Dünyanın hasta adamı: Avrupa

Dünyanın hasta adamı: Avrupa
Dünyanın hasta adamı: Avrupa
Avrupa Parlamentosu seçimlerinin göstermiş olduğu üzere, dünya artık 'yeni hasta adam Avrupa' ile yüzleşmek zorunda.
Haber: NIKOLAOS STELYA / Arşivi

Zaman ne çabuk değişti? Yaklaşık 150 yıl önce, Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük güçler arasında paylaşımı senaryolarının gündemde olduğu bir dönemde, Rus ve Batılı imparatorların üzerinde hemfikir oldukları bir konu vardı. Rusya ve Avrupalı güçlere göre Osmanlı İmparatorluğu çöküş sürecinde ‘Avrupa’nın hasta adamıydı’. Hasta, kendini içten tüketen ‘sağlık sorunları’ ve dışarıdan aldığı darbelerde kendi yatağında ölümünü beklemekteydi.
Bu oryantalist bakış açısının Avrupa gündemine taşınmasından yaklaşık 150 yıl sonra, dünya yeni bir gelişme ile karşı karşıya kalmış durumda. Geçen hafta ve pazar günü Avrupa’nın genelinde gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu seçimlerinin göstermiş olduğu üzere, dünya artık ‘yeni hasta adam Avrupa’ ile yüzleşmek zorunda. 

Son beş yıl

Pazar gecesi açıklanan sonuçlara göre, merkez sağ ve sol sistem partileri Avrupa’nın iktidarındaki yerlerini bir ölçüde korumayı başardılar. Yeni dönemde, Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük grubu merkez sağ partiler teşkil edecek. Bunun yanı sıra, merkez sol partilerin teşkil ettikleri grup da yeni parlamentoda sayısı azımsanmayacak bir parlamenter grubu ile temsil edilecek. Merkez sağ ve sol partiler, Avrupa’daki siyasi nizamın omurgasını oluşturuyorlar. Son beş yıl boyunca bu partiler sıkı kemer sıkma politikalarının ve 'troyka' çizgisinin savunucuları olarak karşımıza çıkmış durumdalar.
Pazar gecesi tüm Avrupa’da açıklanan sonuçlar radikal sol cephenin merkezi nizamı sarsacak bir güç elde edemediği gerçeğini gözler önüne sürdü.
Yunanistan’da SYRİZA’nın kaydetmiş olduğu seçim başarısını bir kenara bırakacak olursak, Avrupa’nın genelinde radikal, sol, Marksist cephenin siyasi ve sosyal düzlemde ağırlığını hissettiremediği bir döneme girmiş olduğunu görmekteyiz. Uygulanan kemer sıkma politikalarına, binlerce intihara, milyonlarca iş kayıplarına, yitip giden emeklere ve hayallere karşın, Avrupa’nın genelinde, Marksizm alternatif bir iktidar aracı olarak gelecek adına umut vermiyor. Seçim başarısı kaydetmiş olduğu Yunanistan’da bile Marksist akım son seçimlerde 2012 seçimlerinde elde etmiş olduğu başarıyı yakalayamadı. Kırsal kesimde, SYRİZA oyların büyük bir bölümünü popülist sağa ve bugün artık Yunanistan siyaset düzleminin bir çeşit zombisi olma yolunda ilerleyen PASOK’un kalıntılarına kaptırdı. 

Jobbik ve kardeşleri

2014 Avrupa Parlamentosu seçimleri sonuçları tüm dünyanın dikkatini Batı'nın yükselen yıldızı aşırı sağa odaklandırdı. Şimdilik birçok Avrupa ülkesinde iktidarın tek temsilcisi sıfatıyla karşımıza çıkmasa da artık kanıksamamız gereken bir gerçek ile karşı karşıya kalmış bulunmaktayız. İngiltere’den İsveç’e, İsveç’ten Macaristan’a, Macaristan’dan Bulgaristan’a ve Yunanistan’a, Avrupa’nın yükselen siyasi gücü popülist, milliyetçi ve ırkçı sağ. Macaristan’da bu yükselen gücün ismi Jobbik. 2009 yılında kurulan ve Anti-semitist, yabancı karşıtı tezleri ile sivrilen parti yeni Avrupa Parlamentosu’nda üç sandalye ile temsil edilecek. Finlandiya’da, Jobbik’in kardeş partisi Gerçek Finler %13 oranında bir oy elde etti. Hollanda’da ırkçı ve aşırı milliyetçi söylemin temsilcilerinin oyları %12’lerin üstünde bir oy oranı elde etti. İngiltere’nin modern tarihinde ilk defa, yabancı karşıtı refleksleri ile karşımıza çıkan, ülkenin AB’den çıkmasını talep eden Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) yüzde 27 oranında tarihi bir seçim başarısı elde etti. Parti, önümüzdeki aylarda bağımsızlık referandumuna hazırlanan İskoçya’da bile kayda değer bir seçim başarısı elde etti. Fransa’da ise İngiltere örneğindeki gibi tarihi bir seçim zaferi karşımıza çıkmakta. Ulusal Cephe artık ülkenin en büyük seçim gücü.
Son beş yıl içinde büyük bir sosyal, siyasi ve ekonomi kriziyle cebelleşen Yunanistan’da da türlü polis baskınlarına, tutuklamalara ve kovuşturmalara rağmen Altın Şafak Yunanistan siyaset sahnesindeki üçüncülüğünü garanti altına almış durumda. Bulgaristan örneğinde vuku bulduğu üzere, Altın Şafak ekonomik krizin pençesindeki birçok ‘gettoda’ oy patlamasına imzasını attı. Atina’nın yoğun mülteci göçü alan Sepolia ve Kolonos gibi bölgelerinde artık Altın Şafak birinci parti. Yunanistan’ın genelinde, Altın Şafak’ın oyları %8’lerin altına inmiyor artık. Altın Şafak’ın bu seçim başarısı, Yeni Demokrasi–PASOK koalisyonuna destek veren merkez medyanın "Keşke Altın Şafak radikal söylemini törpüleyip iktidar ortağı olsa" söylemini dillendirmeye başladığı bir dönemde gündeme geliyor. 

Avrupa’nın geleceği

Avrupa’daki seçimlerin ‘gizli galibi’ aşırı sağın başarısı gelecek adına neyin sinyalini veriyor? Hasta adam Avrupa’yı bekleyen gelecek ne? Merkez medyaya ve merkez partilere bakacak olursak, aşırı sağın yükselişe geçişi oldukça kaygı verici bir gelişme. Bu kaygıyı vurgulayan kurulu düzen aşırı sağın yükselişinin arkasında gizlenen nedenleri görmezlikten gelmeyi yeğlemiş durumda. Yoksullaşan, temel yaşam olanaklarından mahrum kalan halk yığınları, gettolar, işsiz orduları neden çareyi aşırı sağda arıyor? Aşırı sağ hasta adamın sancılarına merhem olabilir mi? Yoksa aşırı sağ hasta adamın ölümünün bir ön sinyali mi?
"Ukrayna’da Neonazilere destek veren, Yunanistan gençliğini fakirliğe, işsizliğe ve intihara sürükleyen bir Avrupa kâbusundan bahsediyoruz" diyor Yunanistan Komünist Partisi Milletvekili Liana Kaneli. Tecrübeli gazeteci ve siyasetçiye göre Avrupa’yı artık çok karanlık günler bekliyor. Hasta yatağında, kendi hastalığının nedenlerini ve semptomlarını görmezlikten gelen, kibrin pençesinde kıvrılan ve şimdilik tedaviye cevap vermeyen bir hasta... Dünyanın yeni büyük hasta adamı Avrupa...
Dr. Nikolaos Stelya
Kathimerini Yunanistan ve Kıbrıs Türkiye ve Kıbrıs Türk masası editörü, Türkolog, yazar