İşin püf noktası entegrasyon

Britanya'nın siyasi ve sosyal çevrelerinde halihazırda en fazla konuşulan konu, son yıllarda Britanya'da doğup büyümüş Müslüman gençleri Londra'da intihar eylemi yapmaya sevk eden nedenler.

Britanya'nın siyasi ve sosyal çevrelerinde halihazırda en fazla konuşulan konu, son yıllarda Britanya'da doğup büyümüş Müslüman gençleri Londra'da intihar eylemi yapmaya sevk eden nedenler. Yaklaşımlar, meseleye tamamen ters açılardan bakan iki temel görüşü yansıtıyor.
İlki İslam dininin şiddeti teşvik ettiğini belirtip kanıt olarak Kuran'daki bazı ayetlere dikkat çekiyor. İkincisi ise bu patlamaların siyasi nedenlerle, en önemlisi halihazırda Iraklıların öldürülmesi ve Irak'ın imha edilmesinden ötürü gerçekleştirildiğini ifade ediyor. Bu görüştekilere göre intihar eylemcileri, sayıları 100 bini aşmış Iraklının kurbanların intikamını almakta.
Ortada daha az ilgi çeken bir üçüncü görüş de var. Bu da Müslüman gençliğin bazı üyelerini Britanya toplumunda yalnızlığa iten psikolojik ve sosyal nedenlere eğiliyor.
Aslında konu tek bir nedenle sınırlandırılamayacak kadar karmaşık. Bu olgunun bilimsel yoldan analizinin, bahsettiğimiz üç görüşe de yer vereceği söylenebilir.
The Guardian gazetesinin yaptığı ankette Britanya halkının üçte ikisi Irak'ta yaşananlar ile son Londra patlamaları arasında sağlam bir ilişkinin olduğunu ifade ediyor. Bu, nedenin dini değil siyasi olarak algılandığını gösteriyor. Belki de bu gençleri masumların canını alan kanlı patlamalara sürükleyen temel neden bu.
Tartışma daha süreceğe benziyor. Ancak Britanya'daki iktidar partisinin dikkat çekmesi gereken husus, Müslüman cemaatin Britanya toplumuna entegrasyon sürecindeki başarısızlıklar. Müslüman cemaat öz ve faşizan nedenlerden dolayı Britanya'daki siyasi ve sosyal hayata etkin biçimde katılmaktan uzak. Bir başka ifadeyle 600'ü aşkın milletvekili bulunduran Britanya parlamentosu sadece dört Müslüman milletvekili içeriyor.
Çünkü Britanya'nın büyük partileri Müslümanların parlamentoya ve temel görevlere gelmesini istemiyor. Britanya'da 1 milyon Müslüman olmasına rağmen önemli bir bakanlıkta hatta önemsizinde dahi Müslüman bir temsilci göremiyoruz.
Bazıları Müslümanların partilere etkin biçimde katılmaması ve modern araçlarla parlamento mevkilerine yükselmemeleri için mücadele verebilir. Bu kısmen doğru olabilir. Ancak büyük partilerin Müslüman adayları diğer azınlıklara, özellikle de Yahudilere yaptıkları gibi seçilmeleri garanti listelere koymaması dikkat çekici. Yahudi cemaatin nüfusu 400 bini geçmezken Britanya parlamentosunda 20 Yahudi milletvekili olduğunu görüyoruz.
Müslüman cemaatin geçmiştekine benzer, hatta Londra patlamaları sonrası görüldüğü gibi daha sert muamele görmesi (her Müslüman şüpheli duruma geldi) köktenciliği ve terörü bitirmeyeceği aksi sonuçlara götürebilir.
Yapılması gereken, önceki ve halihazırdaki bütün politikaların gözden geçirilmesi, Müslüman cemaatin Britanya toplumuna ve kurumlarına tam bir vatandaş olarak doğal biçimde katılımına elverecek yeni bir yöntemin belirlenmesi.
(Londra'da yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 3 Ağustos 2005)