Kazanan İsrail olmalı

2005 yazı İsrail devletinin tarihinde bir dönüm noktası oluşturdu, ancak taşıdığı önemi ne 'maviler' ne de 'turuncular' henüz tam olarak hazmedebilmiş durumda.

2005 yazı İsrail devletinin tarihinde bir dönüm noktası oluşturdu, ancak taşıdığı önemi ne 'maviler' ne de 'turuncular' henüz tam olarak hazmedebilmiş durumda. İsrail caddeleri hâlâ çekilme karşıtlarının turuncu bayraklarıyla, protesto pankartlarıyla ve hatta orada burada düzenlenen yerleşimci gösterileriyle dolu.
Görünen o ki yerleşimciler ve onların liderleri, günlerini dolduran ve hayatlarına uzunca bir süredir hareket katan bir mücadeleden kendilerini hâlâ kurtarabilmiş değil.
Bu mücadele gelecek günlerde yatışabilir, canlı da kalabilir, fakat mücadelenin közü için için yanmayı sürdürmekte ve yerleşimciler enerjilerini, geri çekilme travmasını derinleştirmek için tasarlanmış bir dizi tuhaf eyleme vakfetmekte. Onlar, İsrail devletinin laik ve hukuksal kimliği (yerleşimler konusundaki mücadele bunun sadece aleni bir ifadesi) ile coğrafi ve demografik geleceğine dair mevcut çatışmada yenildikleri gerçeğini içselleştirmeyi reddeder bir hal içinde.
Tıp alanında 'sanal acı' olarak bilinen bir fenomen vardır; insan, kesilen bir organının acısını yıllar boyunca hissetmeyi sürdürür. Gazze Şeridi'nin İsrail devletinin gövdesinden kesilip atılması süreci de, çabuk ve kararlı olduğu kadar, acılı ve dramatik bir biçimde gerçekleşti.
Fakat İsrail'in bir toplum olarak sağalması, İsraillilerin tümüne, bilhassa da organın kesilmesine karşı çıkan ve cerrahi müdahaleye maruz kalanlara kendisini yakın hissedenlere bağlı olarak başarılabilecek bir mesele.
Doğal olarak Gazze yerleşimcileri bu sürecin ıstırabını uzun bir süre hissedecek; ancak sağcı liderler ve yerleşimci hahamlar, kamuoyunun evlerinden çıkmak zorunda bırakılanlara empati duyan önemli bir kısmının sanal acısını derinleştirme ve kışkırtma yönünde demagojik ve manipülatif araçlara başvurmamalı.
Bu aşamada kaybedenlerin yatışmasını ve yeni durumlarını içselleştirmesini beklemek, bilhassa yaşanan acı henüz tazeyken, mümkün değil belki. Peki ya kazananlar? Eğer geri çekilmenin destekçileri de bu hafta yaşananların önemini içselleştiremezse, bu zorlu cerrahi müdahalenin bütün acısı ve kederi boşa gidecek: Eğer bir zafer kazanıldıysa, bunun nedeni yerleşimlerin yıkılması (ilgili herkes için acılı bir senaryoydu) değil, İsrail'in dayandığı temellerin güçlendirilmesiydi.
İsrail'in bir kez daha dinsel, Mesihçi değil, halkı bir arada tutan demokrasi ve hukuk kurumları temelinde hareket etmesiydi. Bu zaferin heba olup gitmesine izin verilmemeli. Bu ivmeyi devam ettirmek ve yerleşimcilerin Mesihçi yargılarına karşı, İsraillilik temelinde alternatif bir Yahudiliği teyit etmek gerekiyor.
Çekilme beklendiğinden daha hızlı ilerledi. Şimdi, fırtına sonrası sessizliği içinde, herkes, kaybedenler de kazananlar da, teselli bulmayı hak ediyor. Hepimiz dinlenmeyi hak ediyoruz; bunun, devletin kimliği üzerine verilen büyük savaşta sadece bir mola olduğunu unutmaksızın, bir şekilde gevşemeyi hak ediyoruz.
(İsrail gazetesi, başyazı, 25 Ağustos 2005)