Keçi Burcu'ndan zamanı yakalamak

Keçi Burcu'ndan zamanı yakalamak
Keçi Burcu'ndan zamanı yakalamak
CHP'yi en çok eleştirenler ise CHP'nin eski dostları. Bir zamanlar CHP için en çok emek vermiş olanlar. Geçmişte CHP için mücadele veren Demirbaş'ın perspektifi herkesi mutlu etmiş olmalı.
Haber: Dr. Gürbüz Çapan / Arşivi

İçinde bulunduğumuz mekân tarihi bir taş bina.
Son 150 yılında Diyarbakır’a yoldaşlık etmiş bu ketum yapının artık kıdemli sayılan dostlarından biri de benim. İşte şu sağdaki kapı fizyoloji laboratuvarımıza açılıyordu. Az ilerideki eski büyük amfimiz artık açık çalışma ofisi haline getirilmiş. Arka bahçe kapısı aralandığında gördüğümüz müstakil bina ise kadavralara ev sahipliği yapan anatomi laboratuvarımızdı.
Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerinde biz delifişek tıbbiyelilerin zahmetini çekmiş bu yapı şimdilerde Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’na ev sahipliği yapıyor.
Az sonra Kemal Kılıçdaroğlu ’yla birlikte Diyarbakır’ın sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle sohbet imkânı bulacağımız bu bina, kadim ve vefalı bir dost gibi bir kez daha bize dokunuyor.
Toplantıda söz alan, fikir beyan eden sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin bazılarını çok iyi tanıyorum.
Bu arkadaşlarımla Aleviliğin, Kürtlüğün, Türklüğün, Çerkezliğin, şunun ya da bunun bir ayrım ve üstünlük faktörü olarak düşünülmesinin bile ayıp sayıldığı ortak bir geleneğin parçalarıyız.
O gelenek Sünni olduğum halde 30 yıldır “Alevisin” diyenlere karşı Aleviliğimi;
Türk olduğum halde “Kürt’sün” diyerek güya itham edenlere karşı Kürtlüğümü reddetmeme onurunu veren bir gelenektir.
Hem Ticaret Odası’nda hem Diyarbakır Barosu’ndaki toplantılarda herkes lafını eğip bükmeden, açıkça ve mertçe konuşuyor.
Karşılarında her türlü fikri dinlemeyi bilen, lafını eğip bükmeden söyleyen, sitemlerini açıkça dillendiren, namus erbabı Kılıçdaroğlu var.
Bu dürüst diyalog biçimi, bu samimi ve açık üslup beni umutlandırıyor.
CHP ’yi en çok eleştirenler ise CHP’nin eski dostları. Bir zamanlar CHP için en çok emek vermiş olanlar…
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilcisi 40 yıllık mücadele adamı Dr. Selim Ölçer, eski dostlarına tıpkı eskiden olduğu gibi delikanlıca sitem ediyor.
Konuşulacak çok şey var, ne güzel!
Dinleyenler ise dinlemeyi biliyor, ne güzel!
Herkes farklı bir düşüncesini dile getiriyor, bilmediğimiz şeyler değil.
Her söylenen söz, hem kalbimde hem aklımda tek bir cümleye dönüşüyor: “Bizi niye terk ettiniz?”
Evet, sitemlerin, eleştirilerin özü işte bu üç kelime: Bizi niye terk ettiniz?
İşte geri döndük demek istiyorum; “Dostların arasındayız! Güneşin sofrasındayız” demek istiyorum. Cevaplar boğazımda düğümleniyor. 

Haksızlar mı?
 

12 Eylül rejimini suçlamanın bir faydası yok, kendimizi kandırmaktan vazgeçelim artık.
Sosyal demokrat ilkelere gerçekten bağlı bir siyasi partinin olduğu yerde bu duygusal kopuşlar mümkün olabilir miydi?
Mazluma bağrını kapamış bir sol düşünce nerede görülmüştür?
Zulümler ve darbeler insanlığımızı kaybetmenin mazereti olabilir mi?
Faşist 12 Eylül rejiminin suçluluğuna sığınmak da adeta medet umar gibi sorunu çözemediğinden dolayı AKP ’yi suçlamak da aynı aymazlığın ürünüdür.
Sorumluluk, onu taşıyabilme yeteneğine ve kudretine sahip olanlarındır.
Sorumluluk bizimdir, sosyal demokrasinindir, solundur.
Herkesin anlaması gereken şudur:
Eğer sol Kürtüyle kucaklaşırsa Türkiye Kürtüyle ancak o zaman kucaklaşacaktır.
Türkiye’nin önündeki tek gerçekçi bütünleşme ve birlik projesi budur.
Hareketli öğrencilik yıllarımdan başlayarak yerel yönetimlerde sorumluluk aldığım kırk yılı aşkın süre zarfında çok farklı insanları tanıma imkânını en büyük tecrübem olarak görürüm. Hâlâ enerjimin büyük kısmını insanımızı birbirine anlatmakla harcıyorum. Bütün samimiyetimle inandığım şey; bu ülkede bir arada yaşama aklının güçlü bir şekilde var olduğudur. Herkese düşen temel sorumluluk insanlarımızın arasındaki yabancılaşmayla mücadele etmektir. Bunun temel yöntemi ise apaçık ortada: Diyalog.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in ziyaretimiz sırasında yaptığı sağduyulu, sorumluluk sahibi ve birleştirici konuşmalar bu diyalogların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ispat eder nitelikteydi.
Geçmişte CHP için mücadele verdiğini çok iyi bildiğimiz Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ın Türkiye’nin gerçeklerini kavrayan perspektifi herkesi memnun etmiş olmalıdır diye düşünüyorum. Bölgenin akıl ve birikim sahibi siyasetçilerinin bu ülke için bir şans olduğunu görmek lazım. Diyarbakır benim hamurumu mayalayan şehir. Benim sevgilim. Ona dokunmak üzere yola çıktığımız bayramın ikinci gününde o güzel yüreğini açan, sokaklarını ayaklarımızın altına seren şehir…
CHP Genel Başkanı’yla birlikte üç bin yıllık Keçi Burcu’ndan Hevsel Bahçeleri’ne bir kez daha bakarken uçup giden zamanı elimi uzatarak, eteklerinden tutmak, yakalamak istiyorum.
Nâzım’dan bir şiir mırıldanarak sevgilime, Diyarbakır’a:
“Bak işte geri döndük” demek istiyorum.
“Dalgaları karşılayan gemiler gibi,
Gövdelerimizle karanlıkları yara yara
Çıktık, rüzgârları en serin
Uçurumları en derin
Havaları en ışıklı sıra dağlara…
Arkamızda bir düşman gözü gibi karanlığın yolu…
Önümüzde bakır taslar güneş dolu.
Dostların arasındayız!
Güneşin sofrasındayız!”

(Esenyurt Kurucu Belediye Başkanı)