Gazzeli molozlar arasında yardım bekliyor

Gazzeli molozlar arasında yardım bekliyor
Gazzeli molozlar arasında yardım bekliyor

Doktorları, ölen çocuklarını hâlâ fosfor bombasıyla yanar halde gördüğünü söyleyen Sabah Ebu Haliymen?i çocuklarının mezarına götürerek ?artık yanmadıklarına? ikna edebildi. FOTOĞRAF: AA

İsrail'in üç haftalık saldırısının ardından sanki çok şiddetli bir depremin vurduğu bir enkaz alanını andıran Gazze'de insanlar moloz yığınları arasında yaşam savaşı veriyor. Niye bekledikleri sorulunca 'Allah'ın rahmetini' diyorlar

GAZZE - İsrail’in üç haftlakı saldırıları sonrası Gazze Şeridi hayalet bölge görünümünde. Kurumlara ait binalar, apartmanlar, dükkânlar yerle bir olmuş. Hayatta kalmayı başarmış kadın, erkek, çoluk çocuk, insanlar moloz yığınları arasında yaşam savaşı veriyor. Hava bombardımanlarından en büyük hasarı alan kuzeyde insanların ne gidecek yeri, ne yiyecek ne de giyecek bir şeyleri var.
Cebaliye’nin doğusunda adını arazilerin çoğunun sahibi aileden alan Abid Rabbo mahallesi çok şiddetli bir depremin vurduğu bir alana benziyor. İnsanlar yıkıldı yakılacak haldeki evlerin içinde, molozlar üzerinde bez parçalarıyla yaptıkları iptidai çadırlara sığınmış. Bazıları ise bir çaput dahi bulamadıklarından molozların üzerinde oturuyor. Evinden geriye birkaç duvar kalan 2, 3 ve 6 yaşlarında 3 kızı bulunan 23 yaşındaki Hafza Abid Rabbo, “Gidecek yer yok ki” diyor. 6 yaşındaki Sece elbisesi enkaz altında kaldığı için okula gitmek istemezken annesi “Bu ay kalsın, bir elbisesi olursa gelecek ay gider” görüşünde. Sece de “Elbisem bunların altında. Bulursam okula gideceğim” diye tekrarlıyor. 27 yaşındaki Hamdi Abid Rabbo ise terzi ama işi yok: “Bütün aile 45 kişiyiz. Savaşın ilk beş günü buradaydık. Sonra İsrail askerleri geldi, ‘kimse kalmasın, kalan kendini ölmüş bilsin’ dediler. Kaçıp Cebaliye’ye gittik. Döndüğümüzde ev yoktu. Askerler çok kişiyi de alıp götürdü. Biri ağabeyim. (Fetih’in askeri kanadı) El Aksa Şehitleri Tugayı’ndandı. Adı Hamid, 30 yaşında. Bir şeyimiz kalmadı; yardım yok, kimse yok bize ulaşan.” Hamdi, BM kuruluşlarının sadece mültecilere yardım etmesinden şikâyet edip “Bu savaş mülteci ile diğerleri arasında ayrım mı yaptı ki” diye soruyor.

‘Atım da gitti artık!’
29 yaşındaki Fahir Halil Sayid Garable ise tek üzüntüsü evinin yıkılması değil: “Atımla çalışıyordum..Artık o da yok...büyükbabamın 13 keçisi vardı, onlar da telef oldu...” Birkaç adım ileride akrabalarıyla oturan iki kızı, 5 oğlu olan 39 yaşındaki Emel İbrahim, “Bize gidin dediler. Döndüğümüzde evi böyle bulduk... Annem, ablalarımla Cebaliye’de. Gece orada kalıyoruz, ama ev zaten dolu. Gündüz çoluk çocuk buraya geliyoruz. Kimseden yardım görmedik” diye anlatıyor. Emel İbrahim, “Biz sivil insanlarız. Savaş niye çıktı bilmeyiz. Bizi gelip kovdular, evimizi yıktılar. Bir bunu biliyoruz” diyor. “Sabahtan beri buradasınız, ne bekliyorsunuz” sorusuna düşünmeden cevap veriyor: “Allah’ın rahmetini...”
Enkaz göze batıyor ama savaşın yarattığı manevi yıkım dikkatlerden kaçabiliyor. Her şeylerini yitirmiş bu insanlar, savaşın kâbusunu unutabilmek için uyuşturucu etkisi olan haplara sarılmış. ‘Tramadol’ etken maddeli ağrı kesici ilaç ‘rahatlatıcı’ etkisi öğrenilince ciklet gibi kullanılır olmuş. Aslında reçeteyle satılan bu hap Mısır’dan tüneller yoluyla getiriliyor. Gazze’ye yaraları sarmak için gelen psikiyatrları şoke eden bu alışkanlığı, Şifa Hastanesi Müdürü Hüseyin Aşur doğruluyor: “Çocuklar bile biliyor. Geçen Ramazan polis 500 kutu Tramadol yakaladı. Sağlık Bakanlığı önlemeye çalışıyor. Polisin narkotik birimi harekete geçti.” “Halkımız işgal yorgunu, savaş yorgunu. Düşünmek istemiyor, kaçmak istiyor” diyen bir doktor şu tepkiyi veriyor: 

‘Bu çocuklar asla unutmayacak’
“Sen böyle kalabalık bir toplumu bir hapishaneye sokarsan ne beklersin? Ne çıkabiliyorlar, ne kimse gelebiliyor. İş yok, para yok, ama tepelerinde çekişen iki hükümet, ara ara kesilse de süren bir savaş var. Kaçacak delikleri de yok. Birey olarak bir şey yapamıyorsan ne kadar eğitimli olursan ol, bir kurtuluş arıyorsun...” Ürdün’den gelen Gazzeli psikiyatr Rawya Borno İsrail’i suçluyor: “Soykırımı unutmadılar, affetmediler. Her daim soykırımı anlatıyorlar. Peki Filistinlilerin başına gelen nedir? Gazze’de çok sayıda katliamdan kurtulan insanlar ne yapacak? Bu çocuklar da asla unutmayacak, affetmeyecekler...” (aa)