Kayıt dışı ile mücadele işin temeli

Daha çalışma yaşamlarının baharında, 38-40 yaşında emeklilikle yaratılan 'genç emekliler cenneti Türkiye' imajı, aslında yalnız görüntüden ibaretti.
Haber: HANİFE ŞENYÜZ / Arşivi

İSTANBUL - Daha çalışma yaşamlarının baharında, 38-40 yaşında emeklilikle yaratılan 'genç emekliler cenneti Türkiye' imajı, aslında yalnız görüntüden ibaretti. Yani sanaldı. Genç yaşta emekli olan insanlar, kayıt dışı çalışan Türkiye'nin umudu olmuştu. Hem yasal hem maliyeti düşük bir işgücü ordusu yaratılmıştı.
Balayı uzun sürmedi. Çünkü, emekliler çalışma yaşamının vazgeçilmezi haline gelirken, işgücü piyasasında fiyatlar aşağı çekilmiş, yeni istihdam kapasitesinde genç nüfusun sayısı artmamış, sistemin aktüeryal dengesi altüst olmuştu.
Yani çalışanların yatırdığı prim, emeklilerin maaşını ödemeye, sağlık hizmetlerini karşılamaya yetmez hale gelmişti. Sosyal güvenlik açıkları 1970'lerde alarm sinyalleri vermeye başlamış, bütçe, belediyeler, KİT'ler gibi karadeliklere sosyal güvenlik de eklenmişti. Bu çarpık yapıyı ilk olarak gören Turgut Özal, ANAP'in ilk iktidarı döneminde emeklilik yaşını kademeli olarak yükselterek önlem aldı. Ancak, alınan bu önlem 1992'de yeniden başbakan olan Süleyman Demirel döneminde 'sil baştan' edildi, eskiye dönüldü.
Sosyal güvenlik açıklarının kartopu etkisiyle büyümesi 1999 yılında ilk sosyal güvenlik reformunun uygulamaya konulmasını zorunlu hale getirdi. IMF ile Yakın İzleme Anlaşması döneminde yapılan ve emeklilik yaşının yükseltilmesi üzerine oturtulan reform, Anayasa Mahkemesi'nin kademeli emeklilik yaşını 58-60'a çıkaran düzenlemeleri törpülemesiyle beklenen etkiyi sağlamadı. Ancak, bu yumuşamaya rağmen yasa ile sosyal güvenlik açıklarının gayri safi milli hasılaya oranı yüzde 4'lerde tutulabildi. Ancak, yapılan hesaplamalar bu açıkların 30 yıl sonra yüzde 7'ye çıkacağı sinyalini veriyor.
Fırsat penceresi
Açıklarda görülen artış eğilimi, 2014'lerde AB kapısını aralayıp girmeyi planlayan Türkiye'nin önünde büyük bir engel. Çünkü, üyelik için ekonomik koşulları belirleyen Maastricht Kriterleri'ne göre, bütçe açığının GSMH'nin yüzde 3'ünden yüksek olmamasını öngörüyor. Bu durumda, yalnız sosyal güvenlik üyelik için önemli bir engelleyici.
İşte sosyal güvenlik reformunun temel hedefi açıkları makul noktaya taşımayı öngörüyor. Üstelik, ilk reformda eksik bırakılan sağlık, sosyal güvenlikte tek çatı ve sosyal yardımlara ilişkin düzenlemeleri de kapsayacak şekilde yani dört başı mamur meclise sunuldu. Reformun temel hedefi, sosyal güvenlik kurumları için kâbus olan yaşlı nüfus kıskacına girmeden, Türkiye'nin 2037 yılına kadar yüksek oranda seyredecek genç nüfusun çalışma hayatına katılımından yararlanmayı öngörüyor. Bu dönemde önemle üzerinde durulması gereken nokta, çalışma hayatına katılacak genç nüfusun kayıtdışı kalmaması. Kayıtlı her istihdam, sosyal güvenlik şemsiyesini sağlamlaştıracak.
Reform ile Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu olarak üç ayrı çatıda örgütlenen 5 ayrı emeklilik sistemi, tek çatıda toplanacak. Tek sistem, birbirinden beslenen kayıt dışılık ve istismarı da sona erdirecek. Sigorta sisteminden kaç kişi yararlanıyorun hesabı da kolay tutulacak.
Reformun en önemli ayağı ise genel sağlık sigortası ve sosyal yardımlar. Sağlık alanında da tek örgütlenme modeli ile hem sosyal devlet ilkesinin daha sağlıklı hayata geçirilmesi hem de sistemin yeni baştan dizaynı öngörülüyor. TBMM'ye, IMF ile yapılacak üç yıllık yeni stand-by'ın önkoşulu olarak sunulan sosyal güvenlik reformunun, kısa sürede yasalaştırılması öngörülüyor.