'Kelt Kaplanı' Lizbon'a 'Evet' dese de

'Kelt Kaplanı' Lizbon'a 'Evet' dese de
'Kelt Kaplanı' Lizbon'a 'Evet' dese de

İrlanda Başbakanı Cowen bu kez halkına ?anlaşmayı reddedersek ekonomik durgunluktan çıkamayız? uyarısı yaptı. FOTOĞRAF: AP

İrlanda 2008'de reddettiği Lizbon Anlaşması için dün sandık başındaydı. 'Evet' öne çıksa da Polonya, Çekya ve Finlandiya'daki sıkıntılar yüzünden AB diken üstünde

DUBLİN - İrlanda, çöpe giden Avrupa Anayasası’nın yerini alıp AB’nin kurumsal yapısını reforme edecek Lizbon Anlaşması için dün ikinci kez referanduma gitti. Sonuçlar bugüne kalırken Brüksel’in ‘sopa’ tattiği güttüğü Haziran 2008’deki ilk referandumda anlaşmayı yüzde 53.4’lik ‘Hayır’la reddetmiş İrlandalıların bu kez bazı tavizlerle kendini gösteren ‘havuç’ taktiğini ödüllendirmesi umuluyor. Anketler ‘Evet’in yüzde 55’i bulduğunu, ‘Hayır’ın yüzde 27’ye gerilediğini gösteriyor.
Geçen yıl AB dönem başkanı Fransa, zaten ‘kürtaj yasağının kaldırılacağı’, ‘vergilerin artacağı’ ve ‘tarafsızlığın kalkacağı’ kaygısı taşıyan İrlandalıları “Başarısızlığın kurbanı siz olursunuz” diye tehdit ederek öfkeye yol açmıştı. Bu kez AB tehditleri bırakıp İrlandalılara çeyrek yüzyılda AB’den aldıkları 62 milyar avroluk yardımları hatırlattı. Bilgisayar devi Dell’in Dublin’deki fabrikasından çıkartılan 2 bin 400 işçiye 15 milyon avro yardım kararı alan Avrupa Komisyonu, 150 bin avro karşılığında Irish Sunday’e anlaşmanın kılavuzunu dağıttırdı.
Geçen yıl işadamı Declan Ganley’in ‘Hayır’ kampanyası etkili olmuşken, bu kez Ryanair, hükümetten ulusal havayolu şirketi Aer Lingus’u satın almasına yardımcı olacağı umuduyla ‘Evet’ kampanyası için 500 bin avro harcadı. ‘Kelt Kaplanı’ olmakla övünen İrlandalılara ‘AB üyeliği olmasaydı kaderiniz İzlanda gibi olurdu’ propagandası yapıldı. Başbakan Brian Cowen de Avrupa’da yalnızlaşacakları uyarısı yaptı. Brüksel de anlaşma maddelerini değiştirmese de küçük ülkelerin Komisyon’ndaki koltuk sayısının azalmayacağı, vergiler, tarafsızlık ve kürtaj konusunda garanti verdi. Anlaşma karar almayı zorlaştıran ‘oybirliği’ yerine ‘çoğunluk oyu’ sistemini, AB başkanlığı ve dışişleri bakanlığının tesisini ve Avrupa Parlamentosu’na daha fazla hak öngörüyor. 

Bir de Aaland sürprizi
Olası ikinci ‘Hayır’, entegrasyona esaslı darbe olarak görülürken, Dublin’in ‘Evet’i de düğümleri çözmüyor. Onayda isteksiz Polonya ve Çekya anlaşmayla ilgili süreci tamamlamadı. Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski, İrlanda’nın sonucunu; Çek meslektaşı Vaclav Klaus, anayasa mahkemesindeki itiraz başvurusunun neticesini bekliyor. Britanya’da Haziran 2010’deki seçimi kazanması beklenen muhafazakarların Lizbon’u referanduma götürmesi kaygısı da baki.
Bir sorun da Finlandiya’da yaşanıyor. Helsinki anlaşmayı 2008’de onayladı ama sürecin tamamlanması için özerk Aaland Adaları’ndan onay gerekiyor. Eski İsveç toprağı 27 bin nüfuslu Aaland’ın 30 üyeli parlamentosunda üçte iki çoğunluğu sağlamaksa dert. İsveç dili konuşan adalılar, ‘Evet’e karşı AB siyasetinde söz hakkı istiyor. Adalılar Helsinki’yi özellikle avlanma ve denizcilik konularında Brüksel’den istisnalar koparmamakla suçluyor. AB’nin nemli tütün yasağı adayı vurmuştu. (Dış Haberler)