İslam muska değildir...

Çocuklar 'kulaktan kulağa' adında bir oyun oynarlar. Bir daire halinde oturur ve birbirlerinin kulağına aynı sözü söylerler. Tekrarlanan söz son çocuğa ulaştığında, ilk çocuğun ağzından çıkandan çok farklı bir hal almıştır.
Haber: MAHATHIR BİN MOHAMMAD / Arşivi

Çocuklar 'kulaktan kulağa' adında bir oyun oynarlar. Bir daire halinde oturur ve birbirlerinin kulağına aynı sözü söylerler. Tekrarlanan söz son çocuğa ulaştığında, ilk çocuğun ağzından çıkandan çok farklı bir hal almıştır. İslam'da da buna benzer bir şey olmuşa benziyor. İslamiyet'in peygamberi Muhammed, sadece bir din getirmiştir. Ancak bugün, hepsi de İslam olduğunu savunan belki de 1000 kadar din vardır.
Dinin farklı yorumlamalarıyla bölünen Müslümanlar, bir zamanlar dünyada oynadıkları rolü artık oynayamıyorlar. Bunun yerine zayıflamış ve mağdur durumdalar. Diğerinin dininin İslam olmadığı ve dolayısıyla da takipçilerinin Müslüman olmadıkları şeklindeki düşünce, milyonlarca insanı yok eden savaşlara yol açtı ve bu sebeple de insanlar hâlâ ölmeye devam ediyor.
Neye inanacağız?
Sünniler ile Şiilerin içinde bile büyük bölünmeler var. Ancak dini kurumlar bize dini öğretilerin sorgulanmaması gerektiğini söylüyorlar. İslam bir inançtır, ona inanılması gerekir. Bunda mantık veya gerekçe aranmaz. Ancak İslam'ın her kolu diğerinin yanıldığını savunursa o zaman nereye inanacağız? Neticede Kuran tek bir kitaptır; iki, üç veya 1000 kitaptan oluşan bir şey değil.
Kuran'a göre, 'Allah birdir ve onun Peygamberi Muhammed'dir'. Ancak biz Müslümanlar çoğu zaman Kuran'ın dışındaki kaynaklardan türeyen özellikler eklemeyi sevdiğimiz için, dinimizdeki birlik bozulmuştur. Fakat herhalde en büyük problem, İslam ilminin ve İslami hayatın modern dünyadan uzak kalmış olmasından kaynaklanıyor. Günümüzde insanlar en kuytu köşeleri bile görebiliyor, uzayda olanları anlayabiliyor ve hayvanları klonluyorlar. Bütün bunlar bizim Kuran'a olan inancımızla zıt düşüyor gibi görünebilir.
Müslümanlar geriye gitti
Bunun böyle olmasının sebebi, Kuran'ı yorumlayanların, kanunları ve uygulamalarıyla sadece dini öğrenmiş kişiler olmaları, bundan dolayı da bugünün bilimsel mucizelerini anlayamamalarıdır. Bu durumda ne yapmamız gerekiyor? Geçmişte Müslümanlar güçlüydü, çünkü aydın insanlardı. Muhammed'e gelen emir 'Oku' diyordu. Ancak Kuran'da ne okuncağı belirtilmiyor. Ayrıca o dönemde 'İslam ilmi' diye bir şey de yoktu. Bu sebeple 'Oku' demekten maksat, ne mümkünse onun okunmasıydı ve öyle yapılıyordu. Ancak 15. yüzyılda İslam'da bilimsel çalışmaların sınırlanmaya başlandığını görüyoruz. Yalnızca dini konuları çalışmaya başladılar. Bu da entelektüel yönden gerilemeye neden oldu. Avrupa ise tam o dönemde bilgiyi kucaklıyordu.
Böylece Müslümanlar entelektüel yönden geriye doğru giderken, Avrupalılar Rönesans dönemine girdi, ihtiyaçlarını karşılamanın gelişmiş yollarını buldular ve sonunda bu durum onların dünyaya hâkim olmalarına imkân tanıdı.
Buna tezat olarak, Müslümanlar bilim ve matematik ile ilgilenmeyi ihmal ederek ve hatta reddederek kendilerini zayıflattılar. Müslümanların içinde bulundukları bu miyopluk hali bugün hâlâ devam ediyor.
Pek çok Müslüman, ülkesini modernleştirmeye çalıştığı için hâlâ modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü suçluyor. Ancak ileri görüşlülüğü Türkiye'deki İslam'ı ve İslam için de Türkiye gibi bir ülkeyi koruyan Atatürk olmasaydı, Türkiye bugün Müslüman olur muydu?
Yolumuzu kaybettik
Kuran'ın gerçek mesajını anlayamamak Müslümanlara yalnızca felaket getirdi. Okumalarımızı sadece din ile sınırlamak ve modern bilimi ihmal etmekle İslam medeniyetine zarar verdik ve dünyada yolumuzu kaybettik.
Kuran, Allah'ın biz gayret göstermedikçe ümitsiz durumumuzu değiştirmeyeceğini söyler. Pek çok Müslüman hâlâ bunu kabul etmiyor ve sadece Allah'a dua etmekle kalıyor. Ancak Kuran bir muska değildir. Onu boynunuza bağlayıp kötülüklere karşı korunamazsınız. Allah zihinlerini geliştirenlere yardım eder. (Lübnan gazetesi, 18 Kasım 2005)