İşgal pedalının gücü

İşgal pedalının gücü
İşgal pedalının gücü
New York'ta çevrilen pedalların ürettiği elektrik, Zuccotti Parkı'nı aşıp Amerika kıtasının kentlerini ısıtmaya başladı bile.
Haber: YUSUF NAZIM / Arşivi

Zuccotti Parkı’nda insanlar pedal çeviriyorlar. Yaşlısı genci, kadını erkeği, yerlisi zencisiyle sıraya girmiş, üzerine oturdukları bisiklete benzer aletle pedal çeviriyorlar.
Onlar, Wall Street eylemcileri. 17 Eylül’de bir avuç insanla yola çıkıp, önce Wall Street’i, ardından New York şehrini ve sonrasında da bütün dünyayı işgal etmeyi kafalarına koymuş, ‘Wall Street’i İşgal Et’ hareketinin gözüpek eylemcileri.
Zuccotti Parkı’nın sahibi Brookfield şirketi, gönül eğlendirmek amaçlı birkaç sevimli gösteriden sonra dağılır sanılarak küçümsenen, ancak zamanla soğuğa, yağmura ve rüzgâra aldırmadan, tuttukları meydana kene gibi yapışan bu insanlar karşısında şaşkın. Sonunda onları meydandan atmanın masum bir yolunu buluyor; belediyeye ait olan 6 adet jeneratör ellerinden alınıyor! İşgalciler, parkın zemin taşları üzerinde, karanlıkla ve soğukla baş başa kalıyor… 

Hayallerinde mümkün gördükleri, başka bir dünyanın işaretleri mi?
Kapitalizm tarafından ruhları kemirilen ve umutları çalınan bu insanlar, üç aydan beri buradalar. Kamuya ait olan bir meydanı mesken tutarak, kalıcı bir çadırkent yaratmışlar kendilerine. Kent hayatını aksatmadan, yiyecek, barınma ve ısınma sorunlarını kendileri çözüyorlar; çevre temizliği yapıyor, takas kütüphaneleri kuruyor ve sosyal ağlar üzerinden gösterdikleri müthiş performansla, bütün dünyayla iletişim sağlıyorlar.
Ortak aklın yaratıcılığına inanmış bu insanlar, her türlü zorluğa, beş parasız yola çıkmış olmalarına ve yüzde 1’in zaman zaman polis ve yerel kuvvetler aracılığıyla diş göstermesine rağmen pes etmiyorlar. Kışa çadırlarda hazırlanan eylemciler, meydanda kurmuş oldukları bisiklete benzer düzeneklerden, sırayla pedal çevirerek elektrik üretmeye başlamışlar. Sanki hayallerinde büyüttükleri yaşamın ışığını Zuccotti Parkı’nda yakıyorlar. ‘Yeni bir dünya’ özleminin işgalcilerde oluşturduğu sınır tanımaz bir yaratıcılık örneği bu.
Ortak aklı keşfetmenin yolculuğunda, Zuccotti Parkı’nda çevrilen pedalların ürettiği elektrik, içine sığındıkları parkı aydınlatmakla kalmamış, New York’un şaşaalı bulvarlarını aşarak finans kapitalin merkezinde irili ufaklı sarsıntılar yaratmaya başlamış bile. Zuccotti Parkı’nın yeni sakinleri, kapitalizmin eskiyen ve dökülmeye yüz tutmuş çarklarına çomak soktuklarının farkındalar. 

Ortak bir insanlık aklı yaratmayı hedefleyen manifestoları var
Onlar, Wall Street’in yaratıcı ve uslanmaz çocukları. Kendilerine ve doğaya karşı adalet istiyorlar. Toplantılarında, adına doğrudan demokrasi dedikleri şeyi uyguluyorlar; her katılımcının eşit söz hakkının olduğu bir şehir genel meclisleri var. Bireyler, ellerini indirip kaldırmak suretiyle bütün kararları bu meclislerde alıyorlar.
Wall Street’te çevrilen pedalın gücü, şehrin üzerinde adeta bir enerji bulutu oluşturmuş. Bu enerji Amerika’nın zencileri, yerlileri, beyazları ve yok sayılmışları arasında yayılmakla kalmıyor, dünyanın dışlanmışları ve umutsuzları tarafından da sihirli bir merakla izleniyor.
Dünyanın bu yeni tür işgalcileri, bütün kötülüklerin müsebbibi olarak gördükleri kapitalizme karşı başlatmış oldukları başkaldırıdan umutlu. Başarıları, ancak bu kötülüklerden nasibini almış herkesin aynı başkaldırıya ayak uydurmasıyla mümkün görüyorlar. Bu yüzden manifestolarında “Biz yüzde 99’uz” diyor ve bayraklarını yüzde 1’e karşı dalgalandırıyorlar.
İşgalciler, doymak bilmez bir kâr hırsıyla üzerinde yaşadığımız gezegenin kaynaklarını en ince damarlarına kadar sömüren; havasını, suyunu ve toprağını kurutan; yurttaşların birey olma özgürlüklerini ellerinden alan, aşkı ve hayal kurmayı tüketen; insanlığın umudunu ve geleceğini körelten bir dünyaya artık “Yeter!” diyorlar.
Kapitalizm mikrobuna karşı, adaleti ve eşitliği olmazsa olmaz sayan, her ülkenin özgül koşullarına göre kentlerinin genel meclislerinde karar altına alınan manifestolar yazıyorlar.
Bir de yüzde 1 var tabii... ABD ’de toplam servetin yüzde 40’ına sahip olan yüzde 1, gelişmeleri şimdilik perde arkasından tedirgin bir sessizlikle izliyor. Şimdilik dünyayı saran ‘Arap Baharı’nın serinliğinde, işgalcilerle karşı karşıya gelmekten kaçınıyor. Pedalı keşfeden ve onu hayal ettikleri başka bir dünyanın aşkıyla çevirmeye devam eden insanların ortak aklı, yüzüne taktıkları maskeleri ve genetik kurnazlıklarıyla pusuda bekleyen yüzde 1’in oyunları karşısında ne kadar hazırlıklı bilinmez. 

Pedalın gücü, kapitalizme karşı kıtalararası bir eyleme dönüşüyor
Bir süper imparatorluğa dönüşen ABD’deki finans kapitalin New York’taki kalbinde çevrilen pedalın ürettiği elektrik, şimdiden Zuccotti Parkı’nı ısıtıp Amerika kıtasının kentlerini aydınlatmaya başladı bile. Bu günlerde dünyanın yüzlerce kentinde, caddelerinde ve meydanlarında grup grup insanlar toplanıyor, hararetli tartışmalar yapıyorlar. Wall Street’ten yayılan göz kamaştırıcı ışık, bu insanların ufuklarını yavaş yavaş aydınlatıyor. Daha önceden tanışmayan bir yığın insan, içine girdikleri kabuklarından sıyrılarak birbirlerine daha çok sokuluyor, öğrenmeye ve farkına varmaya çalışıyorlar.
Meydanlarda çevrilen pedalın gücü, büyüleyici bir şekilde büyüyor, giderek kapitalizme karşı kıtalararası bir eyleme dönüşüyor. Pedal döndükçe hız kazanıyor, hızlandıkça güçleniyor. Açığa çıkan enerji, on yıllardır gözü dönmüş bir servet edinme hırsıyla doğayı ve insan ruhunu kemiren finans kapitalizminin, artık çürümüş ve dökülmekte olan dişlileri arasına girmiş çomağı biraz daha oynatıyor, biraz daha dürtüyor. 

Zuccotti Parkı’nda dönen pedallar, küresel bir enerji üretiyor
Pedalın gücü, yüzde 99 ‘un ayaklarında, belki de başka birçok sosyal ve siyasal dönüşümü tetikleme potansiyeli taşıyan küresel bir aydınlamaya dönüşecek. Ya da perde arkasında dişlerini bileyerek pusuda bekleyen yüzde 1’in sayısız oyunlarıyla, sahte demokrasi ve hileli özgürlük seremonileri arasında yavaş yavaş eriyip tükenecek.
New York’ta hava artık iyice soğuk. Zuccotti Parkı’nda dönmeye devam eden pedallar, insanlık adına küresel bir enerji üretiyorlar. Ya eskiyen dünyanın kötülükleriyle yaşamaya biraz daha devam ya da yeni bir dünyaya bir adım daha... İnsanlığın ortak aklı bakalım hangisine daha yakın… Bekleyip göreceğiz.