Irak'ın Paris'i: Kuzey Irak

Sahib Ali Abbas bir otobüse atlayıp palmiyelerin azaldığı, kar bekleyen büyük sıradağların yükseldiği bir bölgeye doğru yol almış.
Şii bir marangoz olan Abbas ve beş arkadaşı, Irak'ın ortasındaki kan gölünü terk edip kuzeydeki Kürdistan'a gelmişler.
Haber: JEFFREY FLEISHMAN / Arşivi

Sahib Ali Abbas bir otobüse atlayıp palmiyelerin azaldığı, kar bekleyen büyük sıradağların yükseldiği bir bölgeye doğru yol almış.
Şii bir marangoz olan Abbas ve beş arkadaşı, Irak'ın ortasındaki kan gölünü terk edip kuzeydeki Kürdistan'a gelmişler. Lisan değişmiş ve yüzlerde kuşkulu ifadeler varmış. Başka bir ülke burası, ama bir yandan da değil. Polis Abbas'ı sorgulayıp terörist olmadığına kanaat getirdikten sonra bir müteahhit eline alet edevat kemeri ve bir torba çivi tutuşturmuş.
Irak'ın sorunlu güneyi ve orta kısmından gelen binlerce Arap gibi Abbas da Bakuba'dan aylar önce ayrılıp, demokratik, serbest piyasanın işlediği Kürt bölgesinde daha müreffeh bir hayat buldu. Saddam Hüseyin'in ordularından 12 yıl boyu, ABD ve Britanya uçaklarının 'uçuşa yasak bölge' uygulamasıyla korunan Kürtler, fiilen ülke içinde bir ülke inşa etti. Hareketli Kürt kentleri, tam da Irak'ın geri kalanının istediği görüntüyü arz etmekte.
"Güneyle burası arasında büyük bir fark var" diyor Abbas, bir apartman inşaatındaki demir kolonların, taş kümelerinin üzerinde dolaşırken ve ekliyor: "Kürtler zengin ve eğitimli. Güneydeki yoksulluktan yıldık. Bu inşaata şöyle bir göz attığımda benim gibi birçok Arap'a rastlıyorum."
Süleymaniye'ye göç
Yetkililer, ABD'nin iki yıl önce Irak'ı işgal etmesinden bu yana Süleymaniye'ye 2 ile 6 bin arasında Sünni ve Şii Arap'ın göç ettiğini belirtiyor. İşçiler, doktorlar, garsonlar, profesörler... Hatta aralarında Bağdat'tan getirilen bir sivil uçak mühendisi bile var, çünkü Kürtler havaalanı inşaatı için gereken uzmanlardan yoksun. Güvenilir istatistikler bulmak zor, fakat tahminler Arap göçmenlerin sayısının giderek arttığı ve 3.5-4 milyon Kürt'ün yaşadığı Kuzey Irak çapında 20 bine ulaşmış olabileceği yönünde.
Yakın Kürt tarihi, talihin nasıl tersine dönebileceğine dair bir ders mahiyetinde okunabilir. Bağdat merkezli rejimler, kuzeye kuşaklar boyu zulmetti. Saddam Hüseyin iktidarında hâkim topluluk olan Sünni Araplar, Arap olmayan Kürtlerin ikinci sınıf insanlar olduğunu düşünüyordu. Kürtlerin siyasi faaliyetleri engellendi ve yüz binlercesi öldürüldü.
Ardından 1991'deki Körfez Savaşı sonrası yürürlüğe konan uçuşa yasak bölge uygulaması bölgeyi dönüştürdü. Dağlardaki Kürt gerillalar üzerlerinden dökülen giysilerini ve şalvarlarını çıkarıp, birer siyasetçi ve işadamı olarak takım elbiseler giydiler. İran, Türkiye ve Dubai ile petrol, teknoloji ve ticaret alanlarında milyonlarca dolarlık anlaşmalar için pazarlığa oturdular.
Zaman içinde Kürtler gelişen bir dağ pazarı oluşturdular. McDonald's açılmadı, ama onlar MaDonal'ı kurdular. Bağdat'tan önce cep telefonu sahibi oldular. Internet kafeler gençlerin uğrak yeri oldu ve uydu televizyonlarının çanak antenleri en yoksul köylere kadar yayıldı. Her şey serbest piyasa kurallarına göre işlemiyor; büyük Kürt partileri kalkınmanın önemli bölümünü kontrol ediyor. Diplomatlara ve Kürt yetkililere göre kayırma ve yolsuzluk birçok çabayı sekteye uğratıyor ve kırsal kesimlerde yoksulluk oranı yüksek.
Kürtler Irak nüfusunun yüzde 18'ini teşkil ediyor. Fakat yüksek katılım oranı sayesinde Kürt partiler geçen ay yapılan ulusal seçimde oyların dörtte birini alarak, yeni hükümette önemli rol üstlenme şansını elde etti.
Petrol kenti Kerkük'teki yerel meclis üyelerinden Sünni Arap Naif Sabhan Halef, "Kürtler refah içinde. Avantajları iyi değerlendiren akıllı siyasi liderlere sahipler. Diğer bölgeler de bu örneği takip etmeli. Batılı işadamları kuzeye yöneldiklerini, çünkü Tikrit gibi hâlâ karışık yerlerin aksine, burada güvenli bir ortam bulunduğunu söylüyorlar" diyor. Irak'taki herkes Kürtleri övmek konusunda bu kadar aceleci değil, bilhassa da Sünniler.
Kürtlerin gözü Kerkük'te
Irak on yıllar boyu kinin ve kuşkunun ülkesi oldu. Bir etnik veya dinsel grubun zenginleşmesi, diğerinin acı çekmesi anlamına geldi. Saddam Hüseyin'in devrilmesinin ardından Sünni Araplar gerilerken, Şiiler ve Kürtler öne çıktı.
Iraklı Araplar Kürtlerden bahsederken çoğunlukla temkinliler ve kuzeydeki başarıları sık sık Washington'un Irak'ı kontrol etmek için sahneye koyduğu bir komplo olarak değerlendiriyorlar. Kürtler Saddam Hüseyin'i devirmek için yürütülen savaşta ABD'nin müttefikiydi ve birçok Arap, Kürtlerin ülkenin egemenliğine ihanet ettiğine inanıyor.
Süleymaniye'nin güneyindeki gergin ve etnik çeşitliliğe sahip bir kent olan ve yeni yönetiminin Kürtlerin kontrolüne geçmesi beklenen Kerkük'te yaşayan yazar Miktad Mustaf Ahmet şunları söylüyor: "Kürtler sırtlarını Amerikalılara yaslıyor. Amerika Kürtleri siyasi süreci değiştirmek için
kullanıyor. Gizli anlaşmalar söz konusu. Kürtler Kerkük'ü petrolünden dolayı istiyor. Kerkük'ü kendi özerk bölgelerine katmak istiyorlar."
Süleymaniye'deki ana cadde adeta Kürtlerin arzularının sahnesi. Araziler temizleniyor, çukurlar kazılıyor, çimento makineleri dönüyor, keresteler kesiliyor ve yoğun bir toz bulutunun arasında çok katlı binaların iskeletleri yükseliyor. Caddede yirmi inşaat alanı var ve sadece buradaki yerel yönetimin inşaat projeleri 740 milyon dolarlık bir bütçe öngörüyor. Kürdistan Maliye Bakanlığı'na göre ticaret ve hizmet sektörleri son birkaç yılda yüzde 200 büyümüş durumda.
Silah yerine diplomasi
Kürdistan yerel hükümetinin maliye bakan yardımcısı Osman İsmail Şvani'ye kulak verelim: "Ramadi ve Felluce'deki insanlar da bizim sahip olduklarımızdan yararlanmak istiyor, bu iyi bir şey, çünkü buraya geldiklerinde ekonomimize yardımcı oluyorlar. Kürt mücadelesi 45 yıl boyu silahlıydı. Şimdi meseleler değişti ve refaha ulaşmanın en iyi yolu artık diplomasi ve güçlü bir ekonomi.
Şaban Nureddin, ana caddedeki inşaat alanında durmuş ücret çekini alıyor. Ayağında çamurlu botları, kışlık giysileriyle geçen kızları seyreden 19 yaşındaki Sünni Arap Nureddin buraya Kerkük'ten gelmiş ve hükümet dairesi yapan bir Türk inşaat şirketinde çalışıyor. Kerkük'teyken ayda 136 dolara araba boyuyormuş. Süleymaniye'de ise ayda yaklaşık 400 dolar kazanıyor.
"Burada iyi ve adaletli ücret veriyorlar. Benim gibi birçok genç Arap, hatta evli delikanlılar bile, çalışmak için kuzeye geliyor. Bize iyi davranıyorlar. Ancak yeni yıl arifesinde Arapları zorla evlerine gönderdiler, çünkü teröristlerin saldırı planladığını düşünüyorlardı. Sonra dönmemize izin verdiler" diye konuşuyor Nureddin.
Ali İbrahim Bayati Musul'dan bir hematolog. Tıp lisansını geçen yıl aldıktan sonra Irak Sağlık Bakanlığı onu Tikrit'te bir hastaneye tayin etmiş.
Sünni Arap olan Bayati, "Despot Saddam Hüseyin'in kentine çalışmaya gitmedim" diyor, buradaki bir kliniğin önünde öğle güneşinin altında dikilirken ve ekliyor: "Güvenli bir yere geldim. Kürtlerin benim uzmanlığıma ihtiyacı vardı ve benim de güvenliğe ihtiyacım vardı. Güzel bir alışverişti yani. Kuzeydeki durumun bütün Irak'a yayılmasını, böylece evime dönebilmeyi, evlenebilmeyi ve hayatımı kurabilmeyi umuyorum."
"Bir Kürt'le evlenmeyi düşünür müsün?" diye sorduğumda, "Bir Kürt eş niye olmasın? Evlilik ruhta olan bir şey. Milliyetle alakası yok" yanıtını veriyor.
Güneydeki muhafazakâr dindar topluluklardan gelen Araplar kuzeyi fazla açık buluyor. Kadınlar baş örtü-sü takmıyor, dükkânlarda likör satılıyor, Cihat Camii kapatılmış ve aşırılıkçı din adamları istihbarat birimlerinin takibatı altında. Yeni gelenlerin birçoğu Kürt sentaksına alışmaya çalışıyor. İşverenlerin verdiği odalarda yaşıyorlar, evlerine ayda bir kez gidiyorlar, maaş çeklerini eşlerine ve annelerine veriyorlar, çamaşırlarını yıkatıp dönüyorlar.
Yine bir hükümet binası inşaatında çalışanları idare eden Şii Arap Ekrem Aziz Aber, "Eşim ve altı çocuğum Musul'daki evimizde. Biz hepimiz Musul'dan geldik. Çalışanları tanıyorum. Onları aldım ve çalışma fırsatı verdim. Benim siyasetle ilgim yok. Ben bir işçiyim ve tek derdim ailem."
Birkaç blok ötede marangoz
Abbas, kirli sakalı tozlanmış, giysilerini çıkarmış, yeni bir apartmanın ikinci katına tırmanıyor. Demir çubukların ve tuğlaların yanından geçiyor. Bakuba'da bir eşi var. Çocuk sahibi olamayacak kadar yoksul olduklarından söz ediyor. Birkaç gün sonra kendisini dağlardan alıp düz topraklara ve sıcağa götürecek olan bir otobüse binecek ve eşinin yanına gidecek.
Hapishane müze oldu
"Güneydeki her şey karmakarışık" diyor ve ekliyor: "Geleceğe dair bildiğim tek şey, ölen Iraklıların sayısının artacağı. Yalnız ve yorgunum, çalışmak zorunda olmasaydım ayakta bile duramazdım."
Abbas çalışırken gölgesi, vaktiyle Saddam Hüseyin'in İçişleri Bakanlığı tarafından yönetilen eski bir hapishanenin üzerine düşüyor. Burada Kürtler sorgulanmış ve işkenceden geçirilmiş. Binlercesi öldürülmüş.
1991'deki Kürt ayaklanması sırasında hapishanenin dış duvarları kurşunlar ve el bombalarıyla delik deşik olmuş. Burayı ne onarmak ne de yıkmak isteyen var. Kürtler binayı müzeye dönüştürmüş. (16 Şubat 2005)