Gündelik davranışlar ve insanın içi

Sosyal psikolojinin kenarda kalmış üvey konuları vardır. Üzerlerinde popüler olanlar kadar konuşulmaz. Bunları, kutudan çıkan fakat montajdan sonra elde kalan bir parça gibi gönülsüzce usulen saklarız.
Haber: AHMET ERYILMAZ / Arşivi

Sosyal psikolojinin kenarda kalmış üvey konuları vardır. Üzerlerinde popüler olanlar kadar konuşulmaz. Bunları, kutudan çıkan fakat montajdan sonra elde kalan bir parça gibi gönülsüzce usulen saklarız. İşte bu 'fazlalık' konulardan bir tanesine 'yaratıcı aykırılık' diyorlar. Bu, deneysel psikolojinin temkinli diliyle çok anlaşılır açıklanamayan 'her insanın farklılığı'dır.
Kâğıtçıbaşı, buna, "Bireyselliğini koruma ve kendine has kimliğini sürdürme ısrarı" diyor (İnsan ve İnsanlar, 10. basım, s. 86). En önemli sonucu, sosyal ortama uyma davranışında yol açtığı çatlaklardır. Ama yararlanılabilir yanları da var; hem ruha iyi geliyor, hem aşağıda okuyacağınız gibi yönetim bilimine hizmet edebilir.
Parçaları sonunda birleştireceğiz; şimdi devam edelim. Konvansiyonel yönetim teknikleri; organizasyonel davranışları çözmek ister, değiştirmek ister, kullanır, yolunu keser. Ekoller farklı baksa da, niyet aynıdır: Akılcı yöntemlerle amaca varmaya çalışmak. Onun için kısa yol davranışlardan geçer. Yönetim sistemlerinin bir yazılımdan farkı yoktur. Hedefler, arka plandaki işletim dilidir, stratejiler de ara yüz. İlişkilendirmeyi başarırsanız oyunu görürsünüz. Biraz az ya da fazla, hep ara yüzlerle oynanır. Oyuncaklı, süslü bir ekran 'sattırır!' Çok mantıklı, çok 'bugün', çok ucuz. Kendi kendine düşünen yazılım henüz yok. Yazılımla çok fazla oynayamayız, yoksa bütün sistemi bozarız. Dürüst olalım; yönetim tekniklerini psikolojik ve etik değerlerle fazla sulandırırsak etkililiği azaltırız.
Peki yönetim, yazılım benzeri kısıtlarıyla mutlak akılcı stratejiyi yükselen değer yaparak yabancılaşmaya yol açmaz mı? Çünkü yönetimin matematik formüllerini laboratuvar ortamında değil sosyal ortamlarda uyguluyoruz. Düşünce sistemimiz, değerlerimiz, beklentilerimiz çoğunlukla ödünçtür. Kesip yapıştırmadır. Yapaydır. Bu sarmalın içindeki düşünceler de bir tür hapistedir. O zaman şöyle bir tuhaf sonuç çıkıyor: Biz, bir mantık formülünü mantığı kendinden menkul bir ortama oturtmaya çalışıyoruz. Bu işleyişi sağlamak için, hazır kalıpları kullanıyoruz: Ayıplar, doğrular, yanlışlar... Yönetici âleminde biraz gezinelim? Tanıdığım bir renkli sima, koca iş yaşamını saldırganlığının arkasına sığınıp kendini savunmakla geçirdi. Bir başkası övünmekten ve kendini aldatmaktan burnunun ucunu görmedi. Birisi ince dengeleri gözetmekten, korkaklığından yıllarca yanlış insanlara göz yumdu. Bir diğeri beceriksizliğini fedakârlık olarak algıladı...
'Derin içimiz'
İlişkileri yönetmek bu kadar zorsa o zaman oynayabileceğimiz başka bir alan var: Derin içimiz.
Bunu, çok bilinçli olarak yönetimi yeniden kavramlaştırma adına söylüyorum. Bilinen davranış kalıplarını, yeri, zamanı ve miktarını seçerek reddetmek bireyselliği korumak sayılır. Bu yaratıcı aykırılıktır. Hayal edin o içsel özgürlüğün tadını. O cesareti gösterdiğiniz zaman kendinize duyduğunuz saygıyı. Zor bir kararı aldıktan sonraki netlik ve hafiflik duygusunu. Refleks olarak yalan söyleyip anı kurtarma zorunda olmamayı ve bunun üzerinde düşünmeye devam etmemeyi. Başarısız bir insanın yükünü sırtınızda taşımadan kurtulma kararının doğruluğunu ve hemen o anda içinizde hissettiğinizi. Bağıran bir üste sakin ve doğru cevap verdiğiniz anki kendinize bakışınızı. 'Bilmiyorum', 'Anlamadım' diyebildiğiniz anki sadeliği, kendinize karşı dürüstlüğü...
Yönetim, mühendislik mantığıyla ilerleyemez.
Çıkış yolu çok yakınınızda aslında!

Ahmet Eryılmaz: Araştırmacı yazar