Geç gelen pişmanlık

AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Olli Rehn, Türkiye'nin müzakereler için temel gerekleri yerine getirdiğini bir defa daha vurguladı.
Haber: DANIELA WEINGAERTNER / Arşivi

AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Olli Rehn, Türkiye'nin müzakereler için temel gerekleri yerine getirdiğini bir defa daha vurguladı. Ancak yöneticiliğini yaptığı kurum, açıkladığı ilerleme raporunda herhangi bir ilerleme kaydedildiğinden söz etmiyor. Bu süreçle ilgili bir hatırlatma bize yardımcı olacaktır: Bundan tam bir yıl önce Romano Prodi'nin yönetimindeki AB Komisyonu, Türkiye'nin müzakereler için zinde ve hazır olduğunu açıklamış, insan haklarının korunmasında asgari standartlar talebinde bulunan Kopenhag Kriterleri'nin yerine getirildiğini söylemişti.
Rapor o dönemde biraz daha sert olsaydı, katılım müzakereleri 3 Ekim'de başlayamazdı. Bu, tüm katılımcılar, özellikle de Türkiye için faydası dokunacak iyi bir düşünme molası anlamına gelebilirdi. Ancak o dönemde AB Komisyonu, arkasında hükümet başkanlarının toplanabileceği 'Dur' tabelasını havaya kaldırmaktan kaçındı. Dün açıklanan ilerleme raporunda yakınılan ve uyarıda bulunulan her şey, bir yıl önce de masanın üzerinde duruyordu. Ancak o dönemlerde bu gerçekler, doğru yola işaret eden iyimser başlangıçlar olarak algılanmıştı. Yapılan hesaplar, üyelik perspektifinin ilerici güçlere destek vereceği ve ülkeyi modern bir demokrasiye giden yolda hızlandıracağı yönündeydi. Bugün ise komisyon aynı gerçekleri daha gerçekçi yorumluyor. Bu, Ankara'nın kendisine verilen avansı kullanamaması nedeniyle bir hayal kırıklığı oluştuğunu gösteriyor. Brüksel, yazar Orhan Pamuk'a karşı açılan dava ile tahrik edildiğini hissediyor. Ancak bu geç kalmış bir pişmanlık ve bu yoldan geriye dönüş yok. Komisyon, kötü notlar vererek süreci artık sadece yavaşlatabilir, fakat durduramaz. Yani artık Brüksel'in gelecekte avans verirken daha temkinli olması gerekiyor. (10 Kasım 2005)