Fransa ne derse desin

29 Mayıs'ta AB Anayasası hakkında öğreneceğimiz tek görüş Fransızlarınki olacak, Avrupalılarınki değil. Sırf Fransızlar 'Hayır' dedi diye anayasanın AB ülkelerinde onaylanma sürecinin yarıda kesileceği inancı, ya bir yanlış anlamadan ya da kibirden kaynaklanıyor.
Haber: Dominique REYNIE / Arşivi

29 Mayıs'ta AB Anayasası hakkında öğreneceğimiz tek görüş Fransızlarınki olacak, Avrupalılarınki değil. Sırf Fransızlar 'Hayır' dedi diye anayasanın AB ülkelerinde onaylanma sürecinin yarıda kesileceği inancı, ya bir yanlış anlamadan ya da kibirden kaynaklanıyor.
Mantıklı olalım. AB Anayasası yürürlüğe girmeden önce gayet tabii üye ülkeler tarafından onaylanmalı (madde IV447), ama üye ülkelerden biri 'Hayır' demeye karar verirse onaylama sürecinin yarıda kesilmesi filan öngörülmüyor. Anayasanın ekindeki 30 numaralı 'deklarasyon' şöyle diyor: "Avrupa Anayasası'nı oluşturan anlaşmanın imzalanmasını takip eden iki yıl içinde, üye ülkelerin beşte dördü ilgili anlaşmayı onaylar, bir veya birkaç üye ülke onaylamada zorlukla karşılaşırsa, meseleyi Avrupa Birliği Konseyi ele alır."
Yani önce tüm üye ülkeler metin hakkında görüşlerini bildirecek, bunun ardından eğer 20 ülke onay vermişse, metnin tamamını 'yeniden müzakere etmek' şöyle dursun, anayasayı reddetmiş ülkelere özel statü önerilecek. Zira AB ne bir ülkenin iradesini diğerlerine dayatabilir, ne daha ileri gitmek isteyen ülkeleri engelleyebilir. AB bu gibi durumlarda
daima özel veya geçici statüler öne sürmüştür.
Bu durumda Fransızların muhtemel 'Hayır'ının ne getirip ne götürdüğünü anlayabilmek için üye ülkelerin cevaplarını görmek, yani 2006 baharını beklemek gerekecek. Üye ülkelerin seçim özgürlüğü içlerinden tek birinin kararına ipotek edilecek değil. İspanya, İtalya, Yunanistan ve Almanya dahil dokuz ülke şimdiden metni onaylamış durumda, çok yakında Belçikalılarla beraber 10 ülke olacak. 10 ülkeye kalkıp, bizim kararımızın onların kararını geçersiz kılabileceğini mi söyleyeceğiz?
29 Mayıs'ın ardından 1 Haziran'da Hollanda'da, ardından 10 Temmuz'da Lüksemburg'da referandum düzenlenecek. Bunların dışında kalan, onaylama sürecinin parlamentodan geçirileceği diğer 16 ülkenin tümünden 'Evet' cevabı geleceğini biliyoruz. Dahası referanduma gidecek ülkelerin de en az beşte dördünde, kamuoyu araştırmalarına göre 'Evet' çıkacak.
Kendi kendimize şunu sormamız lazım: bizim talep etmiş olduğumuz, hazırlanmasında da belirleyici bir rol oynamış olduğumuz bir metin üye ülkelerin çoğu tarafından onaylanmışken, bizim 'Hayır'cılarımızın istediği gibi bir 'yeniden müzakere' başlatabilmemiz mümkün mü? 'Yeniden müzakere' diyoruz ama, bunu hangi ülkelerle yapmamız gerekeceğini düşünmüyoruz. Örneğin bir Britanya'yla pazarlığa girmemiz gerekecek. Anayasanın yeniden müzakere edilebileceğini öne sürersek yirmi küsur ülkeyi, kâfi bulup imzalamış oldukları bir metni yeniden yazmaya, bu da yetmezmiş gibi bizim dikte ettireceğimiz şekilde yazmaya ikna etmemiz gerekecek.
Anayasanın yeniden müzakere edilebilmesi güç ilişkilerine, yani AB'nin 25 parlamento ve halkının 'Evet' ve 'Hayır'larına bağlı olacak. Üye ülkeler bizden sonra da görüş bildirmeye devam ettikçe, kararımızın etkilerini giderek daha net görebileceğiz. Anlaşmayı imzalayan ülke sayısı arttıkça, anayasanın yeniden müzakere edilmesi imkânsızlaşacak. Fransızların 'Hayır' demesi durumunda ilk sınavı 1 Haziran akşamında, Hollandallıların cevabını öğrendiğimizde vermiş olacağız. Bir sene boyunca 'Evet' diyecek olan her üye ülke, sınav notumuzu daha da aşağıya çekecek. Komşularımızın, özellikle bizi en çok destekleyebilecek olanların siyasi durumlarını da hesaba katmalıyız. Eylülde Almanya'da erken seçime gidilmesi bekleniyor. Sol kesimden 'Hayır'cılarımız, seçimleri ekonomik anlamda daha liberal, siyaseten daha Atlantik taraftarı olan CDU-CSU koalisyonunun kaybetmesini umuyor. Bugünkü anayasayı imzalamış yirmi ülkeyi daha 'sosyal' bir anlaşma yazmaya ittirmeye çalışırsak, en ağır müttefiklerimizden birini kaybedebiliriz.
Fransızlardan 'Hayır' çıkmasının bütün Avrupalıları depresyona sürükleyeceğine inanabilmek nasıl bir kendini beğenmişlik! Sırf biz Fransızlar kendi irademizi gösterdik diye, diğer halkların kendi iradelerinden vazgeçmesini beklemek ne tuhaf bir özgürlük anlayışı!
Üye ülkelerin çoğu 'Evet' demişken anayasa metninin 'yeniden müzakere edilmesini' isteyebilmek nasıl bir kibirdir! Milliyetçi hislere dayanan 'yeniden müzakere' çağrısı, devleti, milleti, devrimi veya her üçünü birden savunanları fazlasıyla birbirine karıştırıyor. (Paris Siyasi Bilimler Enstitüsü'nde (IEP) öğretim üyesi, 28 Mayıs 2005)