İran'da ironi ve sürpriz bir aradaydı

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini muhafazakârların kazanması sonrası Tahran'dan teşekkür mektubu gelmedi. Aslında bu mektubu, ABD'deki yeni muhafazakârların İran'daki meslektaşlarından alması gerekiyordu;
Haber: FEHMİ HUVEYDİ / Arşivi

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini muhafazakârların kazanması sonrası Tahran'dan teşekkür mektubu gelmedi. Aslında bu mektubu, ABD'deki yeni muhafazakârların İran'daki meslektaşlarından alması gerekiyordu; sundukları ve herkesi şaşırtan zaferlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayan etkin desteklerinden dolayı şükranlarının ifadesi olarak.
Eski cumhurbaşkanı Rafsancani'nin kazanma ihtimalini yüksek gören ve ikinci turdaki rakibi Tahran belediye başkanı Ahmedinecad'ın konumunu hafife alanlardan olduğumu kaydetmeliyim. Yine yaşanan bu sürprizden dolayı mutlu olmadığımı itiraf edeyim. Yalnız aynı zamanda bu sürprizin seçimlerin aleyhine değil lehine işlediğini belirteyim. Çünkü seçimlerin tarafsızlığı ve şeffaflığı bir çok kriterle ölçülmekte. Sonuçları ancak oylama işleminin bitmesi ve sayımın tamamlanması sonrası bilinmekte.
Belki de üçüncü dünya halkları kendi ülkelerinde yapılan ve sonuçları önceden bilinen seçimlerin çokluğu sebebiyle bu noktada daha hassas. Sonucu farklı çıkan seçimlerle karşılaşınca şaşıp kalıyorlar. Henüz iktidarın koltuğunu bıraktığı veya Rafsancani gibi eski de olsa devlet başkanının yenik çıktığı seçimlere alışık değiller. Yılların deneyimleri seçimlerin nihayetinde biat yenilemekten ibaret olduğunu ve iktidar değişiminin yolu sayıldığını öğretti onlara.
Sürprizi doğuran etki gücüne sahip iç ve dış sebeplerin olduğunu gördüm. İç sebeplerin başında şunlar yer almakta.

  • Necad kendisini 18 milyon yoksulun temsilcisi olarak sundu. Bu durum seçim savaşını reformistler ile muhafazakârlar arasındaki konumdan zayıf yoksullar ile zenginler arasındaki çekişmeye taşıdı.
    Necad bu rolü çok iyi eda etti ve onun zayıf bedeni, kendisi için çizmek istediği görüntüyle uyumlu mütevazı duruşu, sade davranışları ve farklı tutumları bu role destek oldu. Seçim kampanyaları sırasında halkların petrol ürünlerinden günlük hayatlarına yansıyacak bir paylarının olması
    gerektiğini açıkladı ve bütün yetkililerin servetlerini açıklaması gerektiğini ifade etti. Seçilmesi durumunda İran'daki zenginlikler üzerinde etkide bulunan güç merkezlerinin ellerinin kesileceğini belirtti.
  • Necad muhafazakârların devlet içinde etkin ve önemli kurumlardaki egemenliğinden istifade etti ve bu gücü arkasına aldı. Geçmişte subay olması sebebiyle devrim muhafızlarının ve Besiç milislerinin oyunu aldı. Bu güçlerin kadrolusu ve gönüllüsüyle sayılarının 10 milyon olduğunu hatırlatırsak bu durum temsil ettikleri ağırlığı ortaya koyuyor. Necad'a oy veren seçmen sayısının 18 milyon olduğu hatırlatılmalı.
  • Necad ayrıca geçen sekiz yıl boyunca ablukaya alınan reformistlerin deneyimlerine karşı insanların uğradığı hayal kırıklığından istifade etti. Kendisini oğlu olarak gören devrim rehberi Ali Hamaney'e yakınlığı sebebiyle büyük bir kesimin oyunu aldı
  • Genç olması daha fazla kabul görmesini sağladı. Devrimin çocuklarının yeni bir yüzü olarak görüldü ve din adamları sınıfından değildi. Ayrıca Rafsancani gibi insanlara sunacak yeni bir şeyleri olmayan geleneksel veya tarihi liderlerden de değildi.
    Seçimlerin açıklandığı günün sabahı Fransız haber ajansının Kahire temsilcisi bana 'sonucu ABD'ye tokat olarak görüyor musunuz' diye sormuştu. Soruya 'evet' yanıtı vererek Ahmedinecad'ın kendisini zayıfların sesi olarak sunması durumunda bile aynı zamanda bölgedeki Amerikan hegemonyası çalışmalarına yönelik İran meydan okuması olarak görüleceğini belirttim.
    Parlamento seçimlerini muhafazakârların kazanmasına ilişkin Mart 2004'te yazdığım bir yazıda şöyle demiştim: Irak ve Afganistan işgali, Washington'un İsrail'in Filistin'deki baskıcı ve vahşi politikalarını desteklemesi, nükleer programı ve Amerikan politikalarına boyun eğmeyi reddetmesi sebebiyle İran'a yönelik güçlü baskılar genel olarak Arap-İslam özel olarak İran halkını öfkelendirdi. Bu durum bölge halkları arasında ABD politikalarına yönelik iğrenti oranının yükseldiğini doğrulayan kamuoyu yoklamalarında görüldü. Çünkü İranlılar 150 bin Amerikan askerinin ülkelerinin sınırındaki varlığı sebebiyle tehdit ve tehlike hissettiler.
    Bunun karşı koyma bilinçlerini harekete geçirmesi ve yanıtlarının muhafazakârlık ve direniş olması doğal. Böylesi bir ortamda ılımlılık yersiz bir lüks halini alıyor.
    Bu koşullar 'ABD ve İsrail'e ölüm' sloganı etrafında insanları toplamakta, devrimci gençleri seçim komisyonları girişlerinde ayaklar altına alınması için Amerikan bayrağı sermelerine yol açmakta.
    Amerikan köktenciliği İran sınırına varınca İranlılar benzeri şekilde yanıt verdiler. Şayet Amerikan politikası hegemonyasını dünyaya yayma girişiminde çıtayı yükseltirse başkalarının da buna karşı koyma çıtasını yükselterek cevap vermesini ve direnişin silahını göstermesini garipsememeliyiz. İran seçimlerinden çıkarılması gereken en önemli denklemlerden birisi de bu.
    Dünyayı 'iyi destekçiler ve kötü karşıtlar' diye kamplara bölerek ötekini küçümseyip alçaltmaktan geri durmayan ABD arbedesinin sürmesiyle birlikte bu politikaya yönelik öfke ve ret duygularının bir sınırda durmayacağını ifade edersem abartmış olmam herhalde. Dolayısıyla bölgede yapılacak ve insanların duygularını ifade edecek özgür seçimlerin, Amerikan politikalarından intikam alan, direniş sancağını yükselten benzeri ortamı yaratması olağandır.
    Hamaney rahatladı
    Başta Tahran'dan ABD'deki yeni muhafazakârlara gönderilmeyen teşekkür mektubuna değinmem, ABD politikalarının İran'daki muhafazakârları iktidara getiren havayı yaratmada rolü olduğuna kanaat getirmem sebebiyledir. Dolayısıyla İran'daki muhafazakârlar Cheney ve Rumsfeld'in başını çektiği aşırı gruba teşekkür borçlular.
    Seçim savaşından ilk galip çıkan, 1989'da görevi almasından bu yana ilk kez rahatlayan cumhuriyetin rehberi Ali Hamaney'dir. Şimdi artık kimseyle tartışmaya girmeden kendi özel cumhuriyetini kurma rahatlığı var.
    Hamaney tek hâkim güç. Zira Ahmedinecad evlatlarından ve yandaşlarından biri, parlamento başkanı da Necad'dan farklı değil ve aynı zamanda Hamaney'in akrabası. Parlamentonun çoğunluğu ise destekçi muhafazakârlardan. Buna önemli ekonomik kurumlarının muhafazakârların kontrolünde olduğunu eklersek işlerin tamamen Hamaney'in elinde olduğunu anlarız. İran önümüzdeki sekiz yıl iktidar ve söylemde İmam Humeyni'nin 1989'da vefatında bu yana görmediği istikrar ve uyuma sahne olacak.
    (Mısır gazetesi El Ehram, 28 Haziran 2005)