İşgalin sona ermesi sürmesinden de kötü

Kaide'nin ikinci adamı Ayman El Zevahiri ABD'den Irak'tan derhal çekilmesini istiyor ve çekilmediği takdirde Vietnam'ı bile aratacak bir
denşetle tehdit ediyor.
Haber: GASSAN ŞERBEL / Arşivi

Kaide'nin ikinci adamı Ayman El Zevahiri ABD'den Irak'tan derhal çekilmesini istiyor ve çekilmediği takdirde Vietnam'ı bile aratacak bir
denşetle tehdit ediyor. ABD Başkanı George W. Bush ise yanıt vermek için hiç zaman yitirmiyor ve Zevahiri'nin açıklamalarını, 'Irak'ın terörle savaşın bir parçası olduğunu açıkça gösteriyor ve bizler savaş halindeyiz' diye değerlendiriyor.
Zevahiri, topraklarında 'cihadı' sürdürmek için Iraklılardan izin alma gereği duyma-makta. Uluslararası sınırlar ve seçilmiş hükümetin iradesi, dikkatini hiç ama hiç celbetmemekte. Kaide'nin hesaplarında
Irak, ABD'yi yaralayarak bitkin düşürmek için bir fırsat olarak görülmekte.
Sovyetler Birliği'ne diz çöktüren ve güç farkılıklarına rağmen kan kaybettiren senaryonun tekrarını sahneye koymak istiyor Kaide. Örgüt, ABD'nin 11 Eylül saldırılarının intikamını almak amacıyla Afganistan ve Irak'ı işgal ederek tuzağa düştüğü kanaatinde.
Halihazırdaki çatışma alanları Kaide için birer cepheden ibaret. Çünkü savaş Arap ve İslam topraklarında, petrol yatakları üzerinde ve Kaide'nin rejimlerin bir bir düşürülmesini istediği bölgenin tümünde cereyan ediyor aslında.
ABD'nin çekilmesi zor
Buna karşılık Amerikan yönetimi de Irak yolculuğunun bir maceraya
dönüştüğünü anlamış durumda artık. Hatta trajediden bahseden kişiler var. Tozpembe hayaller mevsimi, Irak'ta 'Büyük Ortadoğu' halklarının örnek alacağı bir demokrasi inşa etme fikri çoktan gündemden düştü.
Durumun idrak edilmesi için çok fazla zaman geçmesi gerekmedi. Irak gerçekleri Amerikan yönetimini başka bir yöne sürükledi. ABD'ye gönderilen tabutların sayısı hiç de az değil. Irak'ta kalış süresinin uzatılması daha fazla tabut demek.
Fakat çatışmayı terörle savaşın bir parçası olarak görmek bavulları toplayıp gitme kararını zorlaştırıyor, hatta imkânsız kılıyor. Yani savaş Irak'ı daha epey rehin tutacak gibi görünüyor; yakın ve uzak birçok ülkeyi de.
Irak topraklarında Amerikan askeri varlığının sürmesi, Kaide ve benzeri
örgütlere daha fazla Iraklı genci 'Sünni üçgende' toplama ve daha fazla gezgin savaşçıyı Irak'ta buluşturma fırsatı vermekte.
Kaide'nin Irak kanalıyla bölgeye kök salması bu ülkenin yeniden birleştirilmesi çalışmalarını zorlaştırıyor. Bu durum aynı zamanda Amerikan güçlerinin çekilmesi durumunda bir iç savaş başlama olasılığını giderek güçlendiriyor.
Komşular kaygılı
Komşu ülkeler Amerikan askeri teknolojisi kullanılarak düşürülen Saddam Hüseyin rejiminin arkasından gözyaşı akıtmadı. Bazıları Amerikan başarısının hızından ve demokrasi rüzgârları yayacak bir Irak modelinden kaygılandı.
Ancak şimdi Amerikalılar tökezlemiş durumda. Bazı komşu ülkelerin kaygıları şu an çok farklı. Peki Amerikalılar çekildikleri takdirde Irak'ı kime bırakacaklar? Irak'taki iç savaş doğal olarak bölgesel bir özellik taşıyor. Amerikan varlığı Irak'taki savaşı tutuşturarak kızıştırıyor. Bunu
yadsımak mümkün değil. Ancak Irak'ta ulusal uzlaşma sağlanmadan Amerikalıların ülkeden çekilmesi işgalin sürmesinden de korkunç sonuçlara yol açabilir.
ABD'nin Irak'taki yenilgiyi kabul etmesi kolay değil. Oradaki yenilgi birçok yenilgiyi beraberinde getirecek. Bu yüzden Bush yönetiminin bir de İran ve Suriye'yi hizaya getirme tuzağına düşme olasılığı kaygı
verici. Zira bu durum savaşın veya düello sahasının genişlemesi ve daha fazla korkuya davetiye çıkarılması anlamına gelmekte.
Zevahiri'nin Irak'ta kaybedeceği hiçbir şeyi yok. Irak, intihar eylemcilerinin enstitüsü durumunda ve kapıları her gönüllüye açık. ABD intihar eylemcileriyle kendi toprakları dışında düelloya girmeyi tercih etmekte. Ama kaybeden Irak oluyor Iraklı partiler ve gruplar ülkeyi düellocuların elinden geri almakta başarısız oldu. Uzlaşının belirmesi için karşılıklı ödünler gerekmekte. Her geçen günün Irak'ın toparlanmasını daha da imkânsızlaştırdığını ifade edersek aşırıya kaçmış olmayız herhalde. (Londra'da yayımlanan El Hayat gezetesi, başyazı, 6 Ağustos 2005)