İran'daki seçimin galibi reformcular

Reform yanlısı Muhammed Hatemi'yi başkanlığa taşımış seçim dalgasının üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen, İranlılar değişim isteklerinden hiçbir şey kaybetmediklerini gösterdiler.
Haber: PIERRE ROUSSELIN / Arşivi

Reform yanlısı Muhammed Hatemi'yi başkanlığa taşımış seçim dalgasının üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen, İranlılar değişim isteklerinden hiçbir şey kaybetmediklerini gösterdiler. 1997'de duyulan büyük umutlar, biraz daha ölçülü de olsa bir kez daha ifade edildi.
İran'daki seçimlerin Batı'nın demokrasi anlayışıyla ilgisi yok. George W. Bush da bunu hatırlatmaktan geri kalmayıp, İslam cumhuriyetinin 'Büyük Ortadoğu'da' arzu ettiği demokratikleşmeye model olarak görülmemesini
söyledi. Buna rağmen başta komşu Pakistan olmak üzere ABD'nin bölgedeki birçok müttefiki İran seçimlerinden feyz alsa iyi eder.
İran İslam Cumhuriyeti'nde nihai iktidar, devletin temel çarklarının kontrolünü elinde tutan muhafazakâr mollalarda. Muhammed Hatemi yanlıları, başkanlık tarafından başlatılmaya çalışılacak reformların Aytetullah Ali Hamaney veya ona tabi Muhafızlar Konseyi'nin onayı olmadan gerçekleşmeyeceğinin farkında. Nitekim bugüne kadar her türlü siyasi açılım ve ekonomide liberalleşme denemesi sonuçsuz kaldı.
Ancak bu, seçimlerin bir işe yaramadığı anlamına gelmiyor. 68 milyon nüfuslu, 30 yaş altındakilerin ülkenin üçte ikisini oluşturduğu bir ülkede, dünkü seçimlere katılan yedi adayın yedisinin de (en muhafazakârları bile) değişim vaatetmesi dikkate değer.
Reformcular 1997'deki gibi iktidara gelemese de, mesajlarını geniş çevrelere iletmeyi başardılar. Rejim ne kadar teokratik de olsa bunu dikkate alacaktır, nitekim seçimlere katılım oranını da dikkatle izlediler.
Hatemi'nin halkın yüzde 77'sinin oyuyla işbaşına gelmesine rağmen gösterdiği başarısızlığın ardından İranlılar artık boş hayaller kurmuyor. Reformcu bir başkanın seçilmesi, İslamcı uygulamalarda belirli bir gevşeme sağlamış, ancak muhaliflerin hapse atılmasını, bir sürü gazetenin kapatılmasını önleyememişti. Halk, siyasi özgürleşmenin tek bir adamın çabasıyla gelmeyeceğinin farkında.
Değişime duyulan istek, her şeyden önce ekonomik durumu ve Batı dünyasına açılmayı kapsıyor. Aktif nüfusun dörtte birine kadar yükselmiş işsizlik oranıyla mücadele için dış yatırımın gelmesine duyulan ihtiyaç kendini iyice hissettiriyor.
Eski başkan Ali Ekber Haşimi Rafsancani seçimde önde gidenlerden biriydi. Başkanlık döneminde başından beri reformcu bir tavır almamış olan Rafsancani, buna rağmen ABD ile buzları çözme taraftarıydı. Hatemi'nin halefi kim olursa olsun Batı İran'ın çağrısına, molla rejimine güç katmaksızın cevap vermeli. (Başyazı, 18 Haziran 2005)