Hoşgörünün bedeli

10 yılı aşkın bir süredir ben ve bazı Arap yazarlar, Britanya'daki Müslümanlar arasında süratle yayılmaya başlayan köktenciliğe hoşgörülü davranmanın tehlikesine ilişkin uyarıda bulunuyoruz.
Haber: ABDURRAHMAN ELRAŞİD / Arşivi

10 yılı aşkın bir süredir ben ve bazı Arap yazarlar, Britanya'daki Müslümanlar arasında süratle yayılmaya başlayan köktenciliğe hoşgörülü davranmanın tehlikesine ilişkin uyarıda bulunuyoruz. Köktencilik bulaşıcı bir hastalık. Vebanın toplumu sarması ve Londra'daki gibi yıkımla sonuçlanması için birazcık köktencilik virüsü yeterli.
Hoşgörü, bu virüsü taşıyanların hakkı değildir. Siyasilerin yasal zorlukları dile getirmesi anlamsız. Çünkü tehlike arz edenleri sınır
dışı etme imkânı veren birçok yasal araç var.
Britanya'nın köktenci faşizme hoşgörülü yaklaşması aralarında Arap ve Müslüman gazeteci ve aydınların bulunduğu birçok kimseyi, köktencilerin propagandasını yapma, Bin Ladin ve Zerkavi gibi suçluları savunma noktasında cesaretlendirdi. Hatta durum öyle bir noktaya geldi ki birçok Arap ve Müslüman Britanya'da korkudan köktencilere karşı olduklarını ifade etmekten korkar oldu.
Teröristlerden önce terör düşüncesine savaşmak lazım. Zira terörist örgütler ifade ve hareket özgürlüğünden istifade ediyor, ılımlıları susturuyor. Sadece 10 yıl içinde sokaklarda fikirlerini açıkça yayan, okullarda ve mescitlerde tekfir düşüncesine davet eden, medyada köktenciliği pohpohlayan hatta açıkça savaş çağrısı yapan örgütler kurdular. Kitaplar dağıtıyor, para topluyor ve medyaya giriyorlar. Londra gibi büyük bir kente yayıldılar ve uzak şehirlere ulaştılar. Geçmişte köktencilik nedir bilmeyen kuşakların içine sızdılar. Sonuç bu.
Köktencilerin Londra'yı üs olarak bellemesinden ötürü Britanya'yı hedef almayacağı, asıl düşmanlarının Arap ve İslam hükümetleri olduğu kuruntusu yayıldı.
Bu yüzden Britanya köktenciliğiyle tanınmış muhalif isimlerle doldu.
Britanya'nın artık köktenciliği gerçekçi biçimde ele alma zamanı geldi. Aksi takdirde bizler asıl cehenneme doğru gidiyoruz.
Geçmişte sizlere onları ülkeye almayın demiştik, bugün onları ülkeden çıkarın diyoruz.
(Londra'da yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, genel yayın yönetmeni, 9 Temmuz 2005)