Erdoğan temelden yanlış hesap yaptı

Haber: Stephan G. Richter* / Arşivi

On yıl sonra, Türkiye ’nin kalıcı başarıya giden yolu üzerindeki en büyük engelin, tüm gücü elinde toplayan Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın kibri olduğu ortaya çıktı. Azametli özgüveni kendisini kolaylıkla yanlış yola saptırdı.
Ve artık dananın kuyruğu kopma noktasına geldi. Erdoğan’ın birleştirici değil de bölücü olma tercihi ya kendi düşüşünün ya da ülkesinin gerileyişinin kaynağı olacak.
Erdoğan’ın kısa süre içinde zor yoldan öğreneceği üzere, Türkiye’nin sahip olduğu gibi güçlü bir demografi, kendiliğinden bir güç göstergesi değildir. Ülkenin şu ana dek sahip olduğu gibi güçlü bir ekonomi olmazsa, güçlü nüfus büyümesi eninde sonunda siyasi ve toplumsal bir felaketin reçetesini oluşturur.
Ülkenin geleceği olan gençler tercihini yaptı. Ve AK partiyi şoke eden biçimde, sadece İstanbul, Ankara ve İzmir’de değil pek çok yerde sokağa döküldü. Ülkenin uçurumdan nasıl döneceği ve toparlanıp toparlanmayacağı, özellikle AK Parti’nin asıl güç istasyonu olan ve tüm ülkeye yayılmış bulunan başarılı Müslüman işadamlarına bağlı.
Unutmamak lazım ki, genel kanının aksine, Türkiye’nin sağlam büyümeye giden yolu, AK Parti’nin iç bölgelerdeki seçmenlerin emellerini damardan yakalama başarısından geçmiyor. Partinin gerçek başarısı, bu seçmenlerin ekonomik büyümenin tüm ülkeye yayılmasını görmekten tatmin olmasıdır. Büyümenin ana kaynağı, Türkiye’nin orta ve büyük ölçekli işletmeleridir. Bunlar Avrupa ve Asya’ya girerek küresel ekonomiyle bütünleşmeyi başardı. Ama onların yankı yaratan bu başarıları, Taksim patlamasının bile öncesinde, baskı altına girmeye başlamıştı. İspanya’da çalışma piyasasında yapılan son reformların ardından ülkenin tekrar fiyat rekabetine girmesiyle, Türk işadamları artık İspanyol şirketlerinin rekabetiyle karşı karşıya.
Erdoğan’ın inatçılığı yüzünden, buna ilaveten, Türkiye üzerinde toplanan bulutların altında faaliyet göstermek zorunda: Gidişat böyleyken, Erdoğan yönetimindeki Türkiye, siyaseten çok riskli bir hal aldı. Ve Erdoğan’ın çok yetkin ekonomi idarecilerinden oluşan ekibinin etkileyici başarılarının hepsi sıfırlanma tehlikesiyle karşı karşıya geldi.
Türkiye en temelden bir tercih yapma noktasına geldi. Erdoğan’ın kendi kendini yıkmasını lehine çevirmeye muktedir bir siyasi muhalefetin yokluğunda, AK Parti’nin ateşli yandaşlarına ve iş âlemindeki destekçilerine iş düşecek. Bunlar uzun vadeli çıkarlarını yeniden değerlendirmek zorunda. Erdoğan’a sadakat ile Türkiye’nin muazzam gelecek potansiyeli arasında bir tercih yapmak zorunda.
Yoksa bunun ekonomik yansımaları her geçen gün büyüyecek. Avrupalı dayanışmasından ötürü değil ama Erdoğan’ın ateşle oynamayı kasten tercih etmesi yüzünden, turistler Yunanistan’ı tekrar dikkate almaya karar verebilir.
Peki ya Türkiye’nin gençliği? Türkiye’nin şehirlileri? Türkiye’nin yaratıcı elitleri? Türkiye’nin şehirli profesyonelleri genellikle son derece iyi eğitimlidir ve İspanyol gençlerinden farklı olarak, yüksek yabancı dil becerisine sahiptir. Yaşamayı tercih edecekleri her ülke için önemli değer oluştururlar.
Dolayısıyla şu sonuca varıyorum: Türkiye toplumunda had safhadaki bölünme, AK Parti içindeki iki ruhu -modernistlerle muhafazakârların kapışmasını- etkiler. Son olaylara kadar, bu iki grup etkin ama huzursuz bir ittifak içindeydi. Ama artık değil.
*The Globalist Araştırma Merkezi Başkanı