İtalya'da yeni devre doğru

İtalya'da ısınan havalarla birlikte gelecek hafta sonu yapılacak seçimler nedeniyle siyasal arena da epey ısınmış vaziyette. Hayatın her alanını coşkulu yaşayan İtalyanlar, Casa delle Liberta koalisyonu adayı...
Haber: CENK SİDAR / Arşivi

İtalya'da ısınan havalarla birlikte gelecek hafta sonu yapılacak seçimler nedeniyle siyasal arena da epey ısınmış vaziyette. Hayatın her alanını coşkulu yaşayan İtalyanlar, Casa delle Liberta koalisyonu adayı Silvio Berlusconi ile L'Union merkez sol koalisyonun adayı Romano Prodi arasında geçecek seçimlerin heyecanını da oldukça coşkulu yaşıyorlar. Sokaklarda, restoranlarda, kafelerde, kısacası her yerde yaklaşan seçimlerin heyecanını, belki biraz da İtalyanların Berlusconi'den kurtulabilecek olmalarından ötürü duydukları hazzı hissedebiliyorsunuz. İtalyan solunun onemli kalelerinden olan Bologna şehri, içinden biri olan Prodi'nin zafere böyle yakın olmasından oldukça mutlu.
Biriken sorunlar
Gün geçtikçe artan işsizlik, eksilere dayanan ekonomik büyüme hızı, sayısız ama aynı derecede anlamsız eğitim, sağlık ve kamu reformlarıyla orta sınıfın üzerine binen vergiler Berlusconi'nin tekrar seçilmesini engelleyecek gibi görünüyor. Bologna'da her yerde Berlusconi karşıtı afişler görmeniz mümkün.
Medyanın önemli bir bölümünü, sahip olduğu kanalları ve ülkenin en büyük reklam ajansı atadığı yayım denetleme kurulu üyeleri kontrol eden Berlusconi'yi, artık sahip oldukları da koltuğunu koruması için yardımcı olamayacak. Örneğin devlet kanalı RAI 3'te katıldığı bir programda kendisine ısrarla sorulan Irak ile ilgili sorular sonrası stüdyoyu terk eden Berlusconi daha sonra sunucu Lucia Annunziata'yı da 'solcu' olarak suçlamıştı.
Berlusconi'nin başbakanlık dönemi hiç göz kamaştırıcı değil. AB konseyinin başkanlığını yaptığı dönemde, halkının yüzde 80'inin karşı olduğu Irak savaşına verdiği destekle bu konuda AB'nin siyasi olarak bölünmesinde ciddi rol oynayan, dış politikada başarılı olma ölçüsünü Bush ile senede en çok aynı karede boy gösteren lider olmakla eşanlamlı gören, İtalyan ekonomisini gün geçtikçe daha kötü duruma sürükleyen Berlusconi'nin bu saatten sonra şansının olduğunu söylemek çok zor.
Dünyanın 37. zengini
İtalya'nın en zengin, dünyanın da 37. zengin insanı olan Berlusconi'nin başbakanlığı sırasınca kendisini birçok yasal problemden parlamentoda geçirdiği yasalarla kurtardığı biliniyor. Cebinden 11 milyon avro harcayarak seçmenlerin evine yolladığı 160 sayfalik seçim kampanyası dergisinde, Berlusconi en büyük siyasi başarısını beş senelik dönemde kesintisiz görevde kalmak olduğunu itiraf edecek kadar da ilginç bir figür. Bu dergide yarısı Bush ile olmak üzere, Berlusconi'nin dünya liderleri ile çektirdiği samimi fotoğrafları görmek mümkün.
İki hafta önce Amerikan usulü bir canlı televizyon tartışmasında karşı karşıya gelen Prodi ve Berlusconi'nin bilgi birikimleri ve siyasal nitelikleri açıkça kamuoyunun önüne sunuldu. Merkez solun adayı Prodi, Berlusconi'nin tam zıddı bir karakter. Aşırılıklardan hoşlanmayan, tutarlı bir kişilik imaj çizen ve Bologna'daki mütevazı evinde yasayan Prodi belki de coşkulu İtalyanlar tarafından biraz da sıkıcı bulunuyor. Berlusconi ise şakacı kişiliği, heyecanlı tavrı ve sivri dili ile İtalyanların sempatisini kazanabiliyor. Konuştuğum bazı İtalyanlar sadece Berlusconi'yi engellemek için Prodi'ye oy vereceklerini, fakat bu durumdan da çok hoşnut olmadıklarını söylüyor. 66 yaşındaki Prodi entelektüel birikime ve siyasal tecrübeye sahip, oldukça nitelikli bir siyasetçi. Milano Katolik Üniversitesi'nde ekonomi eğitimi aldıktan sonra, İtalya Endüstri Bakanlığında önemli görevler üstlenen, daha sonra ise Harvard, LSE, Bologna Üniversitesi gibi önemli üniversitelerde dersler veren Romano Prodi'nin ekonomi altyapısı sayesinde İtalya'nın içinde bulunduğu sıkıntılı dönemde önemli açılımlarda bulunması umuluyor.
Siyasi ideolojilerden çok, genellikle siyasi karakterler arasında geçen seçim rekabetlerine sahne olan İtalya, bu iki aday arasında geçen seçim mücadelesine ilk defa tanık olmayacak. 1996'da da Prodi ve Berlusconi karşı karşıya gelmiş, Prodi büyük bir zaferle, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ilk sol eğilimli hükümet olarak seçimleri kazanmıştı.
Prodi'nin 9-10 Nisanda da ipi gögüsleyecek taraf olduğuna önde gelen en son üç kamu oyu araştırması (IPR Marketing Berlusconi % 47-Prodi % 52, TNS Abascus Berlusconi % 48-Prodi % 51.5, GfK Eurisko Berlusconi % 46.7- Prodi % 52) neticesinde kesin gözüyle bakılırken, İtalyan seçmeninin tutarsızlığının da dikkate alınarak, siyasette her olasılığa hazır olunması gerekiyor.
Maastricht kriterleri
2006 İtalya seçimlerinin kaderini hiç şüphesiz ekonomi belirleyecek. AB ülkeleri için geçerli olan Maastricht kriterlerinin şart koştuğu gayrisafi milli hasılanın yüzde 3'ünü geçmemesi gereken bütçe açığı, İtalya'da yüzde 4.1'lerde. 2005'teki büyüme hızı sadece yüzde 0.1'di. Geçtiğimiz yıl Berlusconi döneminde neredeyse sıfır büyümenin gerçekleştiği ikinci sene olarak kayıtlara geçti. Artık bu olumsuz tablonun eksi değerlere kaymasından korkuluyor. Bütçe açığını yüzde 3'ün altına indirmek, var olan işsizliği azaltmak, seçimin galibi kim olursa olsun gelecek hükümetin önündeki sıkıntılar olacak. Romano Prodi'nin ekonomi programının da kemikleşmiş bu sorunları çözmekten çok uzak olduğu bazı akademisyenler tarafından dile getiriliyor.
Parlamentodaki olası dağılım
Yaptığı açıklamalara rağmen Berlusconi seçimleri kaybedeceğinin farkında. Birçok İtalya'nın beklentisine rağmen bu yenilgi onun siyasal kariyerinin sonu olmayacak. Başbakanlığı Prodi'ye kaptıracak olsa da, 630 üyeli parlamentoda en az 100 koltuğu, 315 üyeli senatoda da en az 60 koltuğu almasına kesin gözüyle bakılan Silvio Berlusconi görev süresinin dolmasına az kalan Devlet Başkanı Carlo Azeglio Ciampi'nin yerini koalisyon sayesince senatodaki oyların üçte ikisini alarak kazanabilir.
Bu seçimlerin sonucu sadece Silvio Berlusconi döneminde çok yara alan İtalyan demokrasisinin ve ekonomisinin geleceğini değil, Avrupa kıtası başta olmak üzere bütün dünyayı da çok yakından ilgilendiriyor. Avrupa Birliği'ni Quartet, G-8, G-20, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası platformlarda AB Komisyonu Başkanı statüsü ile temsil eden, beş yıl boyunca Avrupa Komisyonu Başkanlığı'nı başarıyla üstlenmiş olan Romano Prodi, gelecek dönemde birleşik Avrupa projesine İtalya Başbakanı olarak da önemli katkılarda bulunabilir. Fakat her seçim gibi İtalya seçimleri de süprizlere açık. 10 Nisan 2006 günü hep birlikte bu ilginç mücadelenin sonucunu ögrenip bu konuda daha sağlıklı yorumlar yapabileceğiz.

Cenk Sidar: Johns Hopkins üniversitesi, SAIS Bologna