scorecardresearch.com

İyi yolculuklar Dünya Bankası

İyi yolculuklar Dünya Bankası
11/10/2011 02:00
Bugünün dünyası, artık ABD merkezli değil. Hem IMF'nin hem de Dünya Bankası'nın Washington'da bulunması gereksiz; birinin taşınması şart.
Haber: LEX RIEFFEL / Arşivi

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan küresel ekonomik yapının üç taşıyıcı sütunundan biri olan Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) merkezi İsviçre’de; diğer ikisinin, yani Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın ise Washington’da. Bu ikisinden en az birini ABD dışına taşımanın zamanı geldi.
Dünya Bankası’nı taşımak, IMF’yi taşımaktan çok daha mantıklı. Bilhassa Dünya Bankası’nın ABD’de operasyonlar yürütme görevi yok. IMF’nin (pek az insanın idrak ettiği) en önemli fonksiyonuysa, tam tersine uluslararası para ve finans sistemlerinde en büyük rolü oynayan ülkelerin ekonomi politikalarını değerlendirmek. ABD dünyanın en büyük ekonomisi olduğu ve en derin finans piyasaları Amerika’da bulunduğu sürece, IMF’nin merkezinin Washington’da olması mantıklı.
Dünya Bankası’nın operasyonlarıysa, IMF’den farklı olarak ezici oranda kalkınmakta olan ülkelerde yürütülüyor. Bu yüzden Dünya Bankası’nı taşımak konusunda sağlam bir gerekçe ortaya konabilir. 

Neden taşınmalı?
Bunu yapmanın üç ikna edici sebebi var:
Birincisi, dünya artık ABD merkezli değil. Dünya Bankası’na (yanı sıra IMF’ye) geniş tabanlı uluslararası destek, onun ABD politikalarının bir aracı olduğuna dair yaygın inancın değişmesine bağlı. Dünya Bankası’nı ABD dışına taşımak, daha yaygın meşruiyete sahip küresel bir idare sistemine yönelik güçlü bir simgesel adım olacaktır.
İkincisi şu: Dünya Bankası ve IMF’nin Washington’da bulunması (aslında aynı caddede karşı karşıya konumdalar), aralarında önemli bir fark olmadığına dair yaygın kanıyı daha da güçlendiriyor. Halbuki ikisinin tümüyle farklı görevleri var. Birbirlerinden ayrılmaları, her bir kurumu daha etkin kılabilir.
Üçüncüsü, Washington’dan taşınmak, Dünya Bankası’nın ekibi için hiçbir zorluk teşkil etmeyecektir. Yakın zamana kadar Washington, hayat tarzına dair avantajlar sağlıyordu (sözgelimi önde gelen eğitim kurumlarına yakınlık) ve pek az ülke, yüksek nitelikli uluslararası elemanları cezbetmek bakımından Washington’la rekabet edebilir durumdaydı. Ancak artık ABD dışında Washington’la kıyaslanabilir imkânlar sunan onlarca şehir var.
Dünya Bankası’nı Washington’dan taşımanın önündeki en büyük engel, ABD’nin veto yetkisi. Her iki partide farklı sebeplerle Dünya Bankası’nın kapatılmasından memnun olacak aşırılıkçılar bulunsa da, ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçi ve Demokrat liderlerin taşınma fikrine kuvvetle karşı çıkacağı kesin gibi görünüyor.
Taşınmanın pek çok destekçisi Kongre’nin, Washington’dan ayrılması halinde Dünya Bankası’na ayrılan fonda ciddi kesinti yapacağından korkuyor. Böyle bir tepki ABD’nin uzun vadeli çıkarlarına ters düşecekse de, ülkedeki mevcut siyasi atmosfer göz önüne alındığında böyle olacağını kestirmek zor değil. Ancak ABD, Dünya Bankası’na ayrılan fondaki artışları zaten on yılı aşkın bir süredir kısıtlıyor. ABD’nin kestiği paranın Avrupa ile Çin ve Brezilya gibi ülkeler tarafından karşılanması gayet mümkün.
Washington’dan taşınmanın Dünya Bankası’nın ABD tarafından yürütülen operasyonları üzerinde kontrol kaybına yol açabileceği doğru. Fakat şunu da unutmamak lazım: Gelecek yıllarda ABD’nin etkisinde ciddi bir azalma, bankanın merkezi nerede olursa olsun, kaçınılmaz. Yükselen piyasalar, küresel ekonomideki payları sürekli arttıkça güç kazanacaktır.
Peki Dünya Bankası’nı taşımanın maliyeti? Pahalıya patlayabilir. Fakat geçmişteki benzer örneklerde en büyük maliyetler (sözgelimi yeni binaların inşası), yıllar içinde binlerce insan çalıştıran bir kurumdan kazanacaklarının buna değeceğini hesaplayan ev sahibi ülke tarafından karşılanmıştı. 

İstanbul iyi bir seçenek
Geriye tek bir soru kalıyor: Dünya Bankası’nın merkezi nerede olmalı? Afrika’da mı, Asya’da mı, yoksa Latin Amerika’da mı? Dünya Bankası’nı bu bölgelerden birine taşımak, diğer iki kurumla pek uyumlu olmayabilir. Seçenekler arasında Dünya Bankası’nı Batı ile dünyanın geri kalanı arasındaki en bariz köprü konumundaki İstanbul’a taşımak var. Ya da Malezya’nın güney ucundaki Johor; burası kalkınma başarısının parlayan örneği olan Singapur’a uzanan bir köprü niteliğinde.
Diğer olası yerler, bir yanıyla ironik biçimde, Avrupa’yı işaret ediyor. Bunun en önemli sebebi, Avrupa saat diliminin küresel çapta faaliyet göstermek açısından en uygun dilim olması. Dahası, bağışlar açısından Dünya Bankası’na destek, Avrupa’da yaygın ve güçlü.
Fakat bu tartışmalar, taşınma kararı alındıktan sonra yapılabilir. Hepsinin ötesinde önemli olan şu: Dünya Bankası’nın Washington’dan taşınmasına yönelik bir ABD açılımı, dünyanın geri kalanını Amerika’nın kısa vadeli çıkarlarının ötesine baktığına ve küresel kurumlarımızı daha küresel görünür ve düşünür hale getirmenin uzun vadeli yararlarının farkında olduğuna ikna etmek açısından gerekli ve beklenmedik hoşlukta bir jest olacaktır. (Eski ABD Hazine Bakanlığı yetkilisi, TheGlobalist.com ve Radikal’e özel yazı, 4 Ekim 2011)

http://www.radikal.com.tr/106597010659700

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.