'Halkımızın vicdanına sözcülük ettik'

'Halkımızın vicdanına sözcülük ettik'
'Halkımızın vicdanına sözcülük ettik'

2001?den bu yana Konya?daki 3. Hava Üssü?nde yapılan tatbikatın uluslararası kısmı ertelendi. FOTOĞRAF: DHA

İsrail'in Konya'daki 'Anadolu Kartalı' tatbikatından dışlanmasına Erdoğan açıklık getirdi: 'İsrail Gazze'de kitle imha silahlarıyla kadın-çocuk demeden 1500 kişiyi öldürdü. Ortada Goldstone raporu var. Halkımızın vicdanını göz önüne aldık. Çünkü halkım İsrail'in tatbikata katılmasını istemiyordu.'

ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 2001’den beri gerçekleştirdiği ‘Anadolu Kartalı’ tatbikatından İsrail’in dışlandığını ilk ağızdan doğruladı. Geçen ocakta Gazze Şeridi’ndeki kanlı operasyonda Filistin topraklarını vuran İsrailli pilotların Türk hava sahasında eğitim almış olması Türkiye’de büyük tepki yaratmışken, Erdoğan tatbikatla ilgili karar için, “Halkın vicdanına sözcülük ettik” dedi. El Arabiya’ya demecinde Davos’ta, G20 zirvesinde ve BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmalara açıklık getiren Erdoğan şu mesajları verdi: 
* Davos’ta haklı olan tarafın sözcülüğünü yapmaya çalıştım. Bu görevimizdi. Bu gerçeğe gözümüzü kapatamaz ve dile getirmemezlik yapamazdık. Yapsaydık, dilsiz şeytana dönüşürdük.
* Bu olaylardan sonra İsrail’in Türkiye’ye olumlu ve umutlu baktığını düşünmüyorum. Ancak Türkiye’den, Suriye ile İsrail arasında arabulucu olması istenirse buna her zaman hazır oluruz. Zira biz durumdan vazife çıkarmayız, çünkü Suriye bize her zaman güvenir ve arabuluculuğumuza inanır. Ama durum İsrail için de aynı olur mu, bilmiyorum. 
* BM Genel Kurul’nda Ortadoğu’daki sorunları dile getirdim, bunları çözemediğimiz sürece dünyada barışı sağlayamayız. Bu, tüm  dünya liderlerine düşen bir sorumluluk. Ancak görüyorum ki Konsey, uygulama yetkilerini kaybetmiş. O halde aldığı kararların ne anlamı olabilir ki? Son örneği Gazze’de gördük.
* Ortada bir Goldstone raporu var. Bu raporda, İsrail’in yasaklanmış silahlar kullandığını ve insanlık suçu işlediğini görüyoruz. Bunlar sağlam ve açık delillerle kanıtlanıyor. Güvenlik Konseyi’nde raporun tartışılması gerektiğini söylüyoruz. Gazze’de pek çok hastane ve bina bombalandı. Bunları herkes biliyor. Buna neden göz yumalım ki? O halde İsrail’i Gazze’de neden olduğu yıkımı görmeleri için diplomatlara izin vermeye çağırıyorum. 
* New York’taki Yahudi toplulukları önünde de söyledim. İsrail’in bu yaptığının insani olmadığını söyledim. 1500 kişi kitle imha silahlarıyla hayatını kaybetti. Yaralıların çoğunluğu ise kadın ve çocuklardı. Ben gidip insanları paramparça eden fosfor bombasının etkisini gördüm. Orada burada kopmuş eller ve ayaklar gördüm. Bu eylemleri nasıl gerekçelendirebilirsiniz? Bunları barış ve insanlık çerçevesine sokabilir miyiz? Şu ana kadar onlardan bu sorulara hiçbir yanıt alamadım.
* İsrail ile Türkiye arasında pek çok alanda askeri, ticari, ekonomik işbirliği var. Ancak şu sıralar bölgede, göz önünde tutmamız gereken bazı diplomatik hassasiyetler var. Bu aslında diplomatik hassasiyetlerin göz önüne alınmasıyla gelen bir ertelemeydi. Biz, erteleme kararı aldığımızda halkımızın vicdanını göz önüne aldık. Halkımın vicdanının sesi olmalıydım. Çünkü halkım, İsrail’in katılmasını istemiyordu. Bu nedenle yetkililerimizle istişarelerde bulunduk ve tatbikatların, İsrail katılmadan yapılmasına karar verdik. 

NATO’da dışlama yok
Türkiye topraklarını İsrail’e kullandırmasa da uluslararası boykota da başvurmuyor. Veto kartı kullanabilecekken, İsrail’in Akdeniz’de yapılacak NATO tatbikatına katılması için olumlu görüş bildirdi. Diplomatik kaynaklar, Türk hükümetinin Gazze’de geri adım atılmadıkça İsrail ile olumlu gelişme beklenmemesi gerektiğini kaydetti. En son Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu tatbikatla ilgili gerekçeyi şöyle aktarmıştı: “Gazze’deki insani trajedinin bir an önce son bulmasını, Mescid-i Aksa, Haremüşşerif ve Doğu Kudüs’ün kültürel ve dini kimliğine saygıya büyük önem veriyoruz.” (aa, Radikal)