Gerçek ve sorgulama

El Cezire kanalı sorunu ve ABD Başkanı George Bush'un bu kanalı bombalama tehdidi, sorgulama yapılmadan sessiz kalınacak basit bir konu değil.
Haber: SEYİD ZEHRA / Arşivi

El Cezire kanalı sorunu ve ABD Başkanı George Bush'un bu kanalı bombalama tehdidi, sorgulama yapılmadan sessiz kalınacak basit bir konu değil. Sorun sadece El Cezire'yi değil, bütün Arap, dünya medyası kuruluşlarını ve çalışanları da ilgilendiriyor. Ayrıca sorun Arap hükümetlerini de kapsıyor.
El Cezire'ye saldırı tehdidi hakkında yayımlanan bilgiler birçok dosyayı beraberinde açmakta.
Öncelikle açılması gereken dosya Arap'la dünya medyasının korkusuzca, hiçbir tehdit ve endişeye maruz kalmadan gerçeği aktarıp özgürce çalışma hakkı. İkinci olarak genel anlamda medya işini yaparken korunma dosyası. Peki bu koruma kimin sorumluluğunda ve nasıl garanti altına alınabilir?
İşgal altında gazetecilik
Medyanın korunması konusu uzun dönemden beri işgalin gölgesindeki Irak'ta bilfiil tartışılıyor. Medya ofisleri saldırılara maruz kaldı, Arap ve dünya medyasından gazeteciler işlerini yaparken öldürüldü. Bütün okların işgali göstermesi yeni bir olay değil. İşgal güçleri zaten medya ofislerini kasıtlı olarak yerle bir etmekte ve gazetecileri öldürmekteydi. Bugün El Cezire'ye yönelik böylesi bir saldırı tehdidiyle medya, çatışma sahalarından uzaktaki ofislerinde dahi tehlikeye maruz kalmakta.
Doğal olarak konu, sadece topraklarında özgürce yayın yapan ve ABD'nin razı olmadığı bir medya kuruluşunun bulunması sebebiyle bir devlete saldırılması, o ülkenin egemenliğinin çiğnenmesi dosyasını da açıyor. O halde bütün yönleriyle ifade ettiğimiz gibi soruna sessiz kalmak ve El Cezire'ye yönelik Amerikan tehdidini böyle geçiştirmek doğru değil.
Demokrasiyle ilgisi yok
Öncelikle bu tehditlerle ilgili gerçeklerin tamamını öğrenmekte ısrar edilmeli. Bu, El Cezire'deki arkadaşlarımızın protestolarında istedikleri gibi bütün dünyanın bilmesi gereken bir şey.
Britanya hükümeti suçun ayrıntılarının yayımlanmasına yasak getirdi ve 'tek kelime dahi yayımlarlarsa...' diyerek basını tehdit etti. Doğal olarak bu girişiminin demokrasiyle bir ilgisi yok ve medyaya, dünyaya ve gerçeklere karşı saygıyı da yansıtmıyor.
Suçla ayrıntıların gizlenmesi Britanya hükümeti ve doğal olarak beraberindeki Amerikan yönetiminin çıkarına ise bu duruma izin verilmemeli. Britanyalı milletvekilleri El Cezire'ye saldırının ele alındığı Bush-Blair buluşmasıyla ilgili gizli belgenin tam metninin yayımlanmasını istedi. Tehditlerle ilgili yaşanan ayrıntılarının bilinmesi hususunda Arap hükümetleri, dünyadaki medya kurumları, örgütleri ve insan hakları kuruluşları bu istekte ısrarcı olmalı.
Bush yönetimi sorgulanmalı
Gerçeği öğrenmenin yanı sıra bu suçla ilgili Bush yönetiminin sorgulanması, açıklamalar getirmeleri istenmeli. Konu bir kuruluşun bu şekilde yerle bir etme tehdidi sınırına dayanmışsa uluslararası platformlarda medya kurumları ve çalışanlarının korunması konusu gündeme getirilmeli.
Peki neden Güvenlik Konseyi böylesine tehlikeli bir gelişmeyi tartışmıyor?.. Niçin medya özgürlüğüne koruma sağlanması çağrısı yapmıyor? Neden ABD'den bütün dünya medyasını tehdit eden böylesine vahşi politikaları bırakmasını istemiyor? (Bahreyn gazetesi Ahbar El Haliç, 26 Kasım 2005)