Her 10 yılda bir yeni proje

Türk kamu yönetiminde Tanzimat'la birlikte başlayan yeniden düzenleme geleneği göze çarpar. Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1923 yılından bu yana, hemen hemen her on yılda bir gündeme gelen 'reform' ya da 'yeniden yapılanma' girişimleriyle değişim arayışları süreklilik kazanmıştır.
Haber: ULVİ SARAN / Arşivi

Türk kamu yönetiminde Tanzimat'la birlikte başlayan yeniden düzenleme geleneği göze çarpar. Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1923 yılından bu yana, hemen hemen her on yılda bir gündeme gelen 'reform' ya da 'yeniden yapılanma' girişimleriyle değişim arayışları süreklilik kazanmıştır.
Devletin toplumsal ve ekonomik hayatta ilgi ve müdahale alanını sürekli genişletmesi nedeniyle örgüt yapısı ve personel istihdamı yönüyle sürekli büyüyen ve ayrıntılı kurallara bağımlılığı artan bürokrasi ağır işleyen hantal bir mekanizmaya dönüşmüş; aşırı kamu harcamaları ve izlenen dengesiz ekonomi politikaları nedeniyle yüksek enflasyon ve bütçe açıkları giderek kronik hale gelmiştir.
Kaynak tüketimi
Kamu yönetimi örgütünün, her geçen gün daha fazla mali kaynak tüketir hale gelmesi, çağın gelişen ihtiyaçlarını ve halkın kamu hizmetlerine ilişkin beklentilerini karşılamada yetersiz kalması, söz konusu reform ihtiyacını 21'inci yüzyılın başlangıcında karşı konulmaz bir ihtiyaç haline getirmiştir. Kamu yönetimi sisteminin karşılaşılan ekonomik, toplumsal ve siyasal sorunların aşılmasındaki yetersizliğini gidermek amacıyla çok sayıda girişim yapılmıştır.
Bu kapsamda, 1962 yılında 'Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi' (MEHTAP), 1971 yılında 'İdari Reform Danışma Kurulu Raporu', 1980 yılında 'Mevzuatın Düzenlenmesi ve Kırtasiyeciliğin Azaltılması' çalışması ve 1989 yılında da 'Kamu Yönetimi Araştırma Projesi' (KAYA) hazırlanmış, ne var ki söz konusu girişimlerin hiçbirisinden arzu edilen sonuçlar elde edilememiştir.
Türkiye'de 1990'ların sonuna kadar yürütülen 'reform' ya da 'yeniden yapılanma' girişimlerinden istenilen sonuçların elde edilememesinin pek çok nedeni bulunmaktadır.
Bu nedenler arasında özellikle birkaç tanesi dikkat çekicidir. Bunlardan birisi, kamu yönetimi sisteminin içinde bulunduğu sosyal, kültürel ve siyasal zeminin postmodern zihniyetin açtığı yolda ve kendisini kuşatan bilgi çağı şartlarının hâkimiyeti altında oluşmasına rağmen, söz konusu reformların modern dönem zihniyetiyle ve sanayi döneminin kapalı, Weberyen, hiyerarşik yönetim anlayışı esas kabul edilerek hazırlanmış olmalarıdır.
Teorik temel
Bir diğeri, reformların ciddi teorik temellerden ve bütüncül bir yaklaşımdan yoksun olmaları; sorunları parça parça ve birbirlerinden kopuk olarak ele almalarıdır.
Bir diğer önemli neden ise, kamu yönetimi sistemini kendisini kuşatan sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel çevre sistemlerden ve dış dünyada meydana gelen gelişmelerden soyutlayarak ele almalarıdır.
2003 yılı ortalarında başlatılan ve halen yürütülmekte olan 'Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılanma' hareketi ise, kendisinden önceki tüm reform girişimlerinden farklı olma iddiasındadır. Bu girişim öncelikle, küreselleşme sürecinin ve bilgi çağının ortaya çıkardığı değişim ihtiyacını karşılama amacını taşımaktadır. Bu bağlamda, kendisinden öncekilerden farklı olarak; kamu yönetimi sisteminin, yerinden yönetim, insan haklarına saygı, öngörülebilirlik, hesap verebilirlik, katılım, şeffaflık, kaynakların etkin kullanımı gibi iyi yönetişimin dayandığı temel değerler üzerinde inşa edilmesini öngörmektedir. Bunun yanı sıra, kamu yönetiminin örgütlenme ve işleyişinde; stratejik yönetim, performans yönetimi ve etkili denetimi esas almaktadır.
'Direnç' odakları
Gündemdeki hareket, yukarıda belirtilenlerin yanı sıra, adem-i merkeziyetçi, az kademeli, yassı örgüt modelini de benimsemektedir. Reformun amaçları, hedefleri ve getirdiği düzenlemeler hakkında toplumda genel bir anlayış birliği ve olumlu bakış açısı olmasına rağmen, özellikle bazı siyasi partiler, sendikalar, akademik çevreler ve meslek teşekküllerinden gelen yaygın dirençlerle karşılaşmıştır.
Amaç, vizyon ve hedefler
Öncekilerden farklı amaç, vizyon ve hedefler taşıyan kamu yönetiminde yeniden yapılanma hareketinin amaçlarını gerçekleştirmede ve hedeflerine ulaşmada ne kadar başarılı olabileceğini zaman gösterecektir.
Mevcut girişimin, küresel değişiminin tüm dünyada hâkim kıldığı yönetim değerlerini Türk kamu yönetimi sistemine taşıdığı ve zihniyet değişimi boyutu açısından önemli bir şok etkisi oluşturduğu yönündeki değerlendirmeler abartılı bulunsa bile, en azından bu alanda hissedilir bir dalgalanmaya yol açtığı söylenebilir. Bu çerçevede pozitif ve somut ilerlemeler sağlanması açısından bakıldığında, kamu yönetimi alanındaki yapısal ve işlevsel değişim gereklerini karşılayabilme başarısının; önemli ölçüde toplumsal, siyasal ve ekonomik alanlardaki diğer değişim projelerinin başlatılmasına ve uygulamada somut adımlar atılmasına bağlı olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

Dr. Ulvi Saran: Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı