İşler ciddileşiyor

Türkiye ile AB arasında üyelik müzakerelerine başlanacak. Bu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Londra'da yaptığı açıklamadan açıkça anlaşılıyor.
Haber: CHRISTOPH PRANTNER / Arşivi

Türkiye ile AB arasında üyelik müzakerelerine başlanacak. Bu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Londra'da yaptığı açıklamadan açıkça anlaşılıyor. Ankara Protokolü'nün imzalanmasının, Kıbrıs'ın Türkiye tarafından hukuken tanınmış olacağı sonucunu ortaya çıkarmayacağını uzun uzun söylemiş olmasına rağmen. Muhtemel ek açıklamalara, Kıbrıs'ın itirazlarına, AB yönetim değişikliği spekülasyonlarına karşın, kısa bir süre sonra tamamlanacak olan müzakere çerçeve belgesi ile üyelik müzakerelerinin
3 Ekim'de başlamasına yönelik şartlar yerine getirilmiş oluyor. 3 Ekim'de iş ciddiye binecek.
Bu, Türkiye histerisi dolayısıyla geçtiğimiz aylarda dağınık bir hal alan kavramların yeniden güçlendirilmesinin yararlı olacağı anlamına da geliyor. Siyasilerin Avrupa çapında telkin etmeye çalıştıkları imtiyazlı ortaklık tartışma dışı. Avrupa yasaları kataloğunun 35 bölümünün ulusal yasalara aynen alınması ve uygulanması zorunluluğu vardır. AB'nin haziran ayı sonunda aldığı kararla ilgili görüşme yetkisi, genişleme konusunda bugüne kadar verilenlerin en katısı. 'Frene basma' -yani üye ülkelerin büyük çoğunluğunun destekleyeceği ve görüşmelerin askıya alınması- süreci her an durdurabilir. Bunun sonucu yalnızca açık değil, aynı zamanda belirsizdir. Berlin Bilim ve Siyaset Vakfı'nın tanınmış üyelerinden Heinz Kramer, "Üyelik görüşmelerinin start alması, sonu tespit edilmemiş bir oyunun başlangıcı olacak" diyor.
Bu oyun tamamen Ankara ile Brüksel arasında cereyan etmeyecek. Avrupa'da yapılan kamuoyu araştırmalarında Türkiye'nin tam üyeliğine
karşı olanların oranına bakılacak olursa, (Avusturya'da yüzde 80, Almanya'da yüzde 74, Avrupa genelinde yüzde 54) politikacıların, hayır diyenlerin yanında halkçı taktikle saf tutmalarını anlamakta güçlük çekilmez. Aynı şekilde Bay Nagl, Grasser ve Haider veya Strache'nin inatlarının artmasına da akıl ermiyor. Zira Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinden yana olunmasında üyelik müzakereleri, istisnasız tüm Avrupalıların stratejik çıkarınadır.
Katılım cazibesi olmasaydı Türkiye'de geçtiğimiz yıllardaki reformlar gerçekleştirilemezdi. Türkiye üye olmazsa, Avrupa güvenliğinin ve
giderek artan refah seviyesinin garanti altına alınması gelecekte çok güç olur. Sınırı olsa da olmasa da Avrupa'nın güvenliği Ortadoğu ve
Yakındoğu'da ağır basıyor. Avrupa bilimi ve ekonomisinin genç ve dinamik topluluklara ihtiyacı vardır. (Avusturya gazetesi, 28 Temmuz 2005)