdit olarak karşısındaydı. Müşerref'in bir ayağının çukurda olduğunu gören ABD yönetimi ise zaten bir yıldır yaptığı planı hayata geçirmeye koyuldu ve sahneye sürgündeki eski kadın Başbakan Benazir Butto'yu sokmak için gizli pazarlıkları yoğunlaştırdı. Nihayetinde Müşerref ile Butto arasında varılan iktidar paylaşım anlaşmasına göre, yolsuzluk suçlamalarının kaldırılmasıyla geri dönecek
olan kadın siyasi genel seçimlerin ardından başbakanlık koltuğuna oturacak, Müşerref de apoletsiz halde başkanlığını sürdürecekti. Bu türden bir anlaşmaya yanaşmayan eski Başbakan Nevaz Şerif 10 Eylül'de ülkeye dönmeye kalkışsa da geri postalanmıştı. 19 Ekim'de İslamcı militanlarla savaş vaadiyle ülkeye dönen Butto ise memleketi Karaçi'de 139 kişinin öldüğü kanlı intihar saldırısıyla karşılandı. Butto siyaset sahnesine dönerken Yüksek Mahkeme de Müşerref'in başkanlığına itirazları görüşmeye başlamıştı.
Emekli Müşerref
Yargıdan kırmızı kart göreceğini anlayan darbeci general, 3 Kasım'da sıkıyönetim ilan edip mahkeme üyelerini kovdu. Binlerce muhalifi içeri tıkan Müşerref, Butto'nun karşısında siyasi dengeyi sağlamak için Müslüman kesimlere sırtını dayamış Şerif'in dönüşüne yeşil ışık yaktı. Batı baskısıyla seçimlerin 8 Ocak'ta yapılmasını da kabullenen Müşerref, atadığı sadık mahkeme üyelerinden ikinci kez başkan seçilmesine onay aldıktan sonra 29 Kasım'da genelkurmay başkanlığından emekliye ayrıldı. Sivil başkan olarak ikinci dönemine başlayan Müşerref kendini iyice sağlama aldıktan sonra 15 Aralık'ta sıkıyönetimi kaldırdı.
Ülke kör-topal seçime hazırlanırken ABD'nin yeni kartı Butto, 27 Aralık'ta faili 'muamma' bir suikastla ekarte edildi. Halkın gözünde cinayet sanığı Müşerref'in ABD'nin mahkûm olduğu kişi pozisyonuna dönüp dönmeyeceğini yeni yıldaki gelişmeler gösterecek...



İran, ABD'nin nükleer manevralarını savuşturdu
İran, eski bir yetkilisinin kaçırılmasına Britanyalı askerleri esir alarak yanıt verdi. Amerikan istihbarat raporu İran'ın nükleer programını 'akladı'

İranlı kadınların Batı özentisi ve yeterince kapalı olmayan giyim kuşamını önlemek için polis gücü kuruldu. Britanyalı askerler 12 günlük esareti güle oynaya bitirdi.
FOTOĞRAFLAR: AFP


Bu yıl İran nükleer senfonisinin baş çalgısı, İstanbul'da sırra kadem bastığı ortaya çıkan eski İran Savunma Bakan Yardımcısı ve Devrim Muhafızları komutanı Ali Rıza Asgeri'ydi. Asgeri, Polat Alemdar'ın ellerinden kayarak 'Kurtlar Vadisi'nden bile gelip geçti. İranlı yetkililer bazı Batılı istihbarat servislerince kaçırıldığını sandıklarını belirtirken, Asgeri'nin eşi kumasıyla Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği'ne gidip "Eşimi İsrail'e Türk istihbaratı teslim etti" iddiasında bulundu.
İran boş durmadı. Mart sonunda BM Güvenlik Konseyi'nden ikinci yaptırım paketi çıkıyordu ki, Şattülarap'ta 15 Britanyalı denizciyi esir aldı. Her gün harita önünde İran karasularını nasıl ihlal ettiklerine dair itiraf ve
özürleri yayımlanan Britanyalı esirler, 4 Nisan'da tanıştırıldıkları Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın "Demek zorunlu tatile gelmiştiniz" esprileri ve hediyeler eşliğinde ülkelerine uğurlandı da, dünya rahat bir nefes aldı.
Benzin kotası isyan ettirdi
ABD'nin müttefiklerine İran'ın ekonomik tecride alınması için yaptığı baskı ise ekonomiyi vurdu. Muhaliflere şiddetli baskı ve sadece baharda 150 bin kişinin İslami giyinmediği için gözaltına alınması yetmezmiş gibi benzin tüketimine kota getirilince isyan çıktı. Eylül'de BM Genel Kurulu'na katılmak için New York'a giden Ahmedinecad, sıfır noktasını ziyaret izni alamadığı gibi Columbia Üniversitesi'nde rektörün "Dar kafalı zalim diktatör, rezilliği kes" hakaretiyle karşılaştı.
"İran Ortadoğu'ya nükleer soykırım tehdidi, 3. Dünya Savaşı sebebi" gibi vecizeler savurup Devrim Muhafızlarını 'terör örgütü' ilan eden ABD Başkanı Bush ise önce Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun İran'ın nükleer işbirliği yaptığı raporuyla 'ayağından vurulup' sonra kendi ajanlarınca 'sırtından bıçaklandı'. 16 Amerikan istihbarat servisinin ortak raporu NIE'ye göre, Tahran nükleer silah programını 2003'te durdurmuştu. İran bayram ederken, ABD basını raporun bir kaynağının da Asgeri olduğunu yazdı.


Blackwater hayat kararttı

Katilamları ortaya serilen özel güvenlikçiler şimdilik sadece denetim altına alınabildi.
FOTOĞRAF: AP


ABD yönetiminin asker sayısını yaz aylarında 160 bine çıkararak yıl sonuna doğru nispeten saldırıları ve şiddeti bastırmayı başardığı Irak'ta, 2007'e damgayı işgalci güçlerden sonra ikinci büyük güce dönüşen özel güvenlik şirketlerinin sivil katliamları vurdu. Irak'ta işgal güçlerinin askerlerinin dışında tam 100 ülkeden 630 özel şirket, 118 bini Iraklı olmak üzere 180 bin kişi çalıştırıyor. Çalışanların 48 bini de sözleşmeli olarak bilinen eli tetikte korumalardan oluşuyor. Bunlardan önde gelen Blackwater ise ABD elçiliğinin korunmasından sorumlu.
17 sivil katledilince...
İşte ABD'li diplomatlara korumalık yapan Blackwater şirketine bağlı bu güvenlikçilerin, 16 Eylül'de Bağdat'ın 17 sivili sebepsiz yere katletmesi bardağı taşıran son damla oldu. Washington'da bir süredir siyasi süreci işletemediği ve Sünni-Şii barışını sağlayamadığı gerekçesiyle kızağa alınması dile getirilen Şii Başbakan Nuri Maliki'ye de Bush yönetimine kafa tutmak için fırsat doğmuş oldu. Maliki, 2003'te işgal valisinin çıkardığı kararla Irak yargısı karşısında dokunulmazlığı bulunan özel güvenlik şirketi Blackwater'ın lisansını geçici olarak iptal etse de özel güvenlikçileri Irak'tan sürmeye gücü yetmedi. FBI ve Amerikan Kongresi'nin soruşturma komisyonu, Bush yönetimine yakınlığı ile tanındığı için 'Cumhuriyetçi Muhafız' diye anılan Blackwater'ın kirli çamaşırlarını ortaya sermesi de işe yaramadı. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın kalkan olması sayesinde her an elemanları ölüm makinesine dönüşebilen bu şirkete karşı bir şey yapılamadı. ABD Dışişleri'nin yaptığı sadece Blackwater'ın araçlarına kamera yerleştirilmesi, elçilikle konvoy arasındaki telsiz konuşmaları kaydedilmesi ve konvoylara federal ajanların eşlik etmesi gibi bir dizi önlemden ibaret kaldı.


Kuzey Kore artık yaramaz değil
Geçen yıl yeraltında atom bombası patlatsa da ABD'nin ne tehdit ettiği ne de kaydadeğer BM yaptırımı çıkarabildiği Kuzey Kore, Amerikan ikiyüzlülüğünü sergiledikten sonra şimdilik yaramazlığı bıraktı. Ne de olsa, dönmesi için kırmızı halılar serilen ABD, Rusya, Çin, Güney Kore ve Japonya'yla altılı görüşme masasında, ABD petrol yardımı ve terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkma vaadini kopardı. Temmuzda petrol limanlarına ulaşınca plütonyum ürettiği Yongbon ana reaktörünü kapattı. Nükleer geçmişiyle ilgili tüm bilgileri yıl sonunda teslim etmemesi ise elindeki koz. Kuzey Kore lideri Kim Jong-il'in diğer manevrası, 2000'den sonra ikinci kez Güney Kore Devlet Başkanı Roh Moo-hyun'u ağırlamak oldu. İki lider kalıcı barış niyetini ilan eden bildiri ve ekonomik işbirliği anlaşmaları imzaladı. Kim, Roh'a 2.6 milyon dolarlık 500 sandık mantar, Roh da film tutkunu Kim'e film ve dizi DVD'si hediye etti.

  • YARIN: Rusya, Kutup fethi, Venezüella, Britanya...