Irak anayasası nasıl yazılmalı?

Irak anayasasının yazımı, Washington'un gelecek pazartesi bu işin tamamlanması yönündeki basıncını aşan, fazlasıyla çetrefilli bir mesai.

Irak anayasasının yazımı, Washington'un gelecek pazartesi bu işin tamamlanması yönündeki basıncını aşan, fazlasıyla çetrefilli bir mesai. İktidarın merkezi ve bölgesel yönetimler arasında paylaşımı, İslam'ın devlet kurumlarındaki rolü, kadın haklarının medeni hukuk çerçevesinde korunup korunmayacağı gibi bazı temel meselelerdeki derin anlaşmazlıklar olduğu gibi sürüyor.
Bu anayasa Irak'ın tek parça kalıp kalmayacağını, yanı sıra Amerikan askeri müdahalesinin sonucunun özgürlük ve demokrasi mi, yoksa yeni bir dini tiranlık mı olacağını belirleyeceği için, müzakere ve uzlaşma için zaman tanımak daha akıllıca bir tutum olacak. Gelecek hafta ortaya çıkacak metnin, en az üç kriteri karşılaması ihtimali zayıf görünüyor.
Anayasa geçici nitelikte olmalı. Bölgesel sınırlar, federal yetkiler ve İslam hukukunun rolüne yönelik belli ayrıntılar anayasal metinde zikredilmeyip gelecekteki seçilmiş hükümetlere bırakılmalı.
Anayasa komitesine gecikerek daha fazla Sünni Arap atandı, fakat komite hassas meseleler üzerine son sözü söyleyecek kadar temsil niteliği taşımıyor. İdeal olan, Sünni Arapların geçen Ocak'ta yaptıklarının tersine, bir sonraki parlamento seçimi boykot etmemesi. Sünnilerin katılımı, temsil niteliği güçlü bir parlamento sağlayacaktır ve bunun ardından söz konusu meseleler, dışarıdan dayatılan takvimlere gerek kalmaksızın, dikkatle ele alınabilir.
Bu çözülememiş meselelerde geniş bir konsensüse varıldığında, hakkıyla onaylanan anlaşmalar aracılığıyla anayasaya uygun ifadeler eklenebilir. Mezheplerden bağımsız bir dil kullanılmalıdır. Saddam Hüseyin Irak'ı kendi Sünni Arap azınlığının çıkarları doğrultusunda yönetti. Şiiler ve Kürtler ayrımcılığa uğradı, terörize edildi ve daha da kötü uygulamalara maruz bırakıldı. Şimdi devran döndü.
Mevcut hükümete İran yanlısı Şii dini partiler ve ayrılıkçılığa meyilli Kürtler egemen. Bu durum, kimliğini dinsel veya etnik aidiyetlerinin ötesinde Iraklı olarak ortaya koyan insanlar da dahil, çok sayıda Iraklının kendisini dışlanmış ve temsilcisiz hissetmesine yol açıyor. Ve dinsel saiklerle yapılan öneriler, milyonlarca Iraklı kadını, ikinci sınıf vatandaş haline gelecekleri endişesiyle baş başa bırakıyor.
Yeni anayasa, hangi dine, etnik gruba veya cinse ait olduğuna bakmaksızın, bütün Iraklıların insan ve yurttaşlık haklarını açıkça tanımalı, sivil hukuk sistemine ve mahkemelere katılımlarını garanti altına almalı.
Bugün onca patırtılı dönüşüm içinde Irak'a bağlı Iraklıların kendi ülkelerine dair söz sahibi olmalarına hâlâ yeterince imkân tanınmıyor. ABD'nin 15 Ağustos tarihini zorla dayatma çabası bunun sadece son örneği.
Irak hükümeti 100 bini aşkın yabancı askere bağımlı olduğu sürece Irak tam anlamıyla egemen olmayacak, fakat ülkenin siyasi liderleri kendi ayakları üzerinde durmaya teşvik edilmeli. Bu minvalde anayasa, Irak'ın seçilmiş hükümetinin, yabancı birliklerin ülkede ne kadar kalacağına, bu birliklerin Irak'ın kendi güvenlik güçleri üzerinde ne dereceye kadar otorite kullanabileceğine ve ABD'ye kalıcı üsler verilip verilmeyeceğine dair karar almak konusunda tam yetki sahibi olacağını açıkça belirtmeli. (Başyazı, 12 Ağustos 2005)