Engeller koymayalım

Din ve Avrupa'daki siyaset, Fransız İhtilali'nden Birinci Dünya Savaşı'na kadar sadece 'kilise' ve 'devlet' arasındaki uzun ayrım sürecini değil, özellikle siyaset ve din arasındaki zıt ilişkiyi de ortaya çıkarıyor.
Haber: TULIO DEMICHELLI / Arşivi

Din ve Avrupa'daki siyaset, Fransız İhtilali'nden Birinci Dünya Savaşı'na kadar sadece 'kilise' ve 'devlet' arasındaki uzun ayrım sürecini değil, özellikle siyaset ve din arasındaki zıt ilişkiyi de ortaya çıkarıyor. Ana konusunu, insanın tüm varlığını açıklayan ve iyi ile kötüyü belirleyen 'mantık'a dayalı bir kültür oluşturmaya çalışarak Jakobenlik tarafından başlatılan siyasi dinler oluşturuyor. Kötülere, kangrenli bir bacak ya da pis bir fareymiş gibi davranılıyordu: Vücuttan uzvu ayırmak ya da kökünden kazımak.
Din ve devlet konusunda, Müslüman dünyasının demokratik bir modele doğru ilerleyip ilerlemeyeceği ya da en azından Batı'ya eşit bir konuma gelip gelemeyeceği hakkında umudu asla kaybetmemek lazım. Ortaöğretim öğrencileri arasında, teşvik edici belirtiler var. İnsanlar Batılılar gibi yaşamak istiyor, ancak orada korku hüküm sürüyor.
30 yıl Britanya'da yaşayan Kürt ayrılıkçı bir arkadaşım, ailesiyle birlikte geçenlerde İran'a döndü. Yaşlı babasını sopayla dövdüler ve iki kardeşi de gizemli bir şekilde bıçaklandı. Orada, o şekilde yaşamaya devam etmek istemeyen siz, ben gibi birçok normal insan var. Afgan arkadaşlar, -Suudi Arabistan'ın desteğiyle Pakistan gizli servisleri tarafından yaratılan- Taliban hareketinin fazlaca taraftarının kalmadığını, üye olmalarını sağlamak için insanlara 300 dolar verdiklerini anlattılar bana. Bir kimse fakirse, bu para için Taliban yapılıyor. Saddam Hüseyin gibi bir cani tarafından yönetilmemek için o topluluklarda bir istek olmasını umuyorum. Bununla birlikte, çok uzun bir süreç olacağı duygusunu da taşıyorum.
Türkiye ve AB arasındaki müzakereler, İslam dünyasının demokratikleşmesi umuduna bir kapı açıyor. Türkiye benim hoşuma gidiyor. 1923'ten itibaren laik bir devleti kurmayı başardı. Avrupa'nın sadece bir bölümü Türkiye'ye karşı kuşkucu, ancak diğer bölümü ve ABD lehinde. İslam dünyasıyla bir köprü kurmaya çalışmanın ilginç olacağını sanıyorum. Türklerin önündeki barikat ve engelleri yükseltmeyelim, çünkü İkinci Dünya Savaşı'ndan itibaren NATO'nun öncüsü olmuş onurlu bir halkı gücendirmemek lazım. Türkiye'yi Avrupa'nın büyük düşmanına çevirmeyelim. Avrupa Anayasası'nda Hıristiyanlığı anmamak, tarihin tahrifi olur. (İspanyol gazetesi, 25 Ekim 2005)