Irak'ta asıl sınav daha yeni başlıyor

Bir zamanlar Saddam Hüseyin ve rejimine karşı savaşan herkes şimdi bu rejime alternatif bir yönetim oluşturmuş durumda. Eskiden hiçbir şeyleri yoktu.
Haber: AHMED ALRABİ / Arşivi

Bir zamanlar Saddam Hüseyin ve rejimine karşı savaşan herkes şimdi bu rejime alternatif bir yönetim oluşturmuş durumda. Eskiden hiçbir şeyleri yoktu. Oysa şimdi petrol kaynakları, haberleşme, dış politika, bütün ekonomik ve siyasi kararlar elleri altında.
Yine de doğrusunu söylemek gerekirse şu anki işleri daha zor ve daha tehlikeli. Zira despot rejime karşı savaş ile alternatif insancıl bir rejim kurmak birbirinden hayli farklı şeyler.
Muhalefet etmenin araçlarını bulmak kolay fakat devlet inşa etmenin araç ve gereçlerini bulmak zor ve çetrefilli bir konu. Savaşı yöneten aklın, barışı yönetmesi mümkün değil. Özetle söylemek gerekirse, yıkmanın araçlarını kullanmak modern devlet inşa etmenin araçlarını kullanmaktan çok daha kolay.
Geçmişin yararı yok
Şu da bir gerçek ki herhangi bir Iraklı politikacı diktatörluk günlerindeki direnişçi geçmişinin veya bağlı bulunduğu hareketin verdiği kurbanların, alternatif rejim yaratmada başarısız olması durumunda kendisini mazur göstereceğini sanarsa yanlış yapar. Aynı şekilde modern devletin inşasında başarısız olması durumunda sırf geçmişteki mücadelesinden ötürü halk desteğinin kendi aleyhine dönmeyeceğini düşünürse de hata eder.
Ortada kendisinin bir mezhebe ve etnik gruba önderlik ettiğini düşünen etnik ve dini partiler var. Saddam rejimi sırasında ortak düşmanın var olduğu dönemde de bu durum geçerliydi ancak Irak halkının bireyleri şu an liderlerinden, trajediden çıkış için gerçekçi bir kurtuluş yolu bulmalarını, adeta bir devrim yapmalarını bekliyor. Irak kronikleşen işsizlik, yaşam standatlarında had safhada bir düşüş, hizmetlerin (özellikle de sağlık alanında) eksikliği, yolların yenilenmesine ilişkin altyapı krizi ve eğitim sisteminin tahrip edilmesi sorunlarıyla mücadele ediyor. Iraklılar etnik ve dini paylaşım temelinde değil de vatandaşlık temelinde kendi yaşamlarına önem veren bir yönetim arzulamakta. Iraklılar ayrıca devlet bürokrasisinin hâkim olduğu ekonomiden, üreten ve açık pazar gölgesinde ürettiklerini biçen rekabetçi ekonomiye geçmek istiyor.
Kimsenin kuşkusu olmasın ki Iraklılar ulusal partileri ve şahsiyetleri, partizan tutumlarından uzaklaşamaması durumunda kesinlikle affetmeyecek ve daha fazla gerginlik ve çekişmeyi kabul etmeyecek.
Iraklılar ülkelerinin zengin ve imkânlarının sınırsız olduğunun farkında ve yolsuzlukla savaşılması, kamu mallarının korunması durumunda bu zenginlik ve imkânlarla ekonomik bir mucize gerçekleştirilebileceğinden emin. Tüm parti ve politikacılar, bir sonraki seçimlerde halk desteklerinin zorlu bir sınavdan geçeceğini bir an olsun aklında çıkarmamalı. (Londra'da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, Kuveytli eski parlamenter, 9 Nisan 2005)