Erdoğan cesur adımları sürdürmeli

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Güneydoğu Anadolu'yu ziyareti sırasında Kürt sorununun var olduğunu kabul etti, böylece de Türk toplumu ve...
Haber: SİMEON SOLTARİDİS / Arşivi

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Güneydoğu Anadolu'yu ziyareti sırasında Kürt sorununun var olduğunu kabul etti, böylece de Türk toplumu ve uluslararası toplum için on yıllardan bu yana 'diken' oluşturan bu konu için yeni bir dönem açmış oldu. Daha önce, Türk aydınlarla konuştu ve 'Kürt sorununun, diğer sorunlar gibi demokratikleşme, demokrasi ve anayasa ilkeleri çerçevesinde çözümlenebileceğini' söyledi.
Bu açıklamalar, Erdoğan'ın, ülkesindeki demokrasi eksikliğini azaltmak istediğini ve sadece Kürt sorununu değil, uzun süredir mevcut daha birçok sorunu Türkiye için 'kapanmayan yaralara' dönüştüren bir zihniyeti değiştirmek istediğini gösteriyor. Özellikle, neden milliyetçi eğitim gördüklerini ve felaket senaryolarıyla büyüdüklerini anlamayan yeni Türk nesillerini kaygılandıran hatalar yapıldı. Türkiye'nin siyasi liderliğinin, aydınlarının ve halkının, özellikle ülkenin Başbakanı'nın 'geçmişte işledikleri hataları kabul etmemek büyük devletlere yaraşmaz' şeklinde konuştuğunu duyunca, bu hataların işlenmiş olduğunu kabul etmeye başladıkları belli oluyor.
Her Türk politikacının, 'milliyetçi açıdan eleştirilmekten' korkarak değinmek istemediği bir konuyu sonunda Erdoğan üstlendi. Ancak, Erdoğan'ın, aynı derecede ciddi olan ve komşumuz ülkenin demokratikleşmesiyle ilgili olan azınlık sorunlarının çözümlenmesi konusunu ele alması gerekir. Aşırı milliyetçi çevrelerin iddia ettiği gibi, Türkiye, Ekümenik Patrikhane'nin yasal varlığını tanımakla, Ruhban Okulu'nu yeniden açmakla 'tehlikeye sokulmaz'. Daha fazlası da siyasi, kültürel, dini ve sosyal haklara saygı göstermekle, hakkaniyet anlamını ihlal ederek Türk devletinin el koymuş olduğu ve sayıca az kalan Rumların haklı olarak geri istedikleri hayırsever vakıflara ait gayrimenkulleri geri vermekle tehlikeye sokulmaz.
Türkiye'nin Başbakanı Tayyip Erdoğan çabalarını sürdürürse haklı olarak çağdaş Türkiye'nin 'reformcusu' olarak tanınacak. (Yunan gazetesi Elefterotipia, 17 Ağustos 2005)